Zarok TV’nin yayınlarının durdurulması, çocukların hafızalarına işlendi ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun itirazı vardı; bu da Sosyal Demokrasi’nin Tiran’la yaptığı ortaklığın affı için, formu düşük bir tepki olarak yorumladım.
Şimdiki egemenlik aygıtı “sessizlik koridoru”dur.
Gelişmeler kaygı verici:
Bireyler, kendilerine göre “tedbir” alıyorlar; egemenlik aygıtına “teslim” olanlar çoğunlukta.
Korku aygıtı, “başarılı” koca bir çark.
Şimdilere dek namaz kılmayanlar, Cami kapılarına “sempati” duyuyorlar.
Besmele getirenlerin sayısı artıyor.
Örtülü AKP ödenekleriyle seruma bağlanan yüzbinler.
Aleviler, sünnileştiriliyor.
Sünni’lerin büyük bir kesimi, silahlı İslama secde eden “yedek ordu”.
Ve derken onyıllar boyunca askeri terbiyeden geçirilen “Türkiye toplumu”nun özlemlerinin başa getirdiği “adam”, o kadar güçlü bir mekanizmayı ele geçirdi ki, kendisini başa getiren toplumun ondan kurtulması için, örgütlü ve toplumsal şiddete başvurmak dışında bir seçeneği yok gibi.
Bir de, Güney Kürdistan’dan çark etmek gibi bir “yol” açıldı.
Erdoğan, Kandil’le yeni bir “çözüm süreci” başlatarak, kurtulabilir mi?
Tayyip, beklenmedik bir virajda, PYD ile barışarak, ayakta durabilir mi?
Son yıllardaki gelişmeler, Erdoğan’ın kurtuluşunun artık mümkün olmadığına işaret ediyor.
Bunu biraz açmak istiyorum:
Zulmeden adamın geleceği?
Tiran, kendi geleceğini (sonunu) hazırlar.
“Çünkü herşey geçicidir” (Yalom)…
Kürdistan’da silahlı çatışma coğrafyasında etik yok.
“Tıbbi etik” yok:
Silahlı çatışmada yaşamlarını yitirenlerle ilgili “forenzik inceleme” yasak.
Adli tıp gibi bir mekanizma tamamen devre dışı bırakılmış durumda.
Kuzey Kürdistan, insan avının serbest olduğu bir coğrafyaya dönüştürüldü.
Türkiye, yabancı bir güç olarak, katlediyor, ancak başarısız.
Bunun en önemli nedeni, orada yaşayan halkın, bir zamanlar “eskerê Rom”un kendi ülkelerini işgal ettiğinin farkına varmaları.
Buna bir de halkın, özellikle Cizre ve Sur’da, Kürtler’i insan neslinden saymayan bir gücü yeniden tanımalarını ekleyin.
Ve bu tarihi gelişmelerin toplamını “idrak eden” Tiran‘ın son açıklamasında: “kaçacak delik arıyorlar”la zafer ilan ettiğini düşünün.
Yaşamı, mesleği, ailesi, fikri ve zikri tehdit altında olanlardan biri olsanız, ne yaparsınız?
En düşük ihtimalle, “öfke” biriktirirsiniz.
Tarihi ve toplumsal gerekçelere dayanın politik “öfke”nin Kuzey Kürdistan’daki kazanımlarını hiçe sayan bu Tiranlık, Televizyon kanallarındaki sesi susturarak, neyi başarmak istiyor?
Sesi kestirilenlerin “öfke”si büyüdü, daha da büyüyor; kendi tahtını yıkacak “başarılı adam” Tiran’ın kendisi olacak. Uzun sürmemesi için, karşıtlarına dua öğretmesine zamanı kalmayacak kadar, kısa sürecek bir son!