Strasbourg’da Öcalan’a yönelik tecride karşı açlık grevinde olan eylemcilerin taleplerine destek verdiklerini vurgulayan Fransız Senatör Pierre Laurent, taleplerin hayat bulması için Fransız devlet yetkilileri nezdinde girişimde bulunacaklarını söyledi.
BARIŞ BALSEÇER / STRASBOURG
Strasbourg’da Öcalan’a yönelik tecride karşı açlık grevinde olan eylemcilerin taleplerine destek verdiklerini vurgulayan Fransız Senatör Pierre Laurent, taleplerin hayat bulması için Fransız devlet yetkilileri nezdinde girişimde bulunacaklarını söyledi.
2010-2018 yılları arasında Fransız Komünist Partisi (PCF) Genel Sekreteri olan Senatör Pierre Laurent, Strasbourg’da 117 gündür tecride karşı süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan eylemcileri ziyaret etti. Aynı zamanda Fransız Senatosu Dışişleri Komisyonu Başkan Yardımcısı olan Laurent’a PCF’nin Bas-Rhin İli Federasyonu yönetiminden Hulliya Turan ile partili bazı yetkilileri de eşlik etti.
Fransız senatör ve beraberindeki heyet, Fransa Demokratik Kürt Konseyi (CDK-F) Dışilişkiler Sözcüsü Agit Polat eşliğinde tecride karşı açlık grevinde bulunan eylemcileri ziyaret etti. Senatör Pierre Laurent, eylemcilerden Avrupa Demokratik Kürt Toplum Kongresi (KCDK-E) Eşbaşkanı Yüksel Koç’la görüştü. Koç, PCF eski Genel Sekreteri ve Senatör Laurent’in içinde bulunduğu heyetten tek isteklerinin açlık grevlerinde ölümler yaşanmadan Türkiye’ye baskı yapılması ve taleplerinin kabul edilmesi olduğunun altını çizdi. Taleplerinin Avrupa Konseyi (AK) ve Türkiye’nin bizzat kendi yasalarında yer alan insani bir hak olan tutsakların tecrit edilmemesi ilkesi olduğunu söyleyen Koç, AK’nin geçmişte yaptığı bir açıklamada PKK’nin Türkiye ile barış görüşmelerini başlatması talebini hatırlattı. Koç, tecridin devam etmesi halinde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın barış sürecinde rolünü oynayamayacağına dikkat çekti.
Talebinizi tümüyle destekliyoruz
Pierre Laurent ise Fransız yetkililerinin harekete geçmeleri için eylemcilerin mesajını iletecekleri sözünü verdi. “Açlık grevcilerinin Öcalan’a yönelik tecridin kaldırılması ve yeni bir barış sürecinin başlatılması yönündeki taleplerini tümüyle destekliyoruz” diyen Laurent, Strasbourg’a gelerek eylemcileri ziyaret etme nedeninin de bu desteği iletmek olduğunun altını çizdi.
Yüksel Koç artık günlerin değil saatlerin önemli olduğunu ve desteklerine güvendiklerini söylerken; Laurent, “Durumun aciliyetinin farkındayız” karşılığını verdi Pierre Laurent daha sonra eylemcilerden Mustafa Sarıkaya ile de kısa bir görüşme yaparken, gerekli duyarlılığı göstereceklerini dile getirdi.
Yeni bir süreç için tecrit kalkmalı
Laurent ziyaret sonrası ise gazetemize konuştu. “Fransız Komünist Partisi olarak, açlık grevinde olan Kürt dostlarımızın talebini tamamıyla destekliyoruz” diyen Laurent şöyle devam etti: “Açlık grevinde olan eylemcilerin talebi siyasi bir boyuttan öte, insani bir taleptir. Aynı zamanda politik bir boyutuda teşkil ediyor. Çünkü Türkiye’de yeni bir sürecin başlaması için Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan tecrit politikasının, kesinlikle son bulması gerekiyor. Bu politika son bulmadığı müddetçe, Kürt halkının temsilcisi olan Abdullah Öcalan ile tekrardan bir süreç başlayamaz.”
Avrupa neden sessiz?
Açlık grevi eylemlerine yönelik sessizliğin ise “şok edici” olduğunu vurgulayan Laurent şöyle devam etti: “Hem medya hem de siyasal boyutta eyleme karşı var olan sessizlik, bizde bir şok etkisi yaratmış durumda. Geliş amacımızdan biri de bu sessizliği delmek içindir. Hem siyasal alanda hem de medya boyutuyla bu sessizliği delmek için girişimlerimiz olacak.
Özellikle Avrupa kurumlarının eylemlere karşı sessizliği, kaygı vericidir. Çünkü Türkiye’de özellikle Kürtlere uygulanan baskı, had safhaya ulaşmış düzeydedir. Kürtler dışında, her türlü muhalif kesime uygulanan baskı göz önündedir. Bu nedenle Avrupa kurumlarının Türkiye’de ki bu baskıları görüp buna karşı derin bir sessizliğe bürünmeleri, bizim açımızdan ciddi kaygıları da beraberinde getiriyor.
Avrupa kurumlarının sessizliğini anlamıyoruz. Türkiye’nin baskıcı, totaliter, anti-demokratik uygulamaları bu kadar açıkken, özellikle Türkiye’de gerçekleşen son seçimdeki hileler, zorbalık ve anti-demokratik hak ihlalleri bu kadar açık iken ve Erdoğan açık bir şekilde bunları yaparken Avrupa’nın bütün bunlara karşı sessiz kalması, bizde de sorulara neden oluyor. Avrupa neden sessizliğini sürdürüyor? Erdoğan aynı zamanda Avrupa’ya da şantajlarda bulunuyor. Erdoğan’ın şantajlarına karşı Avrupa’nın ‘dur’ diyebilecek argümanları var. Avrupa’nın birçok kozu var. Bu nedenle bu sessizlik kesinlikle anlaşılır değildir. Sessizliğin acilen kırılması gerekiyor.”
Tehlike çanları çalıyor
Eylemcilerin sağlık durumlarının kritik bir boyuta ulaştığına işaret eden Laurent, “Açlık grevleri aciliyet gerektiren bir aşamaya gelmiş durumdadır. Aciliyet gereğince Komünist Partisi olarak hareket edeceğiz” dedi. “Eylemcilerin durumu kaygı verici, tehlike çanları çalıyor ve bunu kendi gözlerimle gördüm” diyen Laurent şöyle devam etti: “Bu aşamadan sonra yapacağım en önemli şey, her şeyden önce devletimin acilen harekete geçmesi için çağrıda bulunacağım.
Ülkemiz ve insanlık için utanç
Hem devlet yetkililerinin, hem de ulusal gazetelerin ve gazetecilerin bu duruma karşı sessizliği anlaşılır gibi değil. Türkiye basını açısından bu durum anlaşılabilir. Ama bizim yayın organlarımızın eylemleri haberleştirmemesi, gündemleştirmemesi, bizim açımızdan utançtır. Ülkemizde barış, özgürlük ve insan hakları için açlık grevine giren herhangi bir insanın, eylem sonucunda hayatını kaybetmesi bizim açımızdan, ülkemiz ve insanlık açısından bir utanç olur.”
Elimden gelen her şeyi yapacağım
Laurent, “İnsanlık ve ülkemiz için bu kara lekenin oluşmaması için, eylemlere sorumluluk ve ciddiyetle yaklaşıp, elimizden gelen herşeyi yapacağımızı ifade etmek istiyorum” diyerek son olarak şunları ekledi: “Hem bir senatör hem Fransız Komünist Partisi hem de Fransız Senatosu Dışilişkiler Komisyonu Başkan Yardımcısı olarak elimden gelen her şeyi yapacağımı bir kez daha belirteyim. Açlık grevi eylemcilerinin talebi kesinlikle meşrudur, bu taleplerin arkasındayız ve bu talepleri sahiplendiğimizi tekrar tekrar söylüyorum.”