Kürt sözlü kültürünün önemli temsilcilerinden olan dengbêjler, belleklerinde yer edinmiş olan önemli olayları geçmişin derinliklerinden günümüze taşımışlardır. Dengbêjlerin bu aktarımları kültür, tarih ve dengbêjliğin sürdürülebilirliği açısından önemli kaynaklardır. Dengbêj Reso da söylediği kilamlarla ve bu alandaki üretkenliğiyle dengbêjlik geleneğinin önemli taşıyıcılarından biri olmuştur.

Dengbêj Reso 1902’de (Doğum tarihi konusunda farklı bilgiler olduğu için biz, oğlu Abdulkerim Güner’in bize verdiği biligileri esas aldık) Iğdır’da doğdu. Ailesi Erivan’dan gelip Iğdır’a yerleşen Dengbêj Reso, I. Dünya savaşından sonra ailesiye birlikte buradan göç ederek Erzurum’un Karayazı ilçesine bağlı Gopala Köyü’ne yerleşirler. Dengbêj Reso, Gopala Köyü’ne geldiğinde 17-18 yaşlarındadır; burada uzun bir süre yaşayıp ve dengbêjliğiyle nam saldığı için Resoyê Gopala olarak da tanınmaktdır.

Reso, çocukluk yıllarında kilam söylemeye başlamıştır ve bu durum amcası Evdo’nun ilgisini çekmiştir. Amcasının bu ilgisini Araştırmacı Yazar Ahmed Aras şöyle anlatıyor: “Bir gün Gulêya File (Evdalê Zeynikê ile atışmasıyla tanınan kadın dengbêj) Iğdır’da bir cemaatte kilam söylerken, o gün Reso da amcasıyla birlikte oraya gider; amcası Gulê’ye der ki ‘ Hele bu çocuğu bir dinle, nasıl söylüyor’. Gulê, Reso’yu yanına oturtur ve ondan bir-iki kilam söylemesini ister. O zamanlar yaklaşık 80 yaşında olan Gulê, Reso’ya ‘Tamam yeter, kulağımın zarını patlattın’ der ve amcası Evdo’ya dönerek, Reso’ya iyi bakmalarını, ileride iyi bir dengbêj olacağını söyler.”

Reso, her ne kadar küçük yaşta kilam söylemeye başlamış olsa da daha çok askerliğini yaptıktan sonra tanınmaya başlar. Askere gittiğinde evli ve 32 yaşındadır. O dönemlerde kendisi ve kardeşi nüfusa kaydedilmedikleri için doğal olarak bir nüfus kağıdına da sahip değildirler. Bu durumu fırsat bilen bazıları onları şikayet eder ve devlet güçleri onları tutuklayıp askere gönderir. Böylelikle Dengbêj Reso’nun 4 yıl süren askerlik macerası da başlamış olur. Reso askerliği boyunca dengbêjliğini icra etmeye çalışır; bazen nöbet tutarken, bazen de arkadaşlarıyla bir araya geldiklerinde oturup onlara kilamlar söyler. ama bu durum onun birçok zorlukla karşılaşmasına sebep olur. Reso’nun Kürtçe kılam söylediğini duyan komutanı onu döverek cezalandırır ve bir daha kılam söylemesini yasaklar . Ama Reso gördüğü şiddet karşısında sessiz kalsa da kilam söylemekten vazgeçmez. Komutanın uyguladığı şiddetle sonuçlanan bu durum, birkaç kez tekrar eder. Bir gün yine Reso arkadaşlarıyla bir araya gelip, onlara kilam söyler. Bunu gören aynı komutan gelip Reso’yu tokatlar. Bunun üzerine Reso, komutana tepki göstererek: “ Komutanım, ne yapsanız da ben türkü söylemeyi bırakamam, çünkü bu durum benim ruhuma işlemiş; ne yapsam da engel olamıyorum, ancak silahını çekip öldürerek kurtulabilirsin benden” deyip isyan eder. Reso’nun bu kararlı tavrı karşısında şaşkına dönen komutan, ona bir daha müdahale etmez. Aksine Reso’nun bağıra bağıra kilam söylediği bir günde yanına giderek, “Türkçe de söyleyebiliyor musun?” diye sorar. Reso söyleyebildiğini belirtince, ondan Türkçe bir türkü söylemesini ister, bunun üzerine Reso, komutana uzun hava tarzında 'Mehmet Çavuş' türküsünü söyler. Sonra Kürtçe bir kilam söylemesini ister. Kürtçe söylediğinde oldukça etkilenen komutan, “Ben Kürtçe anlamıyorum ama sesin beni çok etkiledi, çok ilginç bir ses” deyip Reso’yu sanatını icra etme konusunda serbest bırakır. Böylece dengbêjliğe tutkuyla bağlı olan Reso kilamlarını söylemeye devam eder. 

Dengbêj Reso askerden döndükten sonra düğün ve cemaatlerde kilam söylediği için köy işlerini aksatır, bundan dolayı babası kendisine kızar ve sorumluluk alması için evini ayırır. Bunun üzerine Reso, Kop’un (Bulanık) Xêrgîs köyüne taşınır ve orada çobanlık yapmaya başlar. Ancak köylüler onu sevip saydıkları için çobanlık yapmasına izin vermezler, kendisinin yerine çobanlık yaparlar. Reso, her dengbêj gibi birçok yeri gezer. Xêrgîs köyü dışında Piyong, Qereaxil gibi köylerde kalır ve ömrünün son yıllarını Muş merkeze bağlı Pag köyünde geçirir.

  Dengbêj Reso, Serhat dengbêjlik geleneğinin önemli dengbêjlerinden biri olduğu için bu geleneğin temsilcisi olan diğer dengbêjlerle bir araya gelip aynı divanda kilam söyleme imkanına sahip olur. Dengbêj Ferzê’nin kilamlarındaki inanç, yaşam ve kahramanlığa dair imgeler, Reso’nun dikkatini çeker ve Ferzê’ye hayran kalır. Bu hayranlık daha sonra ikisi arasında iyi bir dostluk ilişkisine dönüşür. Hatta  yanında dengbêjlik eğitimi alan yeğeninin kendisinden utandığını düşünen Reso, daha iyi bir eğitim alması için onu Ferzê’nin yanına gönderir. Dengbêj Reso her ne kadar “Têlî” gibi aşk kılamlarını icra etmiş olsa bile, daha çok “Wey Lo”, “Reben im”, “Lo Mîro”, “Axayo Hey Li Min” ve “Nemînim” gibi “kilamê mêraniyê” denilen yiğitlik ve kahramanlık kilamlarıyla tanınmaktadır.

Bazen dengbêjler, dinleyicilerinin dertlerini dinleyerek psikolojik destek sağlamışlardır. Derdi olan bazı dinleyiciler, bir dengbêj bulup dertlerini anlatmaya çalışmışlar. Dengbêj Reso da dinleyicilerinin dertlerini dinleyerek onlara yardımcı olmaya çalışmıştır. Örneğin Vartolu bir ağa olan Şeyh Badin’in bir oğlu genç yaşta vefat eder ve Şeyh Badin günlerce oğlunun arkasından ağlar. Ancak gözyaşı bir türlü dinmez. Sonra Şeyh’e Reso’nun çok güzel kilam söylediğinden bahsederler. Bunun üzerine Şeyh, “Gelip bana kilam söylesin, belki içimdeki acı diner” diyerek Reso’yu davet eder. Daveti kabul eden Reso, Şeyh Badin’in evine geldiğinde şeyhin ağladığını görür ve ona, “Sen ağlarsan ben kilam söyleyemem, ben de ağlarım” der. Şeyh Badin Reso’nun bu durumdan etkilenmemesi için başını bir puşiyle örter. Reso birkaç kilam söyledikten sonra Şeyh Badin puşisini kaldırır. Ağlamaktan elbiseleri ıslanan şeyh, Reso’ya dönerek, “Kaç zamandır yanan yüreğim artık sızlamıyor” der ve o günden sonra ağlamaz.

Sesiyle dertlere çare olmaya çalışan ve toplumda büyük bir saygınlık kazanan bu dengbêjimiz, 1969’da başından geçen talihsiz bir olaydan sonra sesini kısmen yitirir ve eskisi gibi kilam söyleyemez. Reso’nun oğlu Abdulkerim Güner bu talihsiz olayı şöyle açıklar: “Babam bir dostunu ziyaret etmek için Riha'ya (Urfa) gidiyor ve birkaç gün burada bir dostunun yanında kalıyor. Dostu onu Pirsûs'un (Suruç) bir köyünde düğüne götürüyor. Bu köydeki düğünde, babamla birlikte 7 dengbêj kilam söylüyor, fakat bu diğer dengbêjler babamın karşısında duramayıp yeniliyorlar. Bu duruma hazmedemeyen dengbêjler kahveye kına katıp babama içiriyorlar. Babam bir iki gün sonra hastalanıyor, sesini yitirerek konuşamaz hale geliyor.” 

Bu olaydan sonra Dengbêj Reso tedavi olmak için birçok hastane dolaşır ancak ses telleri ciddi biçimde zarar gördüğü için eski sesine kavuşamaz. Söze sesiyle can veren bir dengbêj için en büyük acı sesini yitmiş olmasıdır. Reso eski sesini yitirmiş olsa da kilamlarını söylemeye devam ederek acısını dindirmeye çalışır. Başkalarının derdine söylediği kılamlarla derman olmaya çalışan Dengbêj Reso, yakalandığı kanser hastalığına yenik düşerek, 1983 yılında Pag köyünde vefat eder.