HDK’nin 9’uncu Genel Kurulu’nda konuşan Eşsözcü Gülistan Kılıç Koçyiğit, ‘’Ortak bir mücadele hattını geliştiremedik. Ege ile Karadeniz ile Kürdistan’ı istediğimiz düzeyde buluşturamadık. Şimdi HDK’yi büyütme zamanı’’ dedi.

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) 9’uncu Dönem Genel Kurulu, “Emek, barış, özgürlük ve faşizme karşı toplumsal direniş” şiarıyla başladı. Hotel Akar International’da düzenlenen Genel Kurula, HDK içerisinde yer alan çok sayıda siyasi parti, sivil toplum örgütü, sendika ve demokratik kitle örgütü temsilcileri katıldı.

Genel Kurul’un yapıldığı salona, Öcalan üzerindeki tecride karşı açlık grevinin 68’nci gününde olan Leyla Güven’in fotoğrafının yer aldığı ve üzerinde “Tecride hayır, yaşamı savunan direnişe ses ver” yazılı pankart asıldı.

Divanın belirlemesi ardından, saygı duruşuyla başlayan Genel Kurul’un açılış konuşmasını HDK Eş Sözcüleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Onur Hamzaoğlu yaptı.

Koçyiğit, konuşmasına, ‘’Eşitlik ve özgürlük için mücadele ettiği için cezaevinde olan, sürgünde olan arkadaşlarımıza selam olsun’’ sözleriyle başladı.

Mücadele biçimi değişti

Koçyiğit, yıllardır mücadele ettiklerini ancak 7 Haziran 2015’den bu yana mücadelenin biçiminin değiştiğini belirtti ve şunları söyledi: ’’Bugün bambaşka bir tarzda mücadele ediyoruz. En önde yürüyenler, yaktığı direniş meşalesinde önümüzü aydınlatan yoldaşlarımız var. Tıpkı sevgili yoldaşımızı sayın Leyla Güven’de olduğu gibi. Leyla arkadaşımız şu anda değişen direniş sürecinin öncülüğünü yapmaktadır. Eski tarzda yeni sürece cevap olamıyorduk. Bir yol bulmak gerekiyordu. Bin selam olsun o yola o yolda yürüyen yoldaşlara.’’

Sistemli bir görüşme istiyoruz

Nisan 2015’ten bu yana Öcalan ve siyasi tutsakların mutlak tecrit altında olduklarını vurgulayan Koçyiğit şöyle konuştu: ’’Şunu çok iyi biliyoruz ki bu tecrit sadece onlara yönelik değil. Bütün hayatımız kuşatmış durumda. Tecrit sadece İmralı’da da yok hayatın içinde var. Tam da Sayın Leyla Güven bu tecridi kırmak, yeni bir toplumsal barışın önünü açmak istiyor. Bu ses küçük bir görüşmeye vesile oldu. Sayın Mehmet Öcalan, İmralı Adası’na gitti ve Sayın Öcalan ile bir görüşme gerçekleştirdi.

Bu kısa süreli görüşmeleri, 3 yıllık temel izolasyondan, mutlak tecritten sonra lütuf olarak gören aklı da yönetimi de reddediyoruz. Biz tecridin sistematik bir şekilde kırılmasını istiyoruz. Ailesi ve avukatlarıyla ve daha önce olduğu gibi heyetlerle sistemli bir görüşme ve bu görüşmenin garanti altına alınmasını istiyoruz. 20 dakikalık kısa süreli tek seferlik görüşme, görüşme değildir.’’

Ege ile Karadeniz ile Kürdistan’ı buluşturmadık

Koçyiğit HDK örgütlenmesinin büyütülmesi gerektiğini ifade etti ve ekledi: ‘’HDK uzun bir yürüyüşten geliyor. Umuda yolculuk şiarıyla yola çıkmıştık. İçine kadınları gençleri, demokrasi, özgürlük isteyenleri ortak paydada buluşturmuştuk. Şimdi bu paydayı bugün burada daha da büyütmemiz gerekiyor. Toplum direniyor, itiraz ediyor ama biz hali hazırda bu itirazları birbiriyle ilişkilendirerek topyekun bir itiraza dönüştüremedik. Bu da bizim en büyük özeleştirimiz. Ortak bir mücadele hattını geliştiremedik. Ege ile Karadeniz ile Kürdistan’ı istediğimiz düzeyde buluşturamadık. Önümüzde yerel seçimler var. Türkiye’de büyük kentleri kaybeden AKP-MHP başkanlık sistemi bütün yönetimi sorgulanacaktır. Seçimle faşizmi yenemeyebiliriz ama çözülmesini sağlayabiliriz. Gerçek demokrasimizi inşa etmek için bugünden yarına mücadeleye...”

Seçimler yok sayıldı

Koçyiğit’n ardından diğer Eşsöczü Onur Hamzaoğlu, konuştu. Hamzaoğlu, Türkiye’nin karanlık bir iktidarla yaşadığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kürt illerinde görevden alınıp, kayyum atanan 94 belediye başkanının hiçbirisi için bugüne kadar bir dava açılmadı. Böyle bir iktidarda yaşıyoruz. 2015 yılında bu iktidar Türkiye siyasi tarihinin ilk kez seçimleri yok saydı. Kürt illerinde sokağa çıkma yasakları ile başta yaşam hakkı, sağlık hakkı, eğitim hakkı konusunda ihlaller yaşandı. Hala failleri yargının önüne çıkarılmadı bütün bunlar tanımlanıyor olmasına rağmen.”

 İktidar ve muhalefet iflas etti

Türkiye’de yaşanan işsizlik ve ekonomik sorunlara da değinen Hamzaoğlu, “İstanbul’da bir belediyenin taşeron işçisi tazminatı ödenmediği için vücudunu ateşe verdi. Bu iktidar dönemi boyunca 26 grev yasakladı. Yasaklanan grevlerinin İZBAN işçilerine saldırdılar. Ama işçiler yasağa rağmen direnmeye devam ediyorlar. Yaklaşık 70 gün içinde 44 fabrikada direniş ve grevlere tanık oluyoruz. İktidar iflas etmiştir. Sadece iktidar değil, ana muhalefet de iflas etmiştir” diye konuştu.

Konuşmasının devamında 31 Mart yerel seçimlerine değinen Hamzaoğlu, “Biz HDK tarihinde bu kadar sık periyotlu seçimler beklemiyorduk. Ama bunları bir şekilde kazanımlara dönüştürmek için neler yapmamızı da öğrendik. Ekimden beri de yerel yönetim seçimi konuşuyoruz. Bu seçimlerin bu kadar merkezi boyutta yapılmasının nedeni doğrudan doğruya Cumhurbaşkanlığı sisteminin güvenoyu oylamasıdır. Bu sandıktan iktidar ve bileşenleri kaybederek çıkacaktır” dedi.

ANKARA

 
 

Sezai Temelli: HDP’nin yolu HDK’den geçiyor

   

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, kongrede yaptığı konuşmaya “7-8 yıl önce büyük bir heyecanla yan yana geldik. O gün o büyük heyecanın en önünde koşan arkadaşım Sebahat Tuncel’i sevgiyle selamlıyorum” sözleriyle başladı.

“7-8 yıl önce oluşturduğumuz bu heyecan dünden çok daha güçlü. Dünden çok daha fazla bugün HDK’ye ihtiyacımız var” diyen Temelli, “Siyasetin toplumsallaşması, toplumun siyasallaşması dediğimiz meseleyi ete kemiğe dönüştürdüğümüz yerdir HDK” ifadelerini kullandı ve ekledi:

“Çok uzun bir mücadele tarihinden süzülüp geldik, bir fikriyat etrafında örgütlendik. Bu fikriyat olmasaydı güçlü bir örgütlülüğü hayata geçiremezdik. O yüzden bu fikriyata sımsıkı sarılmak gerekiyor. Çünkü yeni bir paradigmadır.

Öcalan’ı selamlıyorum

Kapitalist köhne sisteme ve bu ceberrut devlete karşı halkların iktidarının nasıl var edilebileceğine dair bir fikriyattır bu. Demokratik ulus anlayışıdır, demokratik cumhuriyetin inşasıdır. Bir fikriyatınız varsa güçlü bir örgütlülüğü var edebilirsiniz, güçlü bir örgütlülüğünüz varsa yaşamı dönüştürebilirsiniz. Bu fikriyatın sahibini, İmralı’yı, Sayın Öcalan’ı bir kez daha selamlıyorum.

Tecrit demokrasiye ve barışa uygulanmaktadır Tecrit, bu fikriyatadır, tecrit bu anlayışadır. Tam 20 yaşındadır tecrit. Bu 20 yıllık tecridin son 3 buçuk yılı ağırlaştırılmış koşullarda geçmektedir.

Tecrite karşı mücadele barış mücadelesidir

Bu ağırlaştırılmış tecrit koşullarında sadece 11 Eylül 2016’da, bir de Sayın Mehmet Öcalan görüşe gidebilmiştir. Oysa 15 günde bir aile görüş hakkı var Sayın Öcalan’ın. Devlet bu hakkı gasp etmiştir.

Sayın Öcalan’ın avukatlarının başvurusu 780. kez reddedilmiştir. Bu tecrit aslında barışa, demokrasiye uygulanan bir tecrittir. Bu tecrit nedeniyle bu ülke içinden çıkılmaz bir hale girmiştir. Savaş koşulları, şiddet, talan neredeyse olağanlaşmıştır. Bu tecrit koşulları tam da faşizmin kurumsallaşmasından başka bir şey değildir.

O yüzden tecride karşı mücadele bir demokrasi, bir barış mücadelesidir. Eğer bu bağı kopartırsak bilin ki demokrasi ve barış mücadelesinde yol kat etmemiz mümkün değildir. Bizi bir araya getiren fikriyatı örgütlemek tam da demokrasi mücadelesini örgütlemektir.

Ne yapmalı? Şimdi önümüzde yeni bir dönem var. Artık faşizmin kurumsallaşması dediğimiz meselenin adını net koymalı. Diktatörlük heveslisi Erdoğan, bir diktatörlük sistemini inşa etme peşinde. Bunu durdurabiliriz.

HDP’nin yolu taban örgütlemesinden geçiyor

Daha güçlü bir örgütlülüğü, bir taban demokrasisi anlayışı ile var etmek zorundayız. HDP eğer bir iktidar seçeneği ise, HDP Türkiye toplumunun geleceği ise, bunu başarabilmenin yegane yolu HDK’nin örgütlenmesinden geçiyor.

Taban örgütlemesinden geçiyor. Çünkü biz radikal demokrasiyi, demokratik bir cumhuriyeti inşa etmek istiyorsak, bu ancak halkların her yerde söz, yetki ve karar sahibi olabileceği meclisleri var etmesi ile mümkün olur. İşte kongremiz önümüzdeki süreçte bu meclisleri örgütleyecektir.

Yerellerde demokrasiyi inşa edeceğiz

Taban demokrasisi dediğimiz halkın bizatihi meclisler yoluyla siyasete katıldığı, toplumun siyasallaşması sürecinin tamamlandığı bir süreci hep birlikte var etmeliyiz. Radikal demokrasi ancak bu yolla iktidara gelir. Hedefimiz iktidara gelmek. Ama önce yerellerde iktidara geleceğiz.

“Yerellerde iktidara gelerek yerel demokrasiyi inşa edeceğiz. Bu da tüm Türkiye ve Ortadoğu için karanlık gidişin sonu olacaktır. Bu iktidar için sonun başlangıcı olacaktır. Yerel demokrasi ile öreceğimiz bu mücadele hattı hem Türkiye hem Ortadoğu’da büyük bir dönüşüme vesile olacaktır.

Yüksekdağ: Mecburi görev yerimizdeyiz

   

4 Kasım 2016’dan beri tutuklu bulunan HDP Eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, telefon hakkını kongreye mesajını iletmek için kullandı. “Biz burada mecburi görev yerimizdeyiz. Ama yine görevdeyiz, emin olun” diyen Yüksekdağ özetle şunları söyledi:

“HDK bizim özgücümüzdür, özgüvenimizdir, haklılığımızdır. Kadınların, gençlerin, işçilerin, tüm ezilenlerin varlığıyla büyüttüğümüz örgütlülüğümüzdür. Buna daha fazla sarılmamız gerekiyor.

Zor, meşakkatli günlerden geçiyoruz. Zorlu engeller çıkıyor karşımıza. Sayın Leyla Güven uzun bir süredir açlık grevinde. Demokrasi ve barışın tesisi ve bunun için de İmralı’daki tecridin kaldırılması talebiyle güçlü bir direniş örneği sergiliyor. Bir kadın öncülüğü sergiliyor.

Onunla birlikte tüm zindanlarda özgürlük isteyenler, barış isteyenler, asla esir edilemeyenler bu özgürlük yolunun kapısını açmak için bu direnişe ortak oldular. Çok daha zorlu bir yola gidiyoruz evet bunu biliyoruz ama bu yolun sonu aydınlık olacak.

Dışarıda mücadele eden, dışarıda bu hayatla baş etmeye çalışan tüm Türkiye halklarının bu onurlu yolculukta tutsakları yalnız bırakmayacağına inanıyoruz. Buna davet ediyoruz tüm Türkiye halklarını. Batıdan doğuya tüm halklar ve inançlar barış için bir araya gelmeli.

Kapı açmak için bir araya gelmeli. İmralı’nın kapısını hep birlikte açarsak Türkiye’de barışın, demokrasinin yolunu açmış oluruz. Umarım bu kongre de yeni kapıların açıldığı bir yol olur.”