
Direnişin 45. gününe girdiği Şırnak'ta çatışmalar kent geneline yayılmış durumda. 46 gündür yakılıp yıkılmasına rağmen geçit vermeyen Türk işgal güçleri, fosfor da kullanıyor.
NUSAYBİN
Mêrdîn'in (Mardin) Nisêbîn (Nusaybin) ilçesindeki direniş 46. gününde. Halk direnişine öncülük eden YPS ile Türk işgal güçleri arasındaki çatışmalar devam ediyor. Önceki akşam saatlerinde Kışla, Abdulkadirpaşa ve Zeynelabidin mahallelerine dönük şoğunlaşan saldırılar sabah saatlerine dek sürdü. Mehter marşları eşliğinde saldırıların yapıldığı ilçe, geceyi bombardıman altında geçirdi.
Fosfor bile kullanıyor
Türk işgal güçlerinin fosfor da kullandığını; Koçera, Weysika ve Elika'da yoğun çatışmaların yaşandığını belirten YPS Genel Koordinasyonu, son iki gündür İsmet Paşa ve Cumhuriyet mahallelerinde de şiddetli çatışmaların olduğunu bildirdi. Türk güçlerinin ilerlemesinin engellendiğini kaydeden YPS Genel Koordinasyonu, şu detayları paylaştı:
* 25 Nisan günü Elika Mahallesi'ne girmeye çalışan JÖH grubuna yapılan yapılan eylemde 7 JÖH elemanı öldürüldü.
* Aynı gün İpek tarafından zırhlı araç ve tankla mahalleye girmek istediklerinde birimlerimiz tarafından yapılan sabotaj eyleminde 1 tank imha olurken 1 Kobra tipi zırhlı araç da darbelenip geri çekilmek zorunda kaldı.
* Tabur tarafından 1 kepçe Elika Mahallesi'ne girmek isterken yapılan eylem sonucunda imha edildi.
Yakıp yakılıyor
8. kez ilan edilen "sokağa çıkma yasağı"nda yüzlerce ev, iş yeri ve tarihi mekanlar yakılıp yıkıldı. Savaşın başladığı günden itibaren ilçeyi terk etmeyen Belediye Eşbaşkanı Sara Kaya, 8 aydır yaşanan ağır saldırıların boyutlanarak sürdüğünü belirtti.
Son yasağın 13 Mart Pazar günü başladığını hatırlatan Kaya, saldırı sürecini şöyle özetledi: "13 Mart'ta çarşı merkezinde birçok ev ve iş yeri tarandı. Yasağa hazırlık yapmak için çarşıya çıkan halkın üzerine ateş açıldı. Birçok yurttaş o nedenle evinde duramadı ve ilçeyi terk etmek zorunda kaldı. Tüm bunlar ilçeyi tamamen insansızlaştırmak adına yapıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Devlet Bahçeli'nin nefret söylemleriyle bu savaş her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Top ve obüs sesleri bir saniye dahi durmuyor. Bugüne kadar yüzlerce ev yakıldı, avukatlara ait bürolar basılıp evraklar dağıtıldı. Bu süreç içerisinde Nusaybin'de yapılanları duyuran basın mensupları tutuklandı. İlçede yaşayan yurttaşlar tutuklandı, gözaltına alındı. Belediye temizlik personelimiz evinin önünde katledildi."
Tarihi mekanlara yönelindi
Tarihte birçok halklara ve inanca ev sahipliği yapan Nisêbîn'de tarihi mekanların ve simgelerin tahrip edildiğinin altını çizen Kaya, sosyal medyada, "Mitani Kültür Merkezi, Mor Yakup Manastırı ve Zeynelabidin Cami'nde bomba var" şeklinde yapılan paylaşımlarla bilinçli hedef gösterildiğini kaydetti. Kaya, "Mitani Kültür Merkezi 4'ncü Dünya Kadın Yürüyüşü'ne ev sahipliği yapmış ve halk için önemli sanat çalışmalarının yürütüldüğü bir merkezdir. Mor Yakup Manastırı ve Zeynelabidin Cami ise Mezopotamya tarihinin en önemli yapıları arasındadır. Ortadoğu'nun ilkokulları olarak kabul edilen bu yerler şimdi ise yok edilmeyle karşı karşıya. Dünya halklarının bunun karşısında durması gerekiyor" çağrısında bulundu.
Sessizlik ölüm getirir
Nisêbîn, Şirnex ve Gever için Qamişlo'da başlatılan "Sessizliğe Hayır" eyleminin Türkiye'de de yaygınlaşması gerektiğini vurgulayan Kaya, "Qamişlo ve Nisêbîn tellerle ayrılmış tek parça gibi. Bugün binlerce Nisêbînlinin akrabası Qamişlo'da yaşıyor. Birbirinden ayrılan bu parça bugün kardeşliğin en güzel örneğini sergiliyor. Qamişo'da başlatılan 'Sessizliğe Hayır' eyleminin Türkiye'de de yaygınlaştırılması gerekir. Bu savaşı sadece halkların ortak barış eylemleri durdurabilir" diye konuştu.
ŞIRNAK
Sömürgeci Türk devletinin soykırım saldırılarına karşı öz yönetim direnişinin 45. gününe girdiği Şirnex'te (Şırnak) gece boyu bombardıman devam etti. Kentin etrafına konuşlandırılan tank, top, obüs ve havanlarla Bahçelievler, İsmetpaşa, Cumhuriyet, Gazipaşa, Yeni ve Aydınlıkevler mahallelerine yönelik bombardımanda çok sayıda evde yangın meydana geldi. Özelikle İsmetpaşa Mahallesi'nde aralıksız süren bombardımanda yüzlerce ev kullanılamaz hale geldi.
Mahallelere girmeye çalışan Türk işgal güçleri ile YPS/YPS-Jin üyeleri arasında Bahçelievler, İsmetpaşa ve Aydınlıkevler mahallerinde çatışmalar yoğunlaştı. Bölgeye çok sayıda ambulans sevk edildi.
Tekser, Vakıfkent, Gündoğdu mahalleleri ile Qilaban (Uludere) yolu olarak bilinen Çevreyolu civarında da gece aralıklarla çatışma yaşandı.
Kentin çeşitli bölgeleri ile Cudi ve Gabar dağlarının eteklerinde İnsansız Hava Araçları (İHA) ve helikopter hareketliliği gözlemlendi.
Son günlerin en şiddetlisi
Şırnak'ta dün son günlerin en şiddetli bombardıman ve çatışmaları yaşandı. Kent, Mehter marşları eşliğinde aralıksız bir şekilde tank, top, obüs ve havanlarla bombalanırken, şiddetli yağmur ve fırtınaya rağmen birçok evde yangın çıktığı görüldü.
Çevreyolu üzerine konuşlandırılan tankın Yeni Mahalle'ye top atışları yaptığı sırada zırhlı araçlardan ırkçı marşlar çalınarak tekbir getirilmesi kameralara yansıdı. Başta İsmetpaşa, Yeni, Gazipaşa, Aydınlıkevler, Bahçelievler, Cumhuriyet ve Dicle olmak üzere tüm kente yönelik bombardıman sürerken, kentin birçok noktasında şiddetli çatışmalar yaşandı. Çatışmalar, kentin geneline yayılmış durumda. Çatışma bölgelerine onlarca ambulans zırhlı araçlar eşliğinde sevk edildi.
Türk resmi kaynakları ise kentin yüzde 65'inde hakimiyet sağladıklarını, Kürt direnişçileri 3 mahalleye sıkıştırdıklarını iddia etti.
Toplandıkları sırada vuruldular
YPS Genel Koordinasyonu, dünkü yazılı açıklamasında Şırnak'taki çatışmalarla ilgili şu bilgileri verdi:
* 25 Nisan günü 1 Kobra tipi zırhlı araç Bahçelievler Mahallesi'ne girerken hedef alındı ve sürücüsü öldürüldü.
* Aynı gün Ömerköy tarafında birimlerimizin gerçekleştirdiği atışlar sonucunda 1 çete elemanı daha öldürüldü.
* JÖH/PÖH elemanları AKP binası ile anacadde arasında toplandıkları sırada YPS-Jin tarafından ağır silahlarla vuruldu. 8 roket bu mekana isabet etti; eylem sonrası çok sayıda ambulansın olay yerine geldi.
* Bir gün sonra yine anacadde üzerinde toplanan Saray çeteleri, birimlerimiz ağır silahlarla vuruldu; 3 roketin isabet ettiği mekanda ölü ve yaralı sayısı netleştirilemedi.
Yak, yık, gasp et!
Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatıyla "yakılıp, yıkılan" Kürdistan şehirleri, kamulaştırma kararıyla yeniden yapılacak konutlar hak sahiplerini uzun vadeli borç batağına sürükleyecek. Bakanlar Kurulu'nun 21 Mart günü çıkardığı "5306 Sayılı Kanun" kapsamında hak sahipleri devletle sözleşme yapmaya zorlanıyor. MHD Amed Şube Yöneticisi Av. Semra Baylan, insanların seçeneksiz bırakıldığına dikkat çekti.
Erdoğan'ın talimatıyla yakılıp yıkılan Kürdistan şehirleri, yeniden inşa sürecinde de ekonomik sömürü politikaları devreye konulacak. Bakanlar Kurulu'nun 21 Mart günü çıkardığı "5306 Sayılı Kanun Kapsamında Riskli Yapıyı Malik, Kiracı veya Sınırlı Ayni Hak Sahibi Olmaksızın Kullananlara Yardım Yapılmasına Dair Karar" ile hak sahipleri uzun vadeli borçlandırılacak. Başta Cizre, Silopi ve Sur olmak üzere, özyönetim direnişlerinin olduğu kentler, önce tanklarla ardından da Bakanlar Kurulu kararı ile çıkarılan "Kamulaştırma kararı" ile halkın geleceği ipotek altına alınmaya çalışılıyor.
Çıkartılan yasayla birlikte, yıkım ardından yapılacak konutlarda öncelik malik ve hak sahiplerine verilecek. "Gecekondu sahipleri" olarak görülen kişilere ise yapılacak yeni konutlardan arda kalanlar olursa ya da başka bir yerde yapılacak ve enkaz bedeli, duvar ve ağaçlar için ortaya çıkan bedel yansıtılarak satılacak. Bu bedeli kabul eden "gecekondu sahipleri" yeni konut için devletle anlaşma imzalanacak. İmza karşılığında yeni yapılan konut fiyatı taksitlere bölünerek ev sahibi borçlandırılacak.
Hak sahipleri veya "Gecekondu sahipleri" sözleşme imzalamaya yanaşmaz ise enkaz bedeli, ağaç ve duvar bedelinin yüzde 10'u peşinen ödenecek. Sözleşme yapılması durumunda ise satış bedelinden enkaz bedelinin yüzde 90'ı düşürülerek taksitlere bağlanacak.
Kürtlere özel politika
Hükümetin yeni yasasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan MHD Amed Şube Yöneticisi Av. Semra Balyan, evi yakılıp, yıkılan insanlara seçenek bırakılmadığını dile getirdi. Balyan, yeni düzenlemeye ilişkin şunları söyledi: "Halkla müzakere edilmeden, tartışılmadan bu kararlar alınıyor. Halkın söz sahibi olmadığı, kendilerine dayatılan bir hükümet tasarrufu söz konusu. Tıpkı Sur'un kamulaştırılması gibi. İnsanlar zaten yoksul. Çok az bir enkaz bedeli verilerek, üstüne borçlandırılacaklar. Ama Türkiye'nin dört bir yanında gecekondular var. Bu kararın Kürt nüfusunun ve kültürünün yoğun olduğu yerleşim yerlerine uygulandığı acık. Riskli alan ilan edilmiş ama neye göre? Hangi jeolojik raporlama ya da incelemeye göre yapıldığı belli değil. İnsanların yerleşik yasamı, kendine özgü kurduğu kent dokusu hedef alınıyor. Kürt kentlerine özel politika uygulanıyor. İnsanlar yerleşik mahallelerinden koparılıp şehrin dışındaki toplu konutlara yasamaya mahkum edilecek."
DİHA/AMED