Kadınların mücadeleleriyle elde ettiği kazanımları sahiplenmek ve büyütmek için 8 Mart’ta alanlarda buluşalım.
Sen de ayağa kalk! -3. Bölüm-
BARIŞ BALSEÇER / STRASBOURG
Birlikte mücadelenin önemine vurgu yapan enternasyonalist kadınlar, herkesi 8 Mart eylem ve etkinliklerinde buluşmaya ve sesini yükseltmeye çağırdı.
Mylena Jehl (Fransa): Farklı mücadele biçimlerine sahip olsak da, dünya kadınları olarak 8 Mart’ı birlikte kutlamamız gerekiyor. Yollarımız ayrı ama amacımız aynı; o da özgür kadını var etmektir. Bir arada olup, birlikte sesimizi yükseltmeliyiz. Kadınların özgürlüğü kısıtlanarak kadınlara gözdağı veriliyor. Sokak ortasında kadınlar tecavüze uğruyor, katlediliyorlar. Avrupa’da da kadınlar erkek şiddetine uğruyor, cinsel bir meta olarak görülüyor. Kadına karşı şiddet giderek artıyor. Dünyadaki savaşlardan en fazla kadınlar ve çocuklar zarar görüyor. Kürdistan’da kadınlar katliama uğruyor. Kürt kadınlarının işgale karşı direnişini örnek alarak, birlikte mücadele etmemiz gerekiyor. Çünkü onlar kendi halkının ve ülkesinin özgürlüğü için ve tüm kadınlarının özgürlüğü için mücadele veriyor. Önemli olan birlikte mücadele etmemiz. Birlikte mücadeleyle kazanacağız.
Soraya Oudjir (Fas asıllı-Fransa): 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde bir arada olmalı ve mücadele etmeliyiz. Eşitlik için yasal anlamda da haklarımızı kazanmak zorundayız. Bütün yasal düzenlemelere rağmen biz kadınlar hala işyerinde, sosyal yaşamda erkeklerle aynı eşit şartlarda değiliz. Birlikte mücadele ederek, her alanda haklarımızı kazanmalıyız.
Myriam Bahafflou (Cezayir asıllı-Fransa): Kadınların haklarını savunmak aynı zamanda dünyadaki tüm diğer sorunlara karşıda mücadele etmek anlamına geliyor. Yani kadına karşı şiddeti, kadına karşı sömürüyü açığa çıkaran temel etkenler, aynı zamanda savaşı da var ediyor. 8 Mart’ta kadınlar başta olmak üzere, işgale, şiddete, doğanın talanına karşı olan, ezilen, ötekileştiren herkesi bir araya gelerek mücadeleye çağırıyoruz.
Caroline (İsveç): 8 Mart, kapitalizme karşı ekolojik mücadeleleri, sosyal başkaldırıları içerisinde barındıran en büyük mücadele günüdür. Cinsiyet farkı gözetmeksizin, ezilen herkesi kapsar bana göre. Kadın hareketi durmadan kendisini yenileyen bir harekettir. Kürt kadınları ise devrimin öncülüğünü yapıyor. Bu dünya kadınları için çok önemlidir. Tüm kadın hareketlerinin de yönünü buraya çevirmesi gerekiyor. Kürt kadınları nerede mücadele ediyorsa, biz de orada olacağız, olmalıyız. Rojava’daki devrimde kadınların oynadığı rol, ilham vericidir. Bu devrim tüm dünya kadınlarını heyecanlandırıyor. Dünyada kadınlara karşı şiddetin, katliamların arttığı bir dönem yaşıyoruz. Elbette her zaman bunlar vardı ama giderek çoğaldığını görüyoruz. Sorunların çözümü, kadınların bir arada mücadele etmesiyle mümkündür. Bu birlikte mücadeleyi de Kürt kadın mücadelesini esas alarak gerçekleştirmelidir. Çağrım bütün dünya kadınlarının, Rojava Devrimi ekseninde bir araya gelerek 8 Mart’ta seslerini yükseltmesidir.
Eva (İspanya): Dünyanın tüm kadınları, şiddete, işgale karşı bir araya gelmelidir. Direnen Kürt kadınlarının devrimini görmelidir. Direnirsek başaracağımızı biliyoruz. Değiştirmek için 8 Mart’ta bir araya gelelim.
Sarah (Meksika): Benim için Jineoloji, kadının kendisini yeniden tanımlamasıdır. Bilinçlenmesi ve kendi ayakları üzerinde durmasının metodolojisidir. Her anlamda devrimci bir sıçrama yapmasıdır. Meksika’da tanıdığım Kürt kadınlarının aracılığıyla jineolojiden haberim oldu. Okudukça, anladıkça kadın özgürlüğünün sağlanmasının ancak dünyadaki sorunları bitireceğini kavradım. Kadının tarihinin toplumların tarihi olduğunu öğrendim. Kapitalizmin tarihinin kadın köleliği ile başladığını kavradım. Nereden geldiğimizi oradan öğrendim. Bütün kızkardeşlerime çağrım; 8 Mart başta olmak üzere her gün yeniden örgütlenerek, bir araya gelerek birlikte mücadele etmeleridir. Kürt kadınları başta olmak üzere, kadınların tarihte mücadeleleriyle elde ettiği kazanımları sahiplenmek için alanlarda buluşalım.
