Şimdi büyük özgürlük kampanyası zamanı
Forum Haberleri —

- Üçüncü Dünya Savaşı halkların Önderi Abdullah Öcalan’ın İmralı işkencehanesine alınması ile başladı. 1999’dan günümüze, bu savaşın nasıl bir yıkım yarattığını artık herkes görebiliyor. Bunun için Önder Apo gerçekliği tüm halklar, uluslar ve insanlığın özgürleşmesi gerçeği olarak ele alınmalıdır.
NEDİM SEVEN
Bir ulusu ulus yapan en temel değerlerin başında özgürleşme mücadelesinde yarattığı değerleri korumak ve geliştirmek gelir. Uğruna mücadele edilen demokrasi, özgürlük, adalet, eşitlik ve sosyalist değerler her zaman ve her koşulda kararlıca savunulmalıdır. Ulusların yapılanmasında tarihi anlam ifade eden, kutsallar vardır. Dostlar ve düşman ahlaki açıdan bu kutsallara saygı gösterir.
Halklar ve uluslar için önderler, şehitlikler, tarihi hafızalayan eserler etrafında kenetlenilen semboller, inanılan ve uğruna yaşamdan fedaice feragat edilen düşünceler kutsallık mertebesindedir. Kürt demokratik uluslaşmasında ahlaki ve manevi bakından Kürt önderlerinin böyle tarihsel bir rolü vardır. Örneğin, Şêx Said, Seyid Rıza, Qazi Muhammed böyle bir değer taşır.
1972’lerden günümüze tüm yaşamını aralıksız bir çalışma ile Kürt demokratik uluslaşmasına adayan, özgürlük ve sosyalizm uğruna yılmadan, usanmadan, büyük bir sabır, cesaret ve bilinç ile çalışan, ilke ve amaçlarından asla taviz vermeyen halkların önderi Abdullah Öcalan’ın da bu bağlamda kutsallık mertebesinde ele alınması gerekir.
O halde halkların maddi ve manevi değerlerinin bütününü kendi kişiliğinde somutlaştırmış bu büyük devrimci neden hala rehin tutuluyor? Neden 21 yıldır tutsaktır ve tecrid ediliyor? Neden özgürlüğü, barışı, kardeşliği ve bir arada yaşam gerçeğini paradigmalaştıran düşüncelerinden halklar ve insanlık mahrum bırakılıyor?
Dost ve düşman her insanın düşünce ve eyleminden, özgür yaşamı bulabileceği Önder Apo, neden hala İmralı işkencehanesinde tutsaktır?
Dünyanın birçok aydın, akademisyen, sendikacı, öğrenci, filozof, edebiyatçı, bilim adamı ve toplumun her kesiminden bir çok insan Önder Apo’nun düşüncelerinin insanlık için ne kadar hayati olduğunu vurguluyor, özgürlük kampanyası için tam zamanı diyor. Neden işbirlikçi Kürt, ırkçı-milliyetçi Türk, bunu görmek istemiyor, bu nasıl vicdansızlık?
21 yıldır İmralı’da rehin tutulan Önder Apo, CPT’nin dahi işkence yapılıyor belge ve değerlendirmelerine rağmen, isyan gerekçesi olmuyor? Bu 21 yılda, Önder Apo’nun sağlık, güvenlik ve özgürlüğü için mücadelenin her aşamasında çok tarihi çalışmalar yürütüldü. Mücadelenin halk, gerilla ve zindan cephesinde büyük fedakârlıklar yapıldı. Her PKK üyesi için Önder Apo’nun özgür çalışma koşullarına kavuşmaması en temel özeleştiri konusudur. Bu durum ilkesel bir tutumdur. Önder Apo’nun özgürlüğü için özellikle zindanlardaki yoldaşları büyük fedai duruşlar sergiledi. Çok tarihi eylemler yapıldı. Son olarak Leyla Güven öncülüğünde uzun süreli açlık grevleri ve ölüm orucu eylemleri yapıldı.
Kadın, gençlik toplumun her kesimi çok tarihi eylem ve etkinlikler düzenledi. Değişik dönemlerde bireysel olarak da “Abdullah Öcalan siyasi irademdir” imza kampanyaları düzenlendi. 2006’da 3 milyon 800 bin noter tasdikli imza, 2014–2015 yıllarında 10 milyon imza toplandı bir çok uluslararası kuruluşa sunuldu.
Yine mücadele tarihimizin en uzun süreli eylemi, Avrupa Parlamentosu önündeki "Önder Apo için Özgürlük Nöbeti” devam etmektedir, selamlamak gerekir. Tüm bunlar biliniyor. Neredeyse 21 yıldır Kürt Özgürlük Hareketi, Kürt halkı ve dostlarının yürüttüğü Önder Apo’nun özgürlüğünü amaçlayan kampanyaları sağır Sultan bile duydu, nasıl oluyor da işbirlikçi hain Kürt ve Irkçı faşist Türk bunu görmek istemiyor.
Kim ne derse desin Önder Apo gerçekliği halklar ve uluslar nezdinde kutsallaşmış bir gerçekliktir.
Kürtler ve PKK’liler bencil davranmadan Önder Apo’yu tüm Ortadoğu halkları başta olmak üzere tüm insanlığın bir değeri olarak görmeli, Arap halkının da eleştirdiği şekliyle Öcalan sadece siz Kürtlerin değil bizim de önderimizdir, fikrini devrim mücadelesinin eksenine oturtmayı bir görev kabul etmelidir.
Üçüncü Dünya Savaşı halkların Önderi Abdullah Öcalan’ın İmralı işkencehanesine alınması ile başladı. 1999’dan günümüze, bu savaşın nasıl bir yıkım yarattığını artık herkes görebiliyor.
Bu savaşın, Ortadoğu’dan Kafkasya’ya, Afrika’dan Avrupa’ya kadar, yarattığı tahribatların artık bilançosunu çıkarmak dahi zorlaşmıştır.
Üçüncü Dünya Savaşı’nın durdurulması, halklar ve ulusların yararına bir sürece evirilmesinin Önder Apo’nun özgür yaşama ve çalışma koşullarına kavuşması ile direkt bir bağlantısı vardır.
Ne Kapitalist Modernite ne de statükocu-ulus devletçi sistemler Üçüncü Dünya Savaşı’nı durduracak bir mantalite ve güce sahiptirler.
Nereden bakılırsa bakılsın Önder Apo’nun düşünce ve eyleminin somutluk kazandığı Demokratik Konfederalizm ve Demokratik Ulus felsefesi tüm savaşların panzehiridir.
Üçüncü çizgi olarak tanımlanan Ekolojik, Demokratik ve Kadın Özgürlükçü Paradigmanın yaşamsallaştırılması halklar, uluslar ve insanlık açısından ertelenemez bir görev ve sorumluluk olmaktadır.
Hem stratejik hem de güncel siyasal durum açısından, Önder Apo’nun özgürlük koşullarının yaratılması hayati bir durumdur.
21 yıllık sürecin tümünü aşan ulusal ve uluslararası büyük özgürlük kampanyasının gündemleştirilmesi hayati önemdedir.
Önder Apo gerçekliği tüm halklar, uluslar ve insanlığın özgürleşmesi gerçeği olarak ele alınmalıdır.
Tecride, faşizme, işkenceye hayır, Önder Apo’nun özgürlüğüne evet demek gerekiyor. Önder Apo’nun Özgürlük Kampanyasına kendine insanım diyen kişinin katılması gerekiyor. Ya Önderlikle, ya asla!







