
Haftalardır sığınmacı akımını bir kriz tartışması biçiminde sürdüren Almanya federal koalisyon hükümeti ortakları
Hristiyan Birlik Partileri (CDU/CSU) lideri Angela Merkel ile Sosyal Demokrat Parti (SPD) lideri Sigmar Gabriel ve hükümet Sözcüsü Steffen Seibert çözüm için son bir hafta içinde bir kaç kez araya geldi. Koalisyon, mülteci akınına karşı tedbirler kataloğu üzerinde uzlaştı.
Önlemler arasında Türkiye ile mülteci kontanjanı da tartışıldı. Son bir kaç günkü tartışmalarda hükümetten çatlak sesler de zaman zaman yükseldi.
‘Başvuru süreci hızlandırılmalı’
Almanya Başbakanı Merkel, Gabriel ve Seehofer federal hükümet adına perşembe günü Berlin’de sığınmacı krizinde alınacak tedbirleri görüştü ve bir anlaşma sağlandı.
Merkel, toplantı sonrası yapmış olduğu açıklamada, sığınma başvuru sürecinin bütünüyle hızlandırılmasını söyledi ve bu konuda toplantıda “Konuyu enine boyuna tartıştık” ifadesini kullandı. Merkel önemli bir aşama kaydettiklerini kaydetti. Almanya’da kalması düşünülmeyen sığınmacıların çabuk geri gönderilmeli için sığınma başvuru süreleri hızlandırılacak. Ayrıca ‘hızlandırılmış başvuru’ sürecinin üç hafta içinde uygulamaya konulacağı ve bu sürece göre bir sığınmacı, başvurusunun reddedilmesinden dolayı yasal yollara başvurduysa, hukuki sürenin iki hafta için sonuçlandırılacağı belirtildi.
‘Özel kayıt merkezleri kurulmalı’
Tedbirler kataloğunun en önemli maddesi ise mülteciler için Almanya içinde özel kayıt merkezleri kurulacak. Almanya içinde üç veya en fazla beş yerde özel kayıt merkezleri oluşturulacak. İlk kayıt merkezleri Bamberg ve Manching kentlerinde tesis edilecek. Tedbirler kataloğunda mültecilere önemli yaptırımlar da geliyor. Özel kayıt merkezlerine yerleştirilen mülteciler bulundukları yerin dışına çıkamayacak. Bu kuralı ihlal edenlere yardım kesilecek ve iltica işlemi duracak. İkinci kez ihlal durumunda hemen sınırdışı edilecek.
Aile birleşimi
Geçici olarak Almanya’da kalma hakkı verilen mülteciler ilk iki yıl aile birleşiminden yararlanamayacak. Bu yasa Cenevre Sözleşmesi veya sığınma temel haklar kapsamında tanınmayan, ancak Almanya’da kalmalarına izin verilen sığınmacılar için de geçerlidir.
Yeni kimlikler ve veri bankası
Başbakan Merkel, sığınmacılara ve sığınma başvurusunda bulunanlara tek tip kimlik verileceğini açıklayarak, sadece bu kimlikle işlem yapılabileceği bilgisini verdi.
Verilecek yeni kimlikler, yardıma muhtaç insanların kayıtları ve sayılmaları birleştirileceğini söyleyen Merkel, böylece devlet kurumlarının gelen sığınmacılar konusunda daha rahat hareket edebilmeleri için bir veri bankası oluşturulacağını da açıkladı.
Türkiye için mülteci kontejanı
Öte yandan Almanya’da hükümet ortakları için daha çok sığınmacıların ilk geldikleri ülkelerde tutulmalarını sağlamak önemli bir hedef. Baz alınan ülke ise daha çok Türkiye.
CSU Genel Başkanı Horst Seehofer, “Türkiye ile bir mülteci kontenjanı belirleyeceğiz” dedi. Ayrıca sığınmacıların ihtiyaçları sağlamak amaçlı Türkiye’ye maddi destek sunulacağı da açıklandı. Almanya’da kalma hakkına sahip olan mültecilerin ise katılabilecekleri dil ve entegre kurs giderlerinin bir kısmını kendileri ödemeleri gerekiyor.
‘Geçici koruma’ fikirde anlaşmazlık
Bu arada Almanya Federal İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere’nin Cuma akşamı Deutschland Radio’ya yaptığı açıklamada, Suriyeli sığınmacılara ilişkin, “geçici koruma” denilen sınırlı bir süre için verilen oturumun aile birleşimini kapsamayacağına dair açıklaması, koalisyon hükümetinin ortakları arasında bir anlaşmazlığa neden oldu. Maiziere, tümüyle aile bileşiminin yasaklanmasını getiriyor.
Maiziere’in bu açıklamalasının ardından Federal Hükümet Sözcüsü Steffen Seibert sosyal medyada verdiği yanıtta, Almanya’nın Suriyeli sığınmacılar politikasında Göç ve Mülteciler Dairesi’nin bir değişiklik öngörmediğini bildirdi. Seibert, ülkelerindeki kan gölünden kaçan Suriyelilere Almanya’nın açık kapı politikası uygulamaya ve ‘öncelikli koruma’ sağlamaya devam edeceğini söyledi.
‘DAİŞ’ten kaçanlar sınırlandırılamaz’
Steffen Seibert’in açıklamalarından sonra da Maiziere görüşlerini açıklamayı sürdürdü. Maiziere Alman kanalı n-tv’a konuşarak, aile birleşimin sığınmacı sayısının çok olduğundan dolayı mümkün olmadığını iddia etti.
Sosyal Demokrat Parti (SPD) Genel Başkan Yardımcısı Ralf Stegner de, Deutschlandrundfunk radiosuna verdiği mülakatta Maiziere’in açıklamasına tepki gösterdi. Stegner, Esad rejiminin bombaları ve DAİŞ çetelerinden kaçan insanların korunma statülerini sınırlandırılamayacağı ve bu tür önerilerin siyasete olan güvenin de azalttığını belirtti.
Stegner, Berlin’de ‘Almanya için Alternatif Partisi’ (AfD) tarafından hükümetin sığınmacı politikasına tepki amacıyla sığınmacı- mülteci karşıtı yürüyüş düzenlendiğine dayanarak, “Bu durumdan sonuç olarak kazançlı çıkan Almanya için Alternatif Partisi ve Pegida gibi sağ popülist hareketler” diye konuştu. Sonuç olarak diğer politikacılar, Maiziere’in söylemlerine karşı çıkarak yasalardaki gibi 2 yıldan sonra aile bileşiminin olacağını belirtti.
HABER MERKEZİ
Tsipras: Bu dramdan Türkiye sorumlu
Alman Bild gazetesine konuşan Yunanistan Başbakanı Aleksis Tsipras, Ege Denizi’ndeki mülteci krizinden Türkiye’yi sorumlu tuttuğunu açıkladı. Türkiye’nin kaçakçılarla mücadele etmesini ön gören Tsipras, mültecilerin Türkiye’de kalması gerektiğini ifade etti.
Türkiye ile Yunanistan arasındaki 12 kilometrelik kara sınırına çekilen tel örgülerin orada mayın tarlasının olduğunu hatırlatarak, tel örgülerin kalacağını açıkladı. Tsipras, BİLD gazetesinin, “Yunan Savunma Bakanlığı, tel örgülerin bulunduğu Türkiye sınırında mayınların kalmadığını söylüyor” sorusunu şöyle cevapladı: “Türkiye’nin tüm mayınları temizlediğinden biz nasıl emin olabiliriz. İnsanları ölüme gönderemeyiz. Ayrıca Türkiye’de 2.5 milyon insan bekliyor. İnsanlar gelecekse tek güvenli yol, sığınmacıların Türkiye’de kalmasıdır. Bu dramdan Türkiye sorumlu” diye konuştu.
HABER MERKEZİ