
Toprağını ekip biçtiler. Evlerinin gölgelerinde yaz güneşinden korundular. Güzel kaynaklarından su içtiler. Dostlarına, güzel insanlara içirdiler.
Tırnaklarından toprağı, yollarından ayak izleri, sokaklarında gölgeleri eksik olmadı.
O topraklarda önce atalarının ataları, sonra ataları şimdi ise kendileri direniyor. Çünkü son üç gün içinde Türkiye destekli silahlı çete gruplarının saldırılarına rağmen bir gün bile oradan ayrılmadılar. Herkesten önce gençler silahlanarak, yaşlıları evlerinin önüne oturarak, kadınlar yiğit Kürt çocuklarına yemek, ekmek taşıyarak, çocukları ellerine taş alarak kentlerini, topraklarını korumaya çalışıyor.
Köklerine bağlı kalanlar
Serêkaniyêliler köklerine, topraklarına hep bağlı kalarak yaşadılar. Tarihin derinliklerinde dedeleri direnenler, bugün Türkiye destekli çete gruplarının saldırılarına karşı direniyorlar. Gece gündüz, soğuk sıcak, karanlık aydınlık demeden o mevziden bir başka mevziye koşarak kentlerine koruyorlar. Kürt’ü, Çerkez’i, Ermeni’si, Arap’ı, Çeçen’i omuz omuza vermiş kentlerini koruyorlar.
Kentlerini, topraklarını korumak için Serêkaniyêliler büyük bedeller ödedi. Evleri yakılıp yıkıldı, malları mülkleri talan edildi, birçoğu evlerinden, yurtlarından edildi. Ancak bazıları ilk günden son güne kadar biz topraklarımızı, kentimizi, yurdumuzu bırakmayacağız diyerek direndiler.
Son üç ayda Serêkaniyê’ye yönelik silahlı çete gruplarına karşı direnerek köklerine ne denli bağlı kaldığı gösteren ailelerden biridir Qewas ailesi. Qewas ailesi Serêkaniyê’de sonuna kadar kalarak direnen ailelerden sadece bir tanesi. Onun gibi onlarca, yüzlerce, binlerce aile var.
Kasım 2012 yılında çete grupları Serêkaniyê’ye Türkiye’den giriş yaparken kentlerinde olup biteceklerden habersizdiler. Aslında bunun yeri bir işgal girişimi olduğunu biliyorlardı. Ama buna direneceklerdi. Canları, kanları pahasına sevdalı oldukları toprakları koruyacaklardı. Büyüklerinden kendilerine bir miras olarak kalan topraklarına gelen yabancıların iyi şeyler için gelmeyecekleri öğütü aslında onlara olacakları az da olsa gösteriyordu.
Ve sonunda nihayet dedelerinin öğütü olan kötü amaçlar için gelen yabancıların istila ve yeniden işgal amaçlarını gerçekleştirmek için evlerine, iş yerlerine, topraklarına saldırıları başladı.
Çok sevdikleri Serêkaniyê için savaştılar
Saldırıların ikinci gününde Serêkaniyê Halk Meclisi Başkanı Abid Helil, çetelerin mermilerine hedef oldu ve 12 Kasım’da vuruldu. Ardından aynı aşiretten, aileden olan Ahmet Qewas 20 Kasım’da çetelerle şiddetlenen savaşta YPG güçlerinin yanında savaşırken bir çatışmada yaşamını yitirdi. Ehmet Qewas çok sevdiği, uğrunda canını verdiği Serêkaniyê’de arkadaşları tarafından görkemli bir törenle toprağa verildi. Savaş sırasında birçok aile küçük çocukları, kadınları ve yaşlıları savaşın dışındaki bir alana göndermişlerdi. Ama eli silah tutan gençler YPG’nin yanında yer alarak diğer kardeş halkların çocuklarıyla birlikte Serêkaniyê’yi savunmaya devam etmişlerdi.
Anne oğlunun yanına gömüldü
Ehmet Qewas’ın annesi Emine Haydar İbrahim de, kentten çıkmama ısrarlarına rağmen savaşın dışındaki bir alana gönderilmişti. Ehmet yaşamını bir çatışmada yitirince, savaşın dışında kaldığı alanda haberini almıştı. Aldığı haberle yıkılmıştı. Ama oğlunun kentini koruması için canını vermiş olmasıyla da gurur duyuyordu. Ama hala oğlunun mezarını görmüş değildi. Zaten insanlar için en zor olan şeylerden biri de ölülerinin mezarlarını görememesidir. Anne Emine bu hasreti gidermek için yılın son günü olan 31 Aralık’ta yani Serêkaniyê’nin ikinci savaşından sonra oğlunun mezarını görmek için kente gitti. Mezarlığa feryat figan ve çetelere lanet yağdırarak giren anne Emine Haydar İbrahim, oğlunun mezarını görür görmez fenalık geçirdi. Yüreği kentini, yurdunu, topraklarını korurken canını veren oğlu Ehmet’in mezarına görmeye yetmemişti. Oğlunun mezarının başında yaşamını yitirmişti Emine Ana...
Ve birkaç saat içinde oğlunun yanında hazırlanan mezarına Emine Ana da gömülmüştü. Oda tıpkı ataları, dedeleri, nineleri gibi doğdukları topraklara gömülmüştü. Doğurup büyüttüğü ve çetelerin saldırıları sonucu yaşamını yitiren oğlunun yanına hem de...
Çok geçmeden yaklaşık bir ay sonra yani 16 Ocak 20113 günü bir kez daha çete grupları Serêkaniyê’ye saldırdı. Bu saldırıdan bir gün sonra yani 17 Ocak’ta aynı aileden Ferhat Qewas yaşamını yitirdi, kardeşi Halit Qewas da ağır yaralandı.
Ferhat Qewas ise tıpkı diğer akrabaları, aile fertleri ve Serêkaniyê’ye sevdalı, toprağına bağlı insanlar gibi bir gün bile topraklarını bırakıp çıkmamıştı. Gece nöbette, gündüz mevzide, kent sokaklarında çatışmaların olduğu her yerde biterek topraklarını, yurdunu, evini, köklerini savunmuştu. Ve uğrunda ölecek kadar çok sevdiği topraklarını kendisinden önceki arkadaşları ve akrabaları gibi canını vererek savunmuştu.
Bir hafta geçmeden ayın 25’inde aynı aileden bu kez dört çocuk babası Ebdurrehman Qewas çete gruplarına yönelik YPG güçleriyle birlikte içine girilen direnişte yaşamını yitirdi. Eşi ve çocukları ile ailenin diğer üyeleri ve yurtsever Rojava halkı onu bağrına basarak görkemli bir törenle toprağına emanet etti.
Ebdurrehman Qewas ile birlikte Qewas ailesi diğer adıyla Dêvê’ler olarak Serêkaniyê’de bilinen aile dördüncü yiğit evladını Serêkaniyê’yi savunmak için yapılan direnişte yitirdi. Bir de ana vardı. Oğlu Ehmet Qewas’ın mezarı başında yaşamını yitiren Emine Ana ile birlikte Qewas ailesi topraklarını savunmak için şu ana kadar beş yiğit insanını verdi.
Qewas ailesi Serêkaniyê’ye sevdalı ailelerden sadece bir tanesidir. Serêkaniyê’de yaşayan ve bir gün dahi topraklarını bırakmayan, bırakmak istemeyen ve hiçbir koşulda bırakmayacak olan binlerce, on binlerce aileden sadece bir tanesidir.
‘Dayımın kentini koruyacağım’
Bunu en iyi Rustem Cudi’nin yeğeni Rodi Osman anlattı: “Dayımın kentini koruyacağım. Çünkü o kentte dayımın çocukluğu, gençliği var. Oyunlarını oynadığı sokaklar var. Oradan yani dayımın kenti olan Serêkaniyê’den bir an bile ayrılmak ona, tarihimize, topraklarımıza ihanet etmişiz gibi geliyor bana.” Osman, aslında bağlı kaldıkları kutsal değerleri savunmaya ne kadar kararlı olduklarını gösteriyor…
O yüzden Serêkaniyê’liler için topraklarını korumak bir sevdadır demek yanlış olmaz. Onlar topraklarına, ölmüş atalarına, toprakta kalan tırnaklarına bağlı insanlardır. Onun için ölümüne direniyorlar. Köklerine bağlılıklarının gücüdür onları bu denli bir direnişe sevk eden….
SEYİT EVRAN