“Bir kadın ajansımız olmalı.” 


Bu söz, kadınların yakılmasını araştırmak için gittiği Doğu Kürdistan’dan dönerken 20-23 Temmuz 2006 tarihleri arasında Kelareş alanında İran rejim askerleri tarafından vurularak katledilen Fırat Haber Ajansı (ANF) muhabiri Ayfer Serçe’ye (Şilan Aras) ait.

Şilan’ın her yerde örgütlenmiş gönüllüler ağı olan kadın ajansı oluşturma hayali vardı. Kadınların yakılmasını araştırmak için tehlikenin ortasına korkmadan giden bir kadının mirası, birkaç yıl sonra yine kadınların özgürlüğünü kendine mesele edinen Kürt kadın meslektaşları tarafından devralınmıştı. Dünyanın ilk ve tek kadın haber ajansı JINHA, bu nedenle Şilan’ın mirasıdır. 

Gurbetelli Ersöz, Ayfer Serçe, Deniz Fırat gibi gazeteci kadınlar, Kürt basınında ataerkinin ve erkek egemen devlet sisteminin tüm dayatmalarına ve kalıplarına karşı kadın yazınını, kadın sözünü ve kadın gazeteciliğini kalıcı kılmak istedi. Dünya kadınlarının sesi olmak için 8 Mart 2012 Amed’de kurulan JINHA, tüm bu kadınların hayalini kadın bakış açısıyla var etmeye devam ediyor. 

“Ve yazıyoruz… Erkekler ne der diye düşünmeden yazıyoruz.”

JINHA’nın sözünü miras aldığı kadınlar arasında Virginia da vardı. Virginia Woolf, "Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın” diyordu. Bizim odaları yıkıp dünyayı yazın alanımıza çevirdiğimiz yer de JINHA’ydı.

Amed’de kurulan bu ajans için hiç kuşkusuz Kürt kadın kimliğinin büyük önemi vardı. Devlet, tahakkümü altına almaya çalıştığı Kürdistan’da Kürt halkının kimliğini ve belleğini yok etmeye çalışırken Kürt kadınları da devletin asıl yüzü olan ‘erkek yüzü’nü ezberliyordu. Kadınlar, hem erkek iktidarının şiddetinden hem de erkek devletin açtığı savaştan doğrudan etkileniyordu. Çocukları yüzünü dağlara dönmüş kadınlar, bebekleri sokaklarda katledilen kadınlar, cinsel işkenceye maruz bırakılan kadınlar, evleri sokakları tarlaları yerle bir edilen kadınlar… Kürdistan’ın ismini sütunlarında devlet aklıyla veren gazeteler, bu kadınları elbette ki görmeyecekti. Kürt kadınları ve gazetecileri işte tam da bu erkek egemen yapılara başkaldırdı. 

Tüm bunların dışında basının kendi yapısından bahsedecek olursak, karşımıza bütünlüklü bir patriarka yapı çıkacak. JINHA’nın kuruluş amacında aslında pek çok kadın gazetecinin yaşadığı sorunlar yer alıyor. Gazetelerde ve basın kuruluşlarındaki karar alma mekanizmalarının erkek egemen olması medyanın dilini de erilleştiriyor. Medya alanında bir kadın görünürlüğü mevcut olmadığı için JINHA, bu görünmeyen emeği görünür kılmak, gazeteciliğin erkek tekelinde olmadığını vurgulamak, kadına yönelik şiddeti, cinsel saldırıyı, kadına şiddet karşısında cezasızlık politikalarını yeniden yeniden meşrulaştıran erkek egemen dilin yok olabileceğini ve kadın odaklı haberciliğin yapılabileceğini göstermek amacıyla kuruldu. 

Medyanın eril diliyle mücadele eden JINHA, dünya kadınlarının sesi oldu demiştik. Rojava Devrimi'nin ilanının hemen ardından Rojava'ya giden ilk gazeteciler de JINHA muhabiriydi. Bu nedenle Rojava Devrimi'nin bir kadın devrimi olduğunu dünyaya ilk duyuran ajans yine JINHA oldu. Rojava’dan Güney Afrika’ya kadar hem basının hem de sistemin eril yapısını yıkmak için mücadele etti.

Erkeklerin açtığı savaşta kadın gazetecinin korkusuzluğu, gerçeğin yansıtılmasında çok önemli oldu. Bölgedeki muhabirlerimiz hem kadın, hem de devrimci duruşları nedeniyle birçok saldırılara maruz kalıyor ve polisin hedefi oluyordu. Cizre'de ilan edilen sokağa çıkma yasağında muhabir arkadaşlarımız diğer mahallelerde kalmayıp, saldırının gerçekleştiği mahallelere doğru haberi aktarma adına savaşın içinde barış gazeteciliği yaptı. Bu sırada arkadaşlarımız defalarca tarandı, kaldıkları ev kurşun ve bomba atarların hedefi olduğu için harabeye döndü. Muhabirlerimiz Vildan Atmaca, Beritan Canözer ve Rojda Oğuz tutuklandı, mücadelemiz sonucu özgürlüklerine kavuştular. En son editörümüz Zehra Doğan, sokağa çıkma yasakları altındaki Mardin, Nusaybin ve Derik’ten geçtiği haberler nedeniyle tutuklandı. Zehra hala Mardin E Tipi Cezaevi’nde tutsak.

Şimdi AKP’nin kadın düşmanı ve teşvik edici politikaları bir gecede kadınların sesi olan JINHA’yı kapatmakla bir kez daha kendini gösterdi. Çünkü JINHA’ya dokunmak kadınlara dokunmaktı. Kadın düşmanı bir iktidar ile erkek devletin karar verdiği hükme boyun eğmeyecek JINHA, “Erkekler ne hüküm verir" diye çıktığı yola “Erkekler ne hüküm verir” demeden yine devam edecek. 

Hüküm verenlere boyun eğmeyeceğiz. Kadınlar da, JINHA da susmayarak mücadeleye devam edecek.