
Munzur coşkulu akıyor
38’in hafızalarda yeniden canlanmasını sağlayacak diğer bir anma ise Seyit Rıza’nın köyü Ağdat’ta yapıldı. Sabahın erken saatlerinde Dêrsim merkezden kalkan konvoy ile Ağdat’a gidildi. Yüzlerce kişinin katıldığı anma programı aslında bir ilk. 38’den beri yasaklı bölge olan Ağdat’a ilk defa gidilecekti. Birçok kişi hem Seyit’in köyünü hem de direnişin önemli merkezlerinden birini görecek olmanın heyecanı ve hüznünü yaşıyordu. Munzur’un kenarından Tornoba yolu üzerinden köye giderken aynı zamanda Munzur’un kaynağına doğru ilerliyoruz. Kaynağa doğru gittikçe Munzur’un akışı bir o kadar coşkun. Dağların heybeti ve Munzur’un coşkusu birleşince de büyük bir moralle köye yol alıyoruz.
Ama üzerimize çöken baraj laneti burada da karşımıza çıkıyor. Geçtiğimiz Munzur Vadisi üzerine yapılması düşünülen barajlar vadiyi sular altında bırakacak. Aynı zamanda Munzur’un akışını durduracak. Bunun yarattığı öfkeyi uygun bir zamanda dışa vurmayı düşünerek içimize atıp Ağdat’a yol almaya devam ediyoruz.
Köy haritadan silinmiş
Zorlu bir yolculuktan sonra Ağdat’a vardığımızda ortada köye dair hiçbir emare göremedik. Devlet, Sultan Dağı eteklerinde bulunan yerleşime dair hiçbir kalıntının olmamasına özellikle dikkat etmiş. Seyit’in mezarına bile tahammül edemeyen devlet, 38’den sonra bölgeyi yasaklı ilan ederek bütün köyü haritadan silmiş. Anma Seyit’in, kalıntılarının bile olmadığı evininin bulunduğu yerde yapılıyor. Anma, soykırımda yaşamını yitirenler için yapılan saygı duruşuyla başladı. Ardından Dêrsim ve Pulur (Ovacık) Belediye Başkanları, Seyit’in iki torununun yanısıra çok sayıda yazar, araştırmacı konuşma yaptı. Konuşmalar ağırlıklı olarak Kirmanckî olsa da, bazı konuşmacılar Türkçe’yi tercih etti. Soykırım’da yaşananlar ve Seyit Rıza’nın direnişteki rolünün öne çıktığı konuşmalar, soykırıma ilişkin önemli ayrıntıları ortaya çıkardı.
Seyit’in toprakları özgürleşmeden rahat yok
Anmada Seyit Rıza’nın torunları Rüstem ve Zarife Polat da vardı. Zeliha Polat yaptığı konuşmada şu anda bulunan alana konak yapılacağının müjdesini verdi. Ardından da geçmişimizin silinmesine izin vermeyeceklerini belirterek, gençlerin yolu sürdüreceğini söyledi. Diğer torun Rüstem Polat ise Seyit Rıza’nın toprakları özgürleşmeden Seyit’in mezarında rahat uyuyamayacağını ifade etti.
Soykırıma ilişkin araştırmalarla tanınan Hüseyin Ayrılmaz’ın konuşmasında ise dinleyenler gözyaşlarını tutamadı. Konuşmasında Dêrsim’de yaşayan Kirmancîye topluluğunun Kürt’ü, Ermenisi ve Alevi’siyle beş yüz yılı aşkın bir arada yaşadığına değindi. “O zamanlar devlet, karakol ve mahkeme yoktu” diyen Ayrılmaz, ulus devlet projesi ile birlikte cumhuriyetin o dönemde yönetici konumunda bulunan cellatlarının Dêrsim’i haritadan silmek için harekat düzenlediğini kaydetti. Direniş olmasaydı Dêrsim’in haritadan silineceğini de sözlerine ekledi.
Seyit için kilam
Ayrılmaz, Alişer’in ölümü, Seyit’in devlet ile görüşmelerinin ayrıntıları, teslim oldu tartışmalarının aksine gösterdiği direnişi, cezaevin de ziyaretine gelen oğlunun asılması konularını yaptığı sözlü tarih çalışmaları ekseninde aktardı. Ayrılmaz, konuşmasını sonlandırırken söylediği şu sözler ise duygulu anlar yaşattı: “Seyit Rıza’nın yalnız kaldığını duyan Demenanlar Seyit’e haber göndererek yanına çağırırlar. Her elçi gönderildiğinde, Seyit bir türlü yol bulup gelemez. Peki onlara sordum aranıza gelseydi ona ne yapardınız. ‘Altından kutuya koyup koynumuzda saklar, devlete vermezdik’ dediler.” Anmada ayrıca Munzur Çem, İbrahim Karakaya, Hasan Ali Kılıç konuştu. Son olarak Erdoğan Emir, söylediği bir şarkı ile Seyit’i andı.
ÖNDER ELALDI/DÊRSIM