Ankara’da 10 Ekim’de Barış Mitingi başlarken Sıhhiye Tren Garı’da yapılan ve 128 canı hayattan koparan katliam Suriye siyaseti, Rojava’ya, Kürtlere ve emeğe düşmanlığın özetidir. HDP bileşenleri ve Rojava dinamiğinin diplomatik ve askeri cepheyi genişletmesiyle “Cerablus da düşerse ne yaparız? Devlet elden gidiyor” paranoyasına kapılan, “devlet benim” diyerek 400 vekille başkanlık sistemini hayat-memat meslesi haline getiren anlayışın tezahürüdür. “Devlet bekası” fırtınası estirilip Ergenekoncular afla ittifaka çekilmiş, bu da devlet güçlerinde yeni anomaliye neden olmuştur. Bu iklim Adana’da evi önünde anne kucağında 3 yaşındaki Tevriz Dora’yı kurşunlayıp öldüren; 28 kurşunla infaz ettikleri Hacı Lokman Birlik’i panzere bağlayıp küfürler eşliğine kameraya çeken sadist-zombileşmiş özel harekatçılar gerçeğini hortlatmıştır. Adana, Mersin’deki HDP binalarının bombalanmasını, Diyarbakır’daki HDP mitingine intihar saldırısını, Suruç Katliamı’nı getirmiştir. 

Bu trajedi döngüsü IŞİD’leşmeyle parelel zihinsel ve vicdansal çürümenin sonucuydu. IŞİD vb. oluşumlar palazlandırılırken toplumun belli kesimi IŞİD’leşmiş, bu katliamlara sosyal medyadan alkış tutar, ölümlerin daha artması için dua eder hale gelmiştir. 

Ankara Tren Garı’ndaki iki canlı bomba saldırısı da diğerlerinin kopyası çıktı. Katliam öncesi büyük resme bakın: 1 Kasım seçimlerine odaklanma hali IŞİD için zayıf halkaydı. Rusya, Suriye’de IŞİD’e ve Türkiye’nin daha çok öne çıkardığı diğer yapılara hava operasyonu başlatmıştı. Türkiye hava sahasını da ihlal ediyor, TSK uçaklarını taciz ediyordu. Tampon bölge ve Cerablus’u ele geçirme hayalleri suya düşmüştü. Buna karşı Rojava yerel seçimlerini yapıyordu. ABD ve Rusya liderleri PYD ve YPG’yi yanında görmek için yarışıyor, ortak denklemler kurmak istiyordu. Bunlar hem IŞİD’i hem Türkiye’yi öfkelendirmişti. Türkiye İncirlik gibi üsleri koalisyona açtığı için kızgın olan IŞİD, elindeki askere karşılık MİT ile pazarlık yapıyordu. Anketler AKP savaşı tırmandırdığı halde beklediği milliyetçi akışın olmadığını görüyordu. Yani başkanlık yine tehlikedeydi. Üstelik Erdoğan’ın bayrak mitinglerini gölgede bırakacak sendikalar, emekçiler ve çok sayıda parti tarafından Barış Mitingi organize ediliyor, KCK’den miting sloganlarına 11 Ekim’de ateşkes açıklamasıyla destek verileceği açıklanmıştı.


Hesap ve Rusya’dan uzaklaştırmak:

Nihayetinde IŞİD, Türkiye, Rojava, Rusya’yı radarına almış kendisini konsolide etmek, ayakta kaldığını göstermek istiyordu. Ancak IŞİD’i sistem payandalarına değil, önceki saldırılarda olduğu gibi sisteme muhalif Kürtlere, sol bloka yöneltecek bir birim lazımdı. “Devlet bekası“ motivasyonlu Ergenekon, Poyrazköy aflarıyla konsolide edilen “kozmik kara odak”ın hedefi Barış Mitingi oldu. Ardınan Qamişlo’da Asayiş’e motosikletli bombalı saldırı geldi. (13 Ekim) Yeni hedef Rusya görünüyor. Sonuçta iki taraf da farklı beklentilerini karşılamış olacaktı. IŞİD’e buruşturup atılması konjonktürel olarak kolaylaşmış çeteydi nasılsa. Bu yüzden IŞİD en korunaklı kentte günlerce keşif yaparken izlendi. Delil toplamada bile laubali davranıldı, basın 3 gün sonra delilleri çekince gelip götürdüler. MİT bütün Suriyelilerin notlarını tutarken, katliamdan önce değil bir gün sonra IŞİD’e yapılan gözaltıların yanıtı ne sizce? IŞİD Adıyaman Grubu’nun kollanmasının başka anlamı var mı? Ebubekir Bağdadi’nin de içinde olduğu söylenen IŞİD liderlerinin konvoyunun katliamdan bir gün sonra Irak-Enbar’da vurulması tesadüf mü? Mitinge saldırı organizasyonu yaparken izlemeye-dinlenmeye alınmış olmasınlar mı?  Yani katlim devletin “kozmik kara odağı“ yani özel harp-MİT ile IŞİD konsorsiyumunun ürünü görünüyor. 

IŞİD, ayakta olduğunu, istediğinde başkentlere uzanabileceklerini gösterecek, motivasyon tazeleyecek, Kürtlere “size rahat yok” deyip korku çoğaltacaktı. Rusya karşısında NATO’nun misyon gereği yaptığı destek açıklamalarının dışında bir şey görmeyen, ciddi irtifa kaybeden devlet de dikkatleri başka mecralara çekmiş olacaktı. KCK’nin ateşkesi başlamadan sabote edilecek, Bayrak Mitingleri çoklu Barış Mitingi’nin gölgesinde bırakılmamış olacak, halkların HDP ile dayanışması örselenecek ve seçim mitingleri akamete uğratılacaktı. Dehşetin alt-arka okumalarında bunlar görülüyor. Oyunu boşa çıkarıp güneşi tutmak, emekçilerin kurduğu Liverpool’un “Asla yalnız yürümeyeceksin” sloganındaki gibi omuz omuza yılmadan yürümekten geçiyor.