Soralım, “x, q, w” harflerine konan yasağın kaldırılması “devrimse”…
Nevşehir Üniversitesine “Hacı Bektaş-ı Veli” ismini vermek “devrimse”…
Yabancı dillerde eğitim faslından “anadil” değil de, “farklı dil” sayılan Kürt dilinde eğitim için özel okul açmak “devrimse”…
Köylerin değiştirilen isimlerini iade etmek “devrimse”…
“Varlığım Türk varlığına armağan olsun, ne mutlu Türküm diyene” Andını her sabah, her akşam bağırta bağırta Kürt çocuklarına okutma işkencesine son vermek “devrimse”…
Yani bu konudaki yasakların kaldırılması “devrimse”, demek ki, o “yasakların kaldırılması“ için, ister “sesli”, ister “sessiz” olsun, “devrim” yapmak gerekiyormuş…
“Sessiz devrimin” bedeli malum: Başbakan’ın birkaç aylık mapusluğu, AKP’nin kapatılması teşebbüsü… Başörtülü kadına karşı “laikçi” kabalık, dışlama… Vazgeçilmiş bir iki darbe “Senaryosu”… Hepsi hemen hemen bu… AKP’li gözaltında, hapiste işkence görmemiş, öldürülmemiş…Tecavüze uğramamış. Ama yine de “sessiz devrim” yapıyor.
Oysa “sesli devrimin” bedeli ağır; Can veren 40 bin gerilla…1980 darbesinden bu yana göz altına alınan ve işkenceden geçirilen milyonlarca Kürt insanı… O günden bu yana tutuklanan yüzbinler…Kürt kadınına yapılan cinsel işkenceler… Defalarca kapatılan partiler…
Kürdistan devrimi bu yüzden “sesli devrim”. AKP’nin ki de o yüzden “sessiz”…
“Sessiz devrim” gerçekte “sesli devrime” karşı… Devrimi önleyemedi, şimdi “sesini” kısmaya, onu “sessizleştirmeye” çalışıyor. “Sesini çıkarma ‘sessiz durursan’, bu paket ‘son’ paket olmaz…”
Bu yöntem sanıyorum Kürdistan’da artık sökmez. Çünkü halk, “sessiz durmadığı“ için hükümetin paket üstüne paket yapmak zorunda kaldığını biliyor. “Sesli devrim” x, q, w harflerini kullana kullana, kendi köy, ilçe ve şehir isimlerini değiştire değiştire, ana dilde eğitim için milyonluk mitingler yapa yapa, Cem Evlerinde semah döne döne, seçim barajını yıka yıka ve dağlarda “APO” ateşleri yaka yaka, Hükümeti bu konularda “sessiz devrime” zorladı. .
İşte Kürtlerin kaldırılması için bedel ödedikleri yasakların “binde biri” için AKP “sessiz devrim” yapıyor, Yani en basit bir harf yasağını kaldırmak için “sessiz devrime” ihtiyaç duyuyor.
O halde, kimliği, dili, o kimlik ve dilde hayatın her alanına katılma ve kendini yönetme hakkı“ için “sesli devrimin” haklılığı, meşruluğu, ahlakiliği kendiliğinden kanıtlanmış oluyor.
AKP “üç harf için sessiz devrim” yapmak zorunda kaldıysa, “üç harf de içinde, bütün harfleriyle Kürt dili ve o dilde eğitim için sesli devrim” yapmak için ayağa kalkmak neden “suç” oluyor, neden bu “suç” iddiasıyla onbin insan zindanda tutuluyor? Madem “üç harf” için “sessiz devrim” icap ediyor, o halde “tüm Kürtçe alfabe için zorunlu olan sesli devrime” karşı eldeki Terörle Mücadele Kanunu neden hala kaldırılmıyor? Ve neden Başbakan “paketi” açıkladığı sırada, savaş uçağı filoları Kandil üzerinde “alçak uçuş” yapıyor?
Bir paketin demokratik olup olmadığının ölçütü, onun “içindeki düzenlemelerden” çok, o düzenlemeyi yapanların, bu düzenlemeleri hangi amaçla yaptıklarında saklıdır.
Sen, bir yandan “paket”ler yaparken, öte yandan on bin insanı hapiste tutuyor ve çekilme sürecinden ve ateşkesten yararlanarak sürekli savaş hazırlığı yapıyorsan, senin paketinin amacı “demokrasi” değil, “sesli devrimi”, “sessiz devrim” demagojisiyle boğmaktır.
Şu anda “çözüm süreci” tıkansa da hala yürürlükte…Ateşkes devam ediyor. O nedenle, kitlesel KCK tutuklamaları olmuyor…Ortada PKK’li kalmadığı için değil. Aksine, hükümet çevrelerinin de kabul ettiği gibi, PKK saflarına da, Kandil’e de katılımlar kitlesel olarak sürüyor. Şu anda tutuklama olmuyor ama, tutuklananlar neden bırakılmıyor? Süreç Öcalan’la yürüyor. Neden o hücrede?
Terörle Mücadele Kanunu neden kaldırılmıyor; yeni kitlesel tutuklamalar için mi? Uçaklar Kandil’in üzerinde neden alçak uçuş yapıyor? Yeni bir savaş için mi?
İşte bu çelişkili durumun devam ettirilmesi, paketi içinde ne olursa olsun güvenilmez hale getiriyor…
Başbakan “demokrasiyi takside bağladı. Kürt halkına devletin borcunu tıpkı “kurnaz Türkün borçlu olduğu Kürde bin liralık borcunu, ayda bir kuruştan ödemesi” gibi… Ya da Kürt siyasetini hapiste, Kürdün statüsünü “pakette” rehin tutuyor…
Ama böyle olsa da, “sesli devrim”, bu paketle birlikte büyük bir “meşruiyet zaferi” elde etti…”Meşruiyet zaferinin” gerisi mutlaka gelecektir. Güney’de ve Rojava’da Kürtler “statü” kazanırken, Türkiye, Kürtleri “sessiz devrimle” “statüsüz” bırakma gücüne sahip olamayacak… Bunu bildiği için Başbakan, “paketlerin de gerisi gelecek” diyor zaten…
‘Sesli devrimin’ fendi ‘Sessiz devrimi’ yendi
Okudunuz; AKP sözcüleri açıklanan paketi “sessiz devrim” olarak ilan ettiler ve yazarın biri de “zafer anıtı dikmekten” söz etti.