Alevi inancı ve kültürü, hak, adalet ve eşitlik için verilmiş mücadeleler içinde şekillenmiştir. Aslında tüm inançlar özü itibarıyla bozulmuş ahlakı düzeltmeye, kurumuş vicdanları yeşertmeye gelmiştir. Fakat inançların çoğu zamanla düzeltmek için geldikleri ortamı yaratanların eline geçerek bozulmaya başlamıştır. Tarihin tüm ahlaksız ve vicdansız dönemleri din istismarıyla yaşatılmıştır. Din istismarcıların sonuncularıysa Erdoğan türü faşistlerdir.

Alevilik ve benzeri inançlar hem inançların genelinin çıkışına neden olan ortama hem de inançları zamanla ele geçirip bozanların ahlaksız vicdansız dayatmalarına karşı çıkışlar olmakla ayrışırlar. Bunun için Alevilik gibi inanç sistemlerinin iktidar-devlet dinine dönüştürülmüş inançlarla ve istismarcılarla çelişkileri hep olmuştur.

Aleviliğin mekanı İslam'ın hakim olduğu Ortadoğu'dur. Alevi kelamında ‘Hak, Muhammed ya Ali’ düsturu İslam inancının ‘özü’yle çelişmediğini, ‘Yezit’e lanet olsun’ deyişi ise Muaviye ve çizgisini sürdüren istismarcıların din diye sundukları biçime karşı olduğunu göstermektedir. Alevilikteki ritüelleri, efsane, menkıbe ve şecere gibi olguları sosyolojik ve tarihsel okuduğumuzda böyle bir sonuca varabiliyoruz. Demek ki Alevilik, ‘ahlaksızlığa, vicdansızlığa karşı mücadele içinde oluşmuş bir inançtır’ denilirken bir yorum yapılmıyor inancın kendi desturuna göre konuşuluyor.

Haksızlığa karşı mücadele Aleviliğin ruhunda vardır. Alevilik mücadele içine çekilmezse körelir. Özünden, kimlik ve kültüründen kopar, bozulur ve bozuk kalır. Aleviler için mücadelesizlik, Aleviliğin üzerinde şekillendiği, ilke edindiği çıkış ya da bu çıkışları besleyen duruştaki eksikliktir. Alevilik bugün nasıl bir mücadele ister, bir Alevi can bugün nasıl bir duruş içinde olmak zorundadır? gibi sorular bugün maalesef yanıtsızdır. Önerim Alevilerin Aleviliğini bir de mücadele düzeyleriyle ele almalarıdır.

Aleviliğin özünün emrettiği duruş, ibadetinin kendisidir. Çünkü Alevilikte mücadele sadece anladığımız biçimdeki bir mücadele değildir. Aleviliğe göre mücadele etmek demek, Aleviliğin istediği kişiliğe sahip olmak, Aleviliğin özünü yaşamak demektir. Bir Alevi canın Devridaim’i Aleviliğin emrettiği yaşamla mümkün olur. Alevilik sevap için ritüellerle yerine getirilen ibadeti değil, doğru yaşam dediği Aleviliğe uygun yaşamı şart kılmıştır. Ve Alevilikte de yaşam maddiyatçılığın ve bencilliğin yol açtığı ahlaksızlığın her türlü söz ve eylemine, karşı duruşu ifade etmektedir.

Alevilik, Aleviler Alevilikten uzaklaştıkları için günümüzde sadece sahipsiz değil, giderek anlam yitimi, değer kaybı da yaşamaktadır. Emevi zulmüne karşı, İmam Hüseyin Eba Müslim, Selçuklu talancılığına karşı Baba İlyas ve Baba İshak, Osmanlı despotluğuna karşı Pir Sultan, TC faşizmine karşı Alişêr ve Seyyit Rıza geleneğinin söylediklerinden başka nedir Alevilik? Alevilik mücadelesini ‘saza söze’ dökmek demek olan bir inanç iken, günümüz de ‘saz ve söz’ daha çok mücadele etmemek, nahak zalime karşı pasif duruşu sürdürmek için konuşturuluyor gibidir. Yoksa Yezit’e rahmet okutan günümüz faşizmine karşı yüzlerce örgütlü kurumuyla Alevilerin, bu sessiz ve pasiflik içinde olmaları mümkün olmaz. Dikkat edilirse Aleviler ne faşistler kadar, ne ulusalcılar kadar, ne Müslümanlar kadar kendilerini kimlikleriyle ortaya koyamıyorlar. Oysa ki Aleviliğin ilkeleri, Alevilerin herkesten çok örgütlü ve birlik içinde olmasını gerektirir. Türkiye'de Alevilerin ürkek davrandıkları, kaygıyla konuştukları ve hareket ettikleri görülüyor. Avrupa gibi demokratik eylemlerin serbest olduğu, Alevilere karşı belli bir sempati ve devletler tarafından da kabulün olduğu bir yerde bile, Alevilerin Türkiye'deki demokrasi mücadelesine yeterince destek olamamaları düşündürücüdür. Bu Aleviliğin mücadele kimliği ile günümüz Alevileri arasındaki muazzam çelişki ve uzaklaşmanın bir göstergesidir.

Alevilerin bir an önce bu sessiz ve pasiflikten sıyrılmaları en başta inançlarının geleceği için elzemdir. Aleviler, faşizme karşı güçlü mücadele etmezse Aleviliğin gerileyeceğini, kalan kısmının da bozuk kalacağını, Kamile ermenin mümkün olamayacağı için hep Ham kalınacağını bilmek zorundadır.

Kuşkusuz ki kimi eylem ve etkinlikler içinde olan Aleviler vardır. Ancak Alevi ocaklarına, örgütlerine, kurumlarına, inanç kurullarına baktığımızda ortaklaşamadıklarını, demokratik taleplerle toplumsal iradelerini ortaya koyamadıklarını görüyoruz. Bugün Alevi olmak, İmam Hüseyin cesaretini göstermek demektir. Aslında anlatmak istediğimiz özü itibarıyla budur. Alevilik, Avrupa Alevi örgütleri inanç kurulu toplantısından sonra belirtildiği gibi ayrı ve özgün bir inançsa-ki öyledir- bunu her daim toplumsal mücadeleler içinde olmakla elde etmiş olduklarını da bilmeleri gerekmektedir. Alevilik, hak ve adalet kıyamına önce evet sonra hayır, iş işten geçtikten sonra da bedenini zincirleyerek pişmanlık duymak değildir.

Aleviler tüm dünyada destek bulan, değişik şekillerde katılım sağlanan büyük açlık grevi direnişine bile ‘Alevice’ tarzda şimdiye kadar desteklerini yeterince sunamamıştır. Bence üzerinde en çok düşünülmesi gereken bir husus da budur. Öz yönetim direnişi gibi oldukça sert ve radikal olan bir direnişe bile destek sunmaktan çekinmemiş Alevilerin, Leyla Güven öncülüğündeki direnişe Aleviler olarak etkili katılım göstermemesi, Alevilerin kendi içinde irdelemeleri gereken bir durumdur. Acaba Alevi örgütleri çok temel konularda birlik içinde değiller mi? Böyle ise Aleviler ne zaman birlik olacak? Alevi örgütleri toplumsal güçlerini taşıdıkları bir takım kaygılardan ötürü mü değerlendiremiyorlar? O zaman Pir Sultan ve Seyit Rızalara ne denilecek? Acaba Aleviler adına söz söyleme etki ve yetkisini elinde bulunduranlardan bazıları Aleviliğin özünü değil de başkalarını mı dinliyorlar? Aleviliğin kabul etmediği duruşa rağmen Aleviyim demek ne kadar mümkündür? Bu sorular tartışma gerektirmektedir.

Özcesi Alevi örgütlerinin mücadele duruşları kabul edilmez bir yerde durmaktadır. Bu durum Aleviliğe de ortalama demokratik bir siyasi duruşa da terstir.

Kürt’e tecrit Alevi’ye de tecrittir. Kürt için demokrasi Alevi içinde demokrasidir. Çünkü her iki kimlik de inkar ediliyor. İmha edilmek isteniyor.

Alevilerin özünü dara tutup, pir û paklanarak yolla girmesinde her kese hayır vardır.