121 gündür açlık grevinde olan ve 15 gün önce cezası onandığı için hücreye konulan Rahşan Aydın’ın babası Osman Aydın, “Bu sorun sessizlikle çözülmez. Sessiz kalırsak kaybederiz. Bulunduğum her alanda sesimi yükselteceğim” dedi.

Şakran Kapalı Kadın Cezaevi’nde açlık grevinde olan Rahşan Aydın, eyleminin 121. gününde. 17 Aralık 2015’te henüz 17 yaşındayken “Örgüt üyeliği” ve “Örgütte faaliyet yürütme” iddialarıyla Amed’de gözaltına alınarak tutuklanan Aydın’a ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. 21 yaşında olan Aydın, cezasının Yargıtay tarafından onaylanması ardından 8 Nisan’da gardiyan ve askerler tarafından tek kişilik hücreye konuldu.

Geçen hafta kızının görüşüne giden baba Osman Aydın, tek kişilik hücrede kalan kızının refakatçisi olmadığını ve her görüşe gittiğinde durumunun biraz daha kötüye gittiğini gözlemlediğini belirtti. Aydın, çocuğunun tek başına yürüyemez duruma geldiğini söyledi. Küçük yaşta mücadeleye atılan kızının yaşadığı problemleri şöyle sıraladı: “Rahşan artık görme problemi yaşıyor. Tek başına lavaboya çıkacak durumda bile değildir. Yüzünün rengi sararmış ve vücudu çok soğuktu. Hücrede düşerse bir şey olsa kimse yanında olmadığı için müdahale edilemeyecektir. Cezaevi yönetimi, katı kurallarını uyguluyor. Rahşan’ın alması gereken vitamin ihtiyaçlarının yarısı bile verilmiyor. Rahşan koğuşta kaldığı zaman bile koğuş arkadaşları ile beraber günlük 5 bidon su istemelerine rağmen cezaevi yönetimi 1 bidon su veriyordu.”

   

Direnişine dört elle sarıldım

 Cezaevinde hak ihlallerinin had safhada olduğunu dile getiren baba Aydın, kızının kendisine hücrede nefes almakta zorlandığını aktardığını ve arkadaşlarının yanına götürülmesini istediklerini söyledi. Baba Aydın, mevcut hükümetin ve Adalet Bakanlığı’nın biran önce adım atması gerektiğini söyleyerek, şöyle devam etti: “Çocuklarımıza herhangi bir olumsuz bir şey olursa tek sorumlusu hükümettir. Kızımın görüşüne gittim. Bedenen kötüydü ama o kadar inançlıydı ki o inancı bana güç oldu. Ben ağlayınca ‘Başını dik tut, ağlama’ dedi. Moralimi yükseltti. Onun direnişi bana güç verdi. Anladım ki kızımın mücadelesine dört elle sarılmalıyım. Anladık ki bu direniş sessizlikle çözülmez. Sessiz kalırsak kaybederiz. Her yere başvuruda bulunacağım. Bulunduğum her alanda sesimi yükselteceğim.”

Tecridi asla kabul etmeyeceklerini dile getiren baba Aydın, hükümetin üç maymunu oynadığını söyledi. Tecrit kalkıncaya kadar siyasi tutsakların vazgeçmemekte kararlı olduğunu hatırlatan Aydın, şunları söyledi: “Sonuna kadar direneceğiz. Bir baba olarak geri adım atmayı asla düşünmüyorum. Gerekirse kızımla beraber ben de ölürüm ama geri adım atmayacağım. Kızımın yürüdüğü yoldan devam edeceğim. Bugün cezaevlerinde binlerce insan açlık grevinde ve çok kritik aşamada. Ama hiçbir medya kuruluşu açlık grevlerinden bahsetmiyor. Sadece AKP’nin yandaşlığını yapıyorlar. Halka doğru haber yapmıyorlar ve kaç kişi zindanlara ölüme terk edilmiş hiç umurlarında değil gibi.”

 
 

Bazı gıdalar verilmiyor

 

Siirt Barosu Cezaevi İzleme Komisyonu, Siirt E Tipi Cezaevi’nde yaşanan hak ihlallerine ilişkin rapor hazırladı. Eylemdekilere karbonat tozu gibi gıdaların verilmediği belirtilen raporda, Adalet Bakanı ve Türkiye Meclisi İnsan Hakları İnceleme Komisyonu göreve davet edildi.

Siirt Barosu Cezaevi İzleme Komisyonu, Siirt E Tipi Cezaevi’nde yaşanan hak ihlallerine ilişkin yapılan başvurular üzerine bir dizi görüşmelerde bulunarak rapor hazırladı. Komisyon, açlık grevindeki tutuklu İrfan Baykara, Cumhuriyet Savcılığı ve Cezaevi Müdürlüğü yetkilileriyle görüşmeler gerçekleştirdi.

Sağlık sorunları

 Baro raporunda, 25 Şubat’tan bu yana açlık grevinde bulunan İrfan Baykara ile görüşme gerçekleştirildiği ifade edildi. Baykara’nın, kendisi ile birlikte Mehmet Kaçar ve Ferhat Bozkurt’tun 25 Şubat’tan beri süresiz-dönüşümsüz açlık grevlerinde olduğunu; Enes Cengiz, Özcan Sönmez, İhsan Çelik, Hidayet Aksu, Mazlum Aksul ve Abdülhadi Aykaç’ın da 1 Mart’ta beri eyleme katıldığını aktardığı kaydedildi. Baykara’nın, açlık grevine girdikleri zaman diliminde kilo kayıplarının olduğu, baş dönmesi, mide bulantısı, mide krampı yaşadıkları, el ve ayaklarında uyuşukluğun başladığı, unutkanlığın baş gösterdiği, ışık ve ses hassasiyetinin başladığını ifade ettiği belirtilen raporda, Baykara’nın, cezaevi idaresinin doktor tavsiyesi ile kendilerine BI-B12 vitamin hapları ile su ve limon verdiğini ancak yine gerek kendi talepleri gerekse doktor tavsiyesi olan karbonat tozunun kendilerine verilmediğini dile getirdiği ifade edildi.

Disiplin cezaları

 Raporda, Baykara’nın şu anlatımlarına da yer verildi: “Açlık grevinde oldukları için kendilerine farklı muamele gösterilerek disiplin cezası aldıklarını, bu çerçevede spor yapma, mektup-telefon gibi iletişim araçlarından faydalanma, sinema gibi sosyal etkinliklerin ve hakların askıya alındığını, görüşe gelen kadın ziyaretçilerin üst aramasının farklı şekillerde yapıldığını, bu hususun onur kırıcı olduğunu ve yine açlık grevinde olmaları nedeni ile talep etmiş oldukları Evrensel ve Yeni Yaşam gazetelerin kendilerine verilmediğini ifade etmiştir. Son olarak; Abdullah Öcalan ve diğer tutsaklar üzerindeki tecridin kaldırılması gerektiği, bu talebin meşru bir talep olduğu, aksi durumda açlık grevine son vermeyeceğini ifade etmiştir.”

 Tespit ve sonuçlar

 Siirt Barosu Cezaevi İnceleme Komisyonu, hazırladığı raporda şu tespit ve sonuçlara dikkat çekti:

  • Komisyonumuz, doktor tavsiyesine rağmen açlık grevinde olan şahısların ihtiyacı olan karbonat tozu ve benzeri gıdaların verilmemesi sebebi ile sağlıklı bir şekilde beslenemediği, incelemeye gelen sağlık heyeti ile birebir görüşme imkanı sağlanmadığı için de görüşmenin yapılamadığı ve bu nedenle sağlıklı bir tedavi sürecinden geçirilmedikleri kanaatine ulaşmıştır.
  • Komisyonumuz, açlık grevleri nedeni ile hapishanede bulunan mahpusların, sosyal-kültürel, sportif haklardan mahrum bırakma, iletişim ve haberleşme haklarının engellenmesi, keyfi disiplin soruşturmaları şeklinde ihlallere maruz kaldığı kanaatine ulaşmıştır.
  • Mahkemelerce yasaklama ve toplatılma kararı bulunmayan gazetelerin cezaevi idaresinin keyfi tasarrufuyla yasaklandığını, mahpusların basın ve haber alma özgürlüklerinin ağır şekilde ihlal edildiğini tespit etmiştir.
  • Cezaevi idaresi tarafından, mahpusların kısıtlanan hakları hususundaki talepleri görmezden gelindiği ve mahpuslara yönelik keyfi bir şekilde disiplin soruşturmaları açılıp ceza verildiğini tespit etmiştir.

Rapordaki öneriler

Raporda, tutsaklara yönelik gerçekleşen ihlallerin önlenmesine dair de şu öneriler yer aldı:

  • Öncelikle Türkiye’deki infaz rejimi mevzuatının ve politikasının uluslararası insan hakları hukukuna ve özel olarak da mahpus haklarına uygun hale getirilmesi gerekmektedir.
  • Tutsakların uluslararası hukukun emrettiği şekilde insana yaraşır bir şekilde bir muamele gösterilmelidir.
  • Tutsaklar üzerindeki tecrit ve izolasyonun derhal kaldırılması ve insani yaşam şartlarının oluşturulması gerekmektedir.
  • Tutukluların sağlığa erişim haklarının sağlanması, koruyucu sağlık hizmetlerine önem verilmesi, hastalığı olanların tedavi olanaklarından yararlanmaları için gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir.
  • Açlık grevlerinin herhangi bir ölüme veya önemli uzuv kayıpları ve organ kayıplarına sebep vermeden önlem alınması gerektiğini düşünüyor, bu çerçevede siyasi tüm tutsaklar üzerindeki tecridin kaldırılması için Adalet Bakanı’nı ve TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonunu göreve davet ediyoruz.”