Kürecik Dağlarından, Elbistan Ovasına, Nurhak Dağlarından, Pazarcık’a… Hava çıngı çaksan tutuşacak cinsten sıcak! Toprak ve anız kurak, ağaçlar inadına yeşil! Yakıcı güneşin ufukta titreşen balkıması, anızı yakılmış, karalara bürünmüş tarlalar, çırılçıplak tepeler ve arada bir görünüp kaybolan, yeşiliyle cezbeden dereler! Dere boyunca yeşilin türlü tonlarını resmeden bostanlar insanı bostan yolmaya teşvik etmiyor değil! 

İç Toroslar’ın zirvesinde gün batımının kızıllığı şavkıyıp, ovaya ince bir karaltı çökerken vardık Nergele’ye! Ekinözü İlçesine bağlı İçmeler bölgesinde bir köydür Nergele! İçmelerin türlü marka otomobillerle bezenmiş hali “Almancıların” geldiğine işaret. Yazları Avrupa’dan tatile gelen insanlarımızla nüfusu katlanan bölgenin, kışlık sakinleri köyü kadim mekan bilen ve burada hazin bir yalnızlıkla haldaş olan yaşlılarımızdır. Biz mihmandarlık eden canın “Buyur” etmesiyle kanatlı bahçe kapısından girdik. Çardağın altındaki solgun ışıkta belli belirsiz görülen canlar ayakta karşıladılar bizi. Canlar dişinden tırnağından artırıp katkıda bulunanların hizmetiyle bir cemevi yapmışlar. 

Bura halkı Kürt Alevidir. Kimliğine yabancılaşma travması yeni yeni aşılıyor. Kürtçe konuşma, diline sahip çıkma geleneksel bir refleksten, bilinçli bir tutuma dönüşüyor. İnançsal anlamda Alevi kimliğinin kadim mekanı olan bölge, Tacim Dede gibi Hak ve Hakikatin mürşitleri yetiştirmiş. Bu hakikatler şimdi yeniden anlam buluyor. Canların hemen tümü ilk hal hatır sormanın ardından kimlik, kültür ve inancın kökenlerini merak eden soruları yağmur gibi yağdırıyorlar.

Muhabbet erkanında bir canımız; “Pirim benim bildiğim Pazarcık, Elbistan bölgesinin Kürt Özgürlük Hareketinde 610 şehidi var!” diyor. Avrupa’da çalışan emekçi canlarımız örgütlenmenin duyarlılığıyla daha bilinçli ve sistematik değerlendirmeler yaparken, yerelde yaşayan canlar genel siyasi atmosferden biraz daha etkilenmiş görünüyorlar. 7 Haziran seçim sonuçlarında nihai başarı sağlanmamış olsa da, 2011 seçimlerindeki 3 bin oy 10 kattan fazla artmış. Bu da beraberinde bir öz güven ve dayanışma duygusu getirmiş ama daha çok yol alınması gerek. 

Canlarımızda Kürt kimliği ile Alevi kimliği biraz ayrıksı duruyor. Sistematik asimilasyonun etkisiyle olacak, Kürt/Alevi kimliğinin kadim zamanlardan günümüze gelen köklü bir kimlik olduğunu bilenler az. Zira devlet, devlet olalı valisi, kaymakamı, müftüsü, jandarması… Tüm kurumlarıyla kişiliksiz, devlete endeksli bir kimlik yaratmak için denemedik yöntem bırakmamış. Sabah cemevinin açılışını yapacağız. Çaylarımızı yudumlarken HDP Ekinözü İlçe başkanı ve cemevi başkanı gelip soframızı ihya eylediler. Dilin lezzeti, demin muhabbeti derken geceyi yarıladık. Canlarda adı konmamış bir kasvet ile “ne olacak bu şiddet ortamı?!” sorusuna cevap arayan kaygılı bir merak var. 

Sabah erkenden Veysel Yıldız Abican bizi Nurhaklarda Hakkın nuruyla buluşan Fidan Doğan makamına götürdü. Makama niyaz olduk. Hoş bir tesadüf Fidan canın babası Hasan Doğan babamız da orada! Geçen yıl geldiğimizde toprağına dikili taşın yanı başında küçümencik bir tabelaya Fidan Doğan yazılmış makam çiçeklerle bezenmişti. Bu kere makam Fidan canımızın zarafetine yaraşır bir anıtla şekillenmiş. Hasan Doğan baba “Kadınlarımız çok emek verdi. Bu kadınlarımızın eseridir.” Diyor. Evladı, hakikat erdeminin davasında destan olmuş bir babanın mağrur ve onurlu duruşu var Hasan Babada. Okşarcasına taşları sulayıp silen Hasan Baba makamı türlü gül ve çiçeklerle bezemiş. Ayaküstü sohbetin hüzünlü havasıyla “açılışa yetişmek için” Fidan Doğan makamını bir kere daha niyaz ederek ayrılıyoruz! 

Cemevini açıp, söyleşi için Nurhaklardan Pazarcık’a gittiğimizde kasvet ve kaygının biraz daha belirginleştiğini gördük. Devletin iç karartan savaş naralarına inat insanlarda inadına barış umudu koruyan ve yaşatan bir titizlik elbette var. Ancak devletin derin çukurlarında gezinip kan kokusu isteyen canilerden habersiz, çok haklı olarak “Ne oldu da birden bire hava değişti?” diyen yurttaş saflığının hemen çözüm bekleyen sorularına cevap vermek de kolay değil! Ama bir hakikat var ki o da “Topyekün savaşa karşı, topyekun barış ve demokrasi” için mücadele gerekliliğinin kanıksanmış halidir. Bu öyle bir hal ki, devlet/hükümetin mevcut cinnet halinin paranoyak bir beceriksizlikten olduğunu bilecek hakikati içinde barındırıyor. Halkta, Sayın Öcalan’ın ağır tecritle kuşatılıp, görüşmelerin neden kesildiğini, Sayın Öcalan’la görüşüldüğünde mevcut cinnet haline mutlaka bir çözüm üreteceği bilinci de var. Devlet/hükümetin 7 Haziran seçimlerindeki ağır travmanın bunalımı ile savaşçılık oynadığının bilinci de! Hatta yeni bir seçimde bu ahval ve şerait üzere politika güdecek devlet/hükümetin yine HDP hakikatine toslayacağının bilinci de var.