Türkiye, Ermenistan ve diasporada yaşayan Ermenilerin izinin sürüldüğü bu çalışma kapsamında, 22'si İstanbul, 16'sı Amed, 9'u Lübnan, 9'u New York, 7'si Montreal, 4'ü Toronto, 4'ü Los Angeles, 4'ü Yerevan, 3'ü de New Jersey'de olmak üzere toplam 81 kişi ile görüşüldü. Farklı yaş gruplarından 40'ı erkek 41'i kadın olan Ermenilerin hayat öyküleri farklı gibi görünse de hayatları ortak bir acı olan Ermeni soykırımında kesişiyor. Kitapta, Amed Büyükşehir Belediyesi tarafından yeniden restore edilen Surp Giragos Ermeni Kilisesi'ne ilişkin soruları da yanıtlayan kişiler bu çalışmayı halklar arasındaki kardeşleşmenin bir adımı olarak görüyor. Kitabın derleyicisi Ferda Balancar ve mülakatları gerçekleştirenden Dença Kartun, kitaba ilişkin değerlendirmelerde bulundu.


Kültürel belleğin izleri aranıyor

Ferda Balancar, ilk kitapta bu toprakların farklı bölgelerinde yaşayan ve geçmişte yaşamış olan Ermenilerle yapılan mülakatlardan oluştuğunu belirtti. Projenin her yıl farklı bir bölgeden ve farklı bir şehirden Ermenilerle yapılacağını ifade eden Balancan, projenin bir sonraki aşamasının İç Anadolu'dan bir şehir olacağını kaydetti. Balacan, bu kitapla birlikte ikincisi gerçekleştirilen "Sessizliğin Sesi" projesinin amacını ise şu şekilde anlatıyor: "Çalışma, Türkiye'de yaşayan Ermenilerin ve Ermeni toplumunun taşıdığı siyasi ve kültürel belleğin izlerini bulmak, kültürel varoluşun sürekliliğini ortaya çıkarmak, Ermeni kimliğine mensup kişilerin kendilerini ve 'ötekiler'i nasıl algıladığını anlamak, böylelikle Türkiye'de halen yaşamakta olan Ermenilerin içinde bulunduğu gerçekliği siyasi, kültürel ve tarihsel boyutlarıyla yansıtmak amacını taşıyor."

Dink ve hakikat anlatıcılığı

Kitapta Ermeni toplumu için önemli bir yerde duran Hrant Dink'in varlığı ve ölümünün Ermeni toplumunda bıraktığı etkinin de olduğunu dile getiren Balancar, "Hrant Dink'in yaşamı da ölümü de Ermeni toplumu için çok öğretici ve aynı zamanda cesaretlendirici oldu. Dink'in 'hakikat anlatıcılığı' bugün sadece Ermenilere değil Türk, Kürt veya başka etnik kökenden tüm Türkiyelilere örnek oluyor" şeklinde konuştu. Kitabın Türkler, Kürtler ve Ermeniler kadar dünyanın çeşitli coğrafyalarında yaşayan insanlar tarafından da okunması için İngilizce çevirisinin de yapılacağını ifade eden Balancar, ilk kitapta olduğu gibi ikinci kitabın da yurt dışında tanıtımını yapacaklarını dile getirdi.

Sayısız duygu yer alıyor

Mülakat çalışmasında röportajları gerçekleştiren isimlerden biri olan Dença Kartun ise şöyle konuştu: "Her bir mülakatta sayısız duygu, büyük bir öfkenin ardından gelen derin bir umut veya çoğu zaman, acının en derin hissedildiği yerde onu tamamlayan bir kahkaha... Ama sanırım duyduğum en yoğun his heyecandı. Sessizliğin sesini nihayet duyabilmenin verdiği heyecan diyebilirim buna. Projeyi benim için önemli kılan da buydu. Böyle bir projenin içinde yer almak benim için önemli; çünkü en nihayetinde, bir şekilde bu sesi duyurmaya aracılık etmiş olduk."


DİCLE MÜFTÜOÐLU / DİHA/AGIRÎ