İngiltere Gündemi


AB’ye reformlar konusunda Doğu Avrupa üyelerin sert çıkışının ardından İngiltere Başbakanı Cameron, geri adım atarken, Başbakanın geri adımı birçok kişi tarafından eleştirildi. Aldığı tepkiler uyarınca Başbakan da tavrını yine değiştirdi. AB’de kalınıp kalınmayacağına dair yapılması planlanan referandumun tarihi 2017 iken şimdide 2016’da olabileceği mesajı verildi. İngiliz Hükümeti, dayattıkları reformlarını tekrar gözden geçirmeleri için AB ülkelerine Şubat ayına kadar bir süre verdi. Görünen o ki İngiltere’nin şantajına birçok ülke kanmayacak ve İngiltere referandumu yapmak zorunda kalacak. 

Öte yandan anti-göçmen ve kemer sıkma politikalarıyla zenginin yanında olup yoksulu daha da zor duruma düşüren Muhafazakar Parti hükümeti, Paris’teki katliama sırtını dayayarak İngiltere sınırları içerisinde anti-demokratik politikalarını meşrulaştırmak için her yolu deniyor. Önerdikleri yeni kanunlarla ülke yakın bir zamanda tam bir açık cezaevine dönüşecek. Brüksel’de toplanan AB ülkeleri sınırları mültecilerin gelmesini engelleyecek 1,500 kişilik gardiyan önerisi bazı ülkelerin sert çıkışıyla onaydan geçmedi ancak İngiltere, güvenlik adını silahlı İngiliz polis sayısını artırmayı düşünüyor. 

İngiltere ve Galler’deki 130 bin polisin 6 bin tanesi silah kullanma idmanını almış. Başbakan Cameron ise silahlı polis sayısının 6 binin çok üzerinde olması gerektiğini savunuyor. 

Başbakan Cameron’un istediği bu değişikliğe polisler bile sıcak bakmıyor. Bakmamalarının temel nedeni ise bir vatandaşı bir şekilde öldürdüklerinde başlayan yargı ve soruşturma sürecinin genellikle polisin aleyhine olup, polisin ya işini kaybetmesine ya da ağır ceza almasına sebebiyet vermesi. 1967 Ceza Hukuku Yasası, polise silah gücünü kullanabileceği hakkını verirken, 2008 Ceza Adaleti Yasası ise polisin silaha sarılmasının gerçekten gerekli olduğunu ispatlaması gerektiğini belirtiyor. Yani aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık hesabı yasalar polisi bir arada bir derede bırakıyor. 

Geçen hafta Kuzey Londra’da 28 yaşında Jermaine Baker’ı vurduğu gerekçesiyle bir polis tutuklandı. Polisin silah kullanmasına halk tepkili. Haklılarda. Yasalara göre bir polisin silah kullanması için, nefsi müdafaa, başkasının hayatını koruma, bir suçu engelleme gibi gerekçelerin olması gerekiyor. Baker’in ise arabasında uyurken polis tarafından vurulduğu ifade ediliyor. Yani pisi pisine Baker adlı genç hayatını kaybetti. Çeteyle alakası olduğu iddiaları da boş çıktı. Baker sırf siyah olduğu için bir önyargılı polis tarafından öldürüldü. 

Halbuki silah yerine şok tabancaları kullanılabilir.  Geçtiğimiz haftalarda Londra metrosunda DAİŞ sempatizanı olduğu düşünülen bir kişinin etrafa bıçakla saldırması olayında şok tabancası kullanılmıştı ve kişi etkisiz hale getirilmişti. Silaha ne gerek var o zaman? 

Terörist bir saldırıya karşı ne yapmalarını söyleyen ‘Koş, saklan ve anlat’ adlı bir buçuk dakikalık bir video polis tarafından piyasaya sürüldü. Tam bir savaş atmosferinin olduğu videoda etrafımızın teröristlerle çevrili olabileceği mesajı veriliyor. İngiltere’nin teröristlerce büyük bir tehlike altında olduğu ise sık sık dile getiriliyor. Ardından da halkın paniklemesine gerek olmadığı belirtiliyor. Nasıl bir çelişkidir bu. Çoğu hükümet gibi İngiliz hükümeti de çok çelişkili.