Açlık grevindeki tutsaklardan Mehmet Kanar’ın annesi Necla Kanar, “Herkes elini vicdanına koymalı. Binlerce insanın ölümünü seyredip sonra da ben insanım demesin. Binlerce insan bedenini ölüme yatırmışken kimse evinde rahat oturmasın” diyerek duyarlılık çağrısında bulundu.

Elazığ 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan Mehmet Kanar’ın annesi Necla Kanar, bir hafta önce oğlunun görüşüne gittiğini, oğlunun çok zayıfladığını, açlık grevi uzadıkça tutukluların sağlık durumunun daha da kötüye gittiğini ifade etti.

Mehmet Kanar, 1996 doğumlu. 2016’da Mardin’de gözaltına alındı. Olağanüstü Hal (OHAL) döneminden kaynaklı 30 gün gözaltında kalan Kanar, çıkarıldığı Mardin Adliyesi’nde “Örgüt üyesi olmak”, “Patlayıcı madde bulundurmak” ve “Silahlı eylem yapmak” iddialarıyla tutuklandı. Aynı iddialarla hakkında dava açılan Kanar, yargılamanın ardından 35 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Cezası istinaf ve Yargıtay’da onanan Kanar, 3 yıldır cezaevinde. İlkin Mardin E Tipi, sonrasında Urfa T Tipi Cezaevi’nde kalan Kanar, son bir yıldır da Elazığ 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuluyor.

Her anında baskı var

Ayda bir oğlunun açık görüşüne gittiğini söyleyen annesi Necla Kanar, cezaevine her gittiğinde farklı bir uygulama ile karşılaştığını, özellikle aramalarda erkek ve kadın gardiyanlar tarafından saatlerce taciz edildiklerini ve 4-5 kez aramadan geçirildiklerini ifade etti. Oğlunu görebilmek için yüzlerce kilometre yol kat etmek zorunda kaldığını dile getiren Kanar, normalde bir saat olan açık görüş hakkının doğru dürüst kullandırılmadığını söyledi. Gardiyanların uygulamalarına tepkisiz kalmayan ailelere hakaret ve ağıza alınmayacak küfürler edildiğini dile getiren Kanar, “Memura karşı geldin” denilerek keyfi bir şekilde 6 ay ile 1 yıl arasında görüş yasakları getirebildiklerini aktardı.

Ocak artık yanmıyor

 Elazığ Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne ilişkin konuşan Kanar, cezaevinde yaşanan baskıları oğlunun anlattığı kadarını bildiğini, yaşanan baskılara karşı tutsakların zaman zaman yaptığı eylemlerden kaynaklı baskıların kısmen gevşetildiğini, ancak hiç bitmediğini söyledi. 1 Mart’tan beri açlık grevinde olan oğlunun tecrit son bulana kadar devam ettirmekte kararlı olduğunu belirten Kanar, 3 yıldır oğlunu yılda birkaç sefer görebildiğini, oğlunun ve diğer tutukluların taleplerini sahiplendiklerini, evlerinde açlık grevleri başladığından bu yana yas havası olduğunu anlattı. Bir yandan cezaevinde olan Mehmet’i düşündüğünü, diğer yandan diğer tutsakları merak ettiklerini söyleyen Kanar, “Açlık grevleri başladığından bu yana evde ocağımız artık yanmıyor” dedi.

Artık anlayın; köleliği reddediyoruz 

Devletin Kürt halkına yaptığı düşmanlığın yeni olmadığını anımsatan anne Kanar, “Artık bu düşmanlık nereye kadar gidecek. Kürtler 100 yıldır sizin baskınız altında kaldı. Bu baskıları kabul etmediği için mi bu düşmanlık. 40 yıldır devlet Kürtler ile savaşıyor ama ortada bir şey yok. Artık anlayın biz köle olmayı reddediyor ve insan gibi yaşamak istiyoruz. Bizim çocuklarımız da kendinden sonraki kuşakların insanca yaşayabilmesi için bedenlerini ölüme yatırdı. Artık yeter adım atın” diyerek isyan etti.

Öcalan, sadece bir şahıs değil

 Öcalan’ı sadece bir şahıs olarak görmediklerini sözlerine ekleyen anne Kanar, şöyle devam etti: “Öcalan sadece bir şahıs değil. Öcalan şahsında bütün bir toplum baskı ve tecrit altında. Bu yüzden Öcalan üzerindeki tecrit kalkarsa toplum üzerindeki baskılarda kırılmış olacak. Türkiye’de yaşayan herkesin böyle düşünüp cezaevlerine ses vermesi gerekir. Mesele sadece Öcalan üzerindeki tecrit değil, tecride karşı çıkan herkes kendi üzerindeki tecride karşı çıkmış olacak. Bu yüzden herkes ayağa kalkıp hem kendi onurunu korumalı, hem de ölümleri engellemeli.”

Kimse rahat oturmasın

 Son olarak demokratik kamuoyuna ve uluslararası kurumlara seslenen anne Kanar, “Herkes elini vicdanına koymalı. Binlerce insanın ölümünü seyredip, sonra da ben insanım demesin. Binlerce insan bedenini ölüme yatırmışken kimse evinde rahat oturmasın. Eğer rahatlarsa o zaman onlarda insanlık namına bir şey kalmamıştır. Bu yüzden herkes ne yapabiliyorsa şimdi hemen yapmalı. Yabancı devletlere de sesleniyorum. Kürtler için bir şeyler yapın. Sizde demokrasi varsa, o zaman gerekli girişimlerde bulunun. Dünyanın hiçbir yerinde insanlar kendi devletinin koyduğu yasalara uymadığı için açlık grevine girmez ama Türkiye’de durum maalesef budur. O yüzden bir an önce girişimlerde bulunmanızı istiyoruz” dedi.