
Eşbaşkanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, Kürdistan halkı, Türkiyeli barışsever ve Kürt sorununun çözümünden yana olan kesimlerin, 1 Eylül’de Kürt Özgürlük Hareketi'nin atığı adımlar karşısında bir kez daha AKP Hükümeti'ni demokratik çözüm yönünde adım atmaya davet ettikleri hatırlatıldı. AKP Hükümeti'ne 'çözüm yönünde artık somut, gözle görülebilir anayasal, yasal düzenlemeler yap, Kürtlerin tüm haklarına anayasada yer ver' çağrısında bulundukları anımsatılan açıklamada, "Kürt sorununun çözümü için adım atılması beklenirken Bagok dağında bulunan Agît Suruç Şehitliği'ne Türk sömürgeci güçleri saldırı düzenlemiştir. Saldırıda şehitlik tahrip edilmiş, bazı şehitlerin cesetleri mezarlıklarından çıkarılıp kaçırılmıştır. Bu saldırıyı Kürt halkının varlığına, değerlerine en büyük hakaret olarak görüyor, bu saldırıyı yapan ve yaptıranları şiddetle kınıyor, protesto ediyoruz" denildi.
En kutsal mekan
Şehitlerin bir halkın en kutsal değeri olduğunun altı çizilen KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı açıklamasında, hiçbir ahlakta, kültürde, inançta, dinde, felsefede, ideoloji ve siyasette mezarlara ve mezarlıklara saldırının olmadığı vurgulandı. Açıklamada, "Bir halkın en kutsal değerleri şehitleridir. En kutsal mekanlarıysa şehitlikleridir. Çünkü her halk ve ülke şehitleri ile kendisini var etmiştir" vurgusu yapıldı.
Kürt halkına saldırıdır
Kültürel soykırıma maruz bırakılan Kürdistan halkının, varlığını ve özgürlük mücadelesini bugünlere taşımada yaşamlarını feda edenlerin Kürdistan halkında kutsallık derecesinde değerleri olduğuna dikkat çekilen Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı açıklamasında, "Çünkü onlar köle ve uşak olarak yaşamaktansa özgürlük ve onurlu bir yaşam için hayatlarını ortaya koydular; onurlu ve özgür yaşamın yolunu gösterdiler. Dolayısıyla bu saldırı en başta da Kürt halkına yapılmış bir saldırıdır. Kürt halkının hiçbir değerine saygı gösterilmediğinin en somut ifadesidir" belirlemesi yapıldı.
Hükümet politikasının sonucu
Bu saldırıyı "sıradan, basit, yerel güçlerin bir kararı veya uygulaması olarak" görmediklerini kaydeden KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, açıklamasını şöyle sürdürdü: "Bu saldırı ne kendini bilmez bir valinin emriyle ne de polis ve askerin kararıyla olmuştur. Hükümetin politikası ve uygulamaları bu saldırıları teşvik etmiş ve cesaretlendirmiştir. AKP Hükümeti'nin çözüm yönünde bugüne kadar hiçbir adım atmamasıyla yakından bağlıdır ve onun bir devamıdır. Mezarlıklara bu saldırı Türk devletinin ve AKP Hükümeti'nin Kürt sorununun demokratik çözümü doğrultusunda ve Kürtlerle adil bir barış yapmada bir zihniyet ve politika değişikliği olmadığının göstergesi olmaktadır. Bugüne kadar anayasa ve yasalarda Kürtlerin varlığının tanınmasına dönük herhangi bir adım atılmamış, çözüm yönünde ikna edici bir tavır ve tutum gösterilmemiştir. Kürt haklının varlığını ve özgür yaşamını kabul etmediklerinden, Kürt halkının en temel talepleri için yaşamını verenlere de hala düşmanca yaklaşmaktadırlar. Bu saldırı Kürtlerin ölüsüne de, dirisine de hala saygı gösterilmediğinin ve Kürt’e her türlü uygulamanın reva görüldüğünün kanıtıdır."
Serhildan yükseltilmeli
Şehit yakınların şehitliklerde "evladım yalnız benim değil, tüm Kürt halkının şehididir" diyerek, Kürdistan halkına emanet ettiklerine dikkat çekilen açıklama, şöyle tamamlandı: "Sömürgeci Türk devletinin işgalci ordu birlikleri şehit ailelerinin tüm Kürdistan halkına emanet ettiği bu değerlere saldırmaktadırlar. Bu saldırı son derece bilinçli yapılmıştır. Bu nedenle halkımız şehitliklere saldırının ne anlama geldiğini görmeli, bu temelde devrim şehitlerine sahip çıkarak protestolarını ve bu yönlü serhildanlarını yükseltmelidir. Hükümet ve olayın olduğu alandaki askeri ve idari yetkilileri bu konuda özür dilemeli ve bu olayın sorumlularını bularak yargı önüne çıkarmalıdır. Ancak böyle yaklaşılırsa Kürt sorununun çözümünde adımlar atılabilir ve Kürtlerle adil ve demokratik bir barış geliştirilebilir."
ANF/BEHDİNAN
İnsanlığa davet
Gerilla cenazelerinin defnedildiği şehitliğe yönelik saldırıya tepkiler sürüyor.
MEYA-DER Şırnak Şubesi üyeleri, mezarlığın tahrip edilmesi ve HPG'li Ahmet Uğurlar'ın cenazesinin kaçırılmasını "vahşice" ve "çirkin" bir saldırı olarak değerlendirdi. MEYADER yöneticisi Ahmet Zırığ, "Sürece yönelik bir sabotajdır. Gerilla cenazelerine tahammül etmeyenler cenazelerimizden bile korkuyorlar. Böylesi bir saldırı dünyanın hiçbir yerinde yapılmamıştır. Başbakanı, İçişleri Bakanı ve Mardin Valisi'ni insan olmaya davet ediyorum" dedi.
Batman'da ise Barış Anneleri İnisiyatifi dernek binalarında basın toplantısı yaptı. Anneler adına açıklama yapan Menfiyet Çelik, "Devlet bu basit baskılarla kendini küçük düşürüyor. Yıllardır toprak altında olan kemiklerimize bile devletin tahammülü yoktur. Çok büyük bir ayıp, insanlık dışı bir uygulamadır. Hiç mi utanmıyorlar?" diye sordu. Çelik, mezarlığa yönelik saldırıyı gerçekleşteren ve sorumlu olanların da yargılanmasını isteyerek, "Onlar biz annelerin yüreğidir. Bizim kemiklerimizdir. Canlarımızın bir parçasıdır. Kemiklere tahammül etmeyen bir devletin sağ olan insanlara nasıl tahammül edeceğini açıkçası çok merak ediyoruz. Bütün Kürdistan halkının mezarlığa karşı yapılan saldırı nedeniyle serhıldana kalkması gerekiyor. Biz Barış Anneleri İnisiyatifi olarak yaşananlara dikkat çekmek amacıyla toplu şekilde mezarlıkta protesto eylemi gerçekleştirmeliyiz" diye konuştu.
Nusaybin Barış Anneleri İnisiyitafi de BDP binası önünde yaptıkları açıklamayla şehitliğe yönelik saldırıyı kınadı. Anneler adına Perihan Atuğ, "Biz şehitlerimizin arkasındayız. Biz çocuklarımızın kemiklerini bulduk, bugün rahat bir şekilde uyuyacağız derken devletin mezarlarımıza saldırıp çocuklarımıza saldırıp çocuklarımızın kemiklerini alınmasını kınıyoruz" dedi.
Şırnak'ın İdil İlçesi'nde ise yüzlerce kişinin katıldığı basın açıklamasında, "Yapılan bu çirkin saldırıyı kınıyor ve şehitlerimize, şehitliklerimize sonuna kadar sahip çıkmaya söz veriyoruz" denildi.