Sizleri fiziken aramızdan almalarının üzerinden tam 44 yıl geçti. Bu 44 yılda yaşananlar, öyle satırlara defterlere sığacak cinsten değil. Siz gittikten 8 yıl sonra bir askeri darbe daha yaşandı; Türkiye tarihinin en kanlı, en vahşi, en akıl almaz işkenceleriyle dolu bir 12 Eylül süreciydi. O vahşet Amed 5 No’lu zindanında tarihi bir direnişe neden oldu ve o günden bugüne, 5 No’lu direnişçilerinin ardılları yüreğinizden geçen tüm özlemleri gerçeğe dönüştürmek için iz sürdüler, büyük inandılar, büyük yürüdüler ve her biri tarihe inanılmaz izler bırakarak büyük bedeler ödediler. Bir halk onuru için yaşar, doğuştan getirdiği hakları kabul edilmediği sürece de direnişin her türlüsünü hayata geçirir. Tabi ki sizin gibi evlatları sayesinde… Sevgili Deniz, tıpkı senin idam sehpasını tekmelerken "Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi!" diye haykırdığın gibi, bu halkın evlatları, özgürlük için 44 yıldır mücadele ediyor.  

Bu topraklar korkunç kıyamlar, jenositler, katliamlar gördü. Bugün 78 yılını geride bırakan Dersim Katliamının, Ermeni kıyamının izleri hafızalarda, sokaklarda, duvarlarda duruyor hala. Ama diyebiliriz ki son aylarda yaşananlar, tüm bu kıyamların bir özeti gibi.

Sizler bugün buralarda yokken, bu halkın evlatları evlerin bodrumları diri diri yakılarak can veriyor.

Sokaklarda bilye oynayan çocuklar vuruluyor. Anneler, evlatlarının cesetlerini toprağa vermeleri engellendiği için, naaşları bozulmasın diye buzdolaplarında saklıyor.

Hamile kadınlar evlerinin önünde keskin nişancılarca katlediliyor.

Evinin 10 adım ötesinde vurulan 65 yaşında bir anneye evlatları yanaştırılmıyor, cesedi öylece günlerce sokak ortasında kalıyor.  

Cizre’de, Silopi’de, Sur’da, İdil’de, Şırnak’da, Hakkari’de evler yakılıp yıkılıyor, molozların içinde parçalanmış cesetler çıkıyor, halkın malvarlığını "acele kamulaştırma" denilerek el konuluyor.

Memleketin doğal bitki örtüsünün yerini TOKİ’ler, HES’ler almış durumda. 

Yolsuzluk yaptığı bin tane delile ayan beyan ortada olan bakanların, oğullarının, 29 yaşındaki Reza’ların dosyaları apar topar kapatılıyor; üstelik yoksul halktan aldıkları vergilerle gözlerimizin içine bakıp utanmadan "faiziyle" bu hırsızlara geri veriyorlar. Ne hazindir ki Türkiye’nin Aklayıp pulladığı Reza’ları tutuklamak da Amerika’ya düşüyor!

Ve bu ülkenin görmeye alışık olduğu askeri darbelere rahmet okutacak "sivil darbe" yaşanıyor.

İnsanların mallarına, TV kanallarına, gazetelere, şirketlere, hastanelere el konuluyor! Her gün en az birkaç insan Cumhurbaşkanına hakaretten tutuklanıyor.

Kürdistan’a gönderilen asker ve polisler, işledikleri insanlık suçlarından yargılanmasın diye torba yasalar çıkartılıyor. Zaten ülke yılardır "tombala cumhuriyetine" dönmüş durumda. Çoğunluk olan bir partinin Meclise getirdiği torbadan ne çıkarsa Mecliste o yasalaşıyor. Emekçileri güvencesiz bırakan kölelik yasası mı dersin, muhalif basını ekarte etme yasası mı dersin; her konuda günlük darbelerle yaşam toptan zapturapt edilmiş durumda. 

Kendi vakıflarında, dernek evlerinde yaşanan çocuk tecavüzlerinden dolayı bırakın yüzlerinin kızarmasını; üstüne o vakıfların hizmetlerini överek bu insanlık suçunu hafife alanlarla birlikte yaşıyoruz maalesef. 

Muhtarla, kaymakamlarla toplantı yapıp "gerekirse hukuka uymayın" diyen bir cumhurbaşkanı yönetiyor bu ülkeyi. "Eylem yapmayana kadar tutuklayamayız" dedikleri için canlı bombalar Kürtleri, devrimcileri katlediyor. 

Seçim sonucunu beğenmiyor yeniden seçim yapıyor, savaşsızlık halinden nemalanamayınca savaş ilan ediyor, HDP’li vekiller onların işlediği insanlık suçlarını teşhir ediyor diye Anayasa’ya aykırı düzenlemeler getirerek onları Meclisten atmaya çalışıyor; üstelik linç ederek.

Aynı Cumhurbaşkanı dün de bir Başbakanı görevden aldı!! 

Siz buralarda yokken, tek parti rejiminden tek adam rejimine geçildi..

İnsanlık karşısında, tarih karşısında bu kadar birikmiş insanlık suçu çetelesi oldukça ağır…Bunun altından kalkamayıp günün birinde kaçacak delik arayacakları kesin!

Anlayacağınız, siz yokken, otokrasi hızından bir şey kaybetmediği gibi daha da ağırlaşarak ve sadece biçim değiştirerek, apoletsiz haliyle halklar üzerinde terör estiriyor.

O nedenle de sizlerin idam sehpasında haykırdıklarınızı destur edinmiş kadınlar, gençler, dava insanları, özgürlük mücadelesi başarıya ulaşana kadar Kobanê’de, Kerkük’de, Şırnak’da, Sur’da, sokakta, okulda, işyerinde, Mecliste, mahpusta direnmeye devam ediyor.

Işıklar içinde kalın…