Bandırma cezaevinden gazetemize yazan Zeki Kayar direniş ve Kürt şiiri arasındaki tarihsel bağları değerlendirirken, açlık grevi direnişinde kaleme alınan şiirlere ilişkin de bilgiler aktardı.

Zeki KAYAR*

Birçok aydın ve eleştirmen Kürt edebiyatının tarihini şiire dayandırır. Onlardan bir tanesi de Rojavalı Kürt yazar Hoşeng Osê’dir. ”Kürt edebiyatının tarihi incelendiğinde en önemli kaynak şiirdir” diyor Osê. Melayê Cizirî, Ehmedê Xanî, Feqiyê Teyran ve Cegerxwîn’i örnek verir. Şu an okuduğum ”İnatçı Bir Bahar: Kürtçe ve Kürtçe Edebiyatı” adlı derleme kitapta. Dengbêjleri de ekleyip Rojen Bernas, Rênas Jiyan, Jana Seyda, Mizgin Aydın da orta ve yakın dönem şiirinin öncüleri olarak belirtilirlerse, Kürt edebiyat tarihinin nicel gerçekliği bakımından daha kapsayıcı olur, inancındayım.

Bir de nitel yönü var konunun: Kürt edebiyatının tarihiyle birlikte Kürt direnişinin tarihi de şiire dayanmaktadır. Bunda en ufak bir kuşkum yoktur. Kürt tarihinde hangi serhildan var ki şiiri-bestesi olmasın? Eski, orta ve yakın tarihimizde hangi dönüm noktası var ki, klamı ve kelamı olmasın? Newroz efsanesinden Kela Dimdimê direnişine, Mazlum, Kemal, Hayri kahramanlığından Egitlerin başaşağı giden tarih seyrine dur diyen şanlı 15 Ağustos Atılımına kadar, hepsinde şiir vardır, şair vardır. Ve sarsılmaz bir inançla zafere kilitlenme vardır. ”Yaşamı uğruna ölecek kadar sevme” sözü ve kararlılığı vardır.

Direniş, şiirin kaynağı, sebebi ve gücüdür.

Şiir, direnişin ruhu, süsü, gülü ve meyvesidir.

Şiir direniştir, direniş şiirdir.

Kürdistan Halklar Önderliği, Demokratik Kurtuluş Hareketinin kırk yıllık kesintisiz sürekliliğine ilişkin, ”Yaşayan Tarih” diye belirlemesi özünde destansı bir şiirin ufuk açan bir gönül imgesidir. Müthiş bir çağrışım, sınırsız soyutlama ve gerçekçi bir özgürlük tasarısıdır. Mazlum Doğan’ın, ”Berxwedan jiyan e” tek cümlelik yaşam şiarı da on yıllarca koro şeklinde yineleyip eksimeyen güçlü bir narakattır. Minnetle andığım mamostem Arjên Arî ”Şêrgele”sinin tek bir dörtlüğü, dört parça özgür ülke özleminin meşalesidir, manifestosudur adeta.

Şiirin doğasında direniş vardır, diriliş vardır, özgür bir yaşam vardır.

Pasifizm yoktur, teslimiyet asla yoktur toplumsal şiir yaratımı da.

Artık her mevzi bir şiir dizesi olmuştur Newroz halkının köklü kültüründe. Sırtını Ararat Dağı’na yaslar, başını göğe değdirir tüm mevsimlerin varoluş serhildanlarında.

Her bir direniş cephesi, sayısız mısra metaforudur Güneş Ülkesi’nin sanat ütopyasında; Aram Tigran’dır, Karapetê Xaco’dur, Mihemed Şêxo’dur, Ayşe Şan’dır, Ozan Mizgîn’dir, Cömerd’dir, Delila’dır…

Cezaevlerinde altı ayı geride bırakan görkemli direnişde de şahane şiirler yazıldı. Hem de tüm olumsuzluklara ve devletin engellemelerine rağmen. Somut bazı örnekler:

Abdullah Kaya arkadaşımız açlık grevinin 104. gününde iken;  O günden itibaren ”Rojiya Rûmetê” (Onur Orucu) adlı şiir kitabı ellimize geçmişti. Kanıyla, canıyla direniştir tüm şiirleri. Gerçekleşen tarihi direnişin ürünüdürler; umut dolu, inanç adı ve kararlılık andı…

Arkadaşımız Caner Duygu ise açlık grevinin 52. günündedir. Kısa süre önce de girdiği on günlük dönüşümlü eylemi hesaplandığında iki aydan fazla direnişteyken; tam da şiir kitabını tamamlayacak kadar zamanı oluyor. O da onu yaptı işte; ”Li Deşta Rûyê Te” (Yüzünün Ovasına) adlı ilk kitap dosyası elimizdedir artık. Serhad, Botan, Dersim, Amed Kürtçesinin harmanlamasıyla yazıldığından, mısralarında kendiliğinden bir şiirsellik oluşturulup doğal, akıcı ve özgün bir tarz tutturmuş şiirinin imge örgüsünde.

M.Şakir Dalkılıç arkadaşımız da toplamda altmış günü geçen direnişinde şiirlerini toplayarak; ”nazar değmesin” dedirtircesine yepyeni, çok güzel bir ürün ortaya çıkardı ve onun şiirleri de yayına hazırlanmış haldedir. İsmini mi merak ettiniz: ”Heşinok” (Nazar Boncuğu).

Direniş döneminin ruhu bu olsa gerek. Nazar değmesin tarihi direnişimize, bereket versin ”Nazar Boncuk”lu şiirlerimize.

*Yazışmak isteyenler için adres:

1 Nolu T Tipi Kapalı CİK A-13 Bandırma - Balıkesir