
HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, HDP’nin seçim başarısının ‘yıkılmam’ diyen AKP için esaslı bir yenilgi olduğunu vurguladı. 7 Haziran’ın önemli bir dönem noktası olduğunu kaydeden Yüksekdağ, “HDP’nin elde ettiği büyük başarı, değişim isteğinin zaferidir” dedi.
HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, Türkiye siyasetinde önemli bir dönüm noktası oluşturan 7 Haziran 2015 milletvekili seçimlerini ETHA’ya değerlendirdi. Yüksekdağ, AKP’nin sandığa gömüldüğü Kürt illerinin yanı sıra Karadeniz, Orta Anadolu ve İç Ege’de halkın yüzünü HDP’ye döndüğüne işaret ett. Yüksekdağ, “Toplumun önünde engel teşkil eden barajı yıktık, şimdi ‘yeni yaşam’ı inşa etme dönemine girdik” diye konuştu.
Yüksekdağ, ETHA’nın sorularını yanıtladı.
Seçim öncesi ve sonrası genel tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu öncelikle, Türkiye halklarının uzun bir dönemdir biriken mücadele enerjisinin doğal bir sonucu. Sürpriz olduğu değerlendirmeleri yapıldı, bizim bakımımızdan somut bir beklentiydi. Biz hedefimizi yüzde 15 üzerine kurmuştuk. Bunun toplumsal karşılığı olduğunu öngörüyorduk. Tabii yaşam ve siyaset doğal mecrasından akmadığından bu oy oranına ulaşmak için çok büyük engel ve sıkıntılar vardı.
Genel sonuç, bütün Türkiye halklarının son üç yıldır geliştirdiği değişim ve mücadele arayışının sonucudur. Bence bu değişim isteğinin zaferidir. 13,1 oy oranı, HDP’nin elde ettiği büyük başarı, Türkiye ve Kürdistan toplumlarının, halklarının değiştirme iradesinin de ifadesidir. Bu artık sadece bir istek olmaktan çıkmış, aynı zamanda bir kazanıma, durum faklılığına ve sıçramaya dönüşmüştür.
Oluşan ve gelişen demokrasi bilinci ve özgürlükler bilinci artık mevziler ve zaferler kazanmaya yüzünü dönmüştür.
Artık yeni bir düzen alternatifi, yeni bir yaşam inşası boy gösterdi. Artık tek tek parçalardan değil, bütünden oluşan ve bütünden konuşan başka bir düzen filizlenmeye başladı.
Biz ilk başta yola çıkarken ‘Halkımızın yıkıcı ve kurucu enerjisini birleştireceğiz’ demiştik. İddiamızda, sözümüzde, hareketimizde bu vardı. İlk hedefimiz barajı yıkmaktı. İkincisi AKP hükümetini yıkarak aşmaktı, ikisini de başardık. ‘Yıkılmam’ diyen AKP hükümeti yıkıldı, ‘yenilmem’ diyen AKP hükümeti esaslı bir yenilgi aldı. Halkların çok güçlü bir cevabı bu.
‘Yıkılmaz’ denilen seçim barajı yıkıldı.
Şimdi kurucu görevlerimiz var, ‘yeni yaşam’ inşa vaadiyle yola çıktık. Yeni yaşam, yeniden inşa etmek demektir. Şimdi de kurma ve yeniden inşa etme dönemine girdik.
HDP 8 ilde son milletvekilliğini kıl payı kaçırdı. Yapılan itirazlara sonuç bekliyor musunuz?
İtirazlarımızın yasal süreci devam ediyor. YSK’nin sandıkları yeniden sayma veya seçimi yenileme kararı alıp almayacağı konusunda takipteyiz. Tek bir oy bile bizim için çok değerli. Ortaklıkta bu kadar şaibe dolaşırken, hırsızlık girişimi ve örneğiyle karşı karşıya kalmışken, bu oyların peşine düşmemek bizim için mümkün değil. Son oyun bile peşinde olacağız. Falanca yerde kazandık, bir temsillik vekil kaldı AKP’ye diye düşünmeyeceğiz.
HDP için emek veren, çalışan ve büyük bir sorumlulukla o sandığa gelip oy veren halkımızın oyları bizim için değerlidir. Sırf halkımıza duyduğumuz sorumluluk gereği bu oyların peşinde olacağız. Yolsuzluk, hırsızlık örneklerini açığa çıkarma konusunda çabalarımız devam edecek. Sizlere de ulaşan örnekler var. Plakasız araçlardan sahte oy pusulalarına varana kadar. Bunlar şüphemizi haklı kılıyor.
Batı’da milletvekili çıkarılamayan illerde verilen oyların nasıl bir katkısı oldu?
Milletvekili çıkaramadığımız yerlerde aldığımız oylar, barajı aşmamıza esas dayanak noktalarından birisidir. Yurtdışında verilen oylar, milletvekili çıkaramadığımız yerlerde bize verilen oylar olmasaydı bugün 13,1 oranına ulaşmamız mümkün olmazdı.
Orta Anadolu, Karadeniz, İç Ege bölgelerinde çok zor koşullarda çalışma yürütüldü. Mali ve teknik olanaksızlıklar, aktivist ve gönüllü sayısındaki yetersizlikler, daha önemlisi ağır saldırılar altında yürütüldü çalışmalar.
Arkadaşlarımız bir davaya inanarak, barajın yıkılması, Biz’lerin büyük bir zafer elde etmesi için büyük sorumlulukla çalıştı. Orada halkımız oyumun çalınmayacağı veya yok sayılmayacağının güvencesi yok diyerek sandığa gitti. Ama yine de gittiler, oy verdiler. Ne yazık ki oyların hepsini koruyamamış olabiliriz. Çankırı’da görevlilerimizin hepsini polis ve ırkçı faşist müdahalesiyle sandıktan uzaklaştırdılar. Sandıkta bir gözümüz bile yoktu izlemek için.
O nedenle bu bölgelerde aldığımız oyların, bize yazılandan daha fazla olduğuna inanıyorum. Oy veren halkımıza teşekkürlerimi sunuyorum. Büyük ve tarihsel bir hamlenin itekleyici gücü oldular. Bir oyla çok şey değiştirdiler.
Kürdistan’da 59 milletvekili çıkarıldı ve halk AKP’yi süpürdü. Nasıl değerlendiriyorsunuz bu durumu?
Hani bazı tartışmalar yapılıyor ya, bir durumu tanımlamak için ‘HDP 13,1 aldı önemli bir kısmı da emanet oy’ denildi. Bu cümleyi tersten kurarsak gerçeğe daha fazla yaklaşırız.
Verilen destek oyları var, yeni oylar var elbette. İlk defa oyunu sol demokratik bir partiye veren çok sayıda insan var, bu doğru. Biz yeni oylar aldık. Türkiye’nin geleceğini belirleyecek HDP’nin rolünü desteklemek amacıyla verilen oylardı bunlar. Ama biz bundan daha fazla AKP’deki emanet oylarımızı, CHP’deki emanet oylarımızı geri aldık.
En fazla AKP’ye oy veren seçmen tabanından oy aldık. Kürt tabanıdır. Halkımız çok iyi bir destek verdi bölgede. Tarihsel bir yeniden ayağa kalkış ve birleşme cereyan etti. Kürdistan’da bu kadar yüksek oy almamızın önemli faktörlerinden birisi de ulusal ittifak kurarak seçimlere girmemizdir. Kürdistani güçleri birleştiren bir strateji izledik. Bu birlik kazandı. Bölünmeye, ayrıştırılmaya, birbiriyle çatıştırılmaya çalışılan Kürtler ‘7 Haziran’da birleşiyoruz’ dediler. Biz de ‘Kürtleri birleşiyoruz, kardeşlik duygularıyla seçimlere giriyoruz’ dedik. Kürdistan’da kazandığımız başarının teşvikinin önünün açılmasında çok belirleyici olmuştur.
AKP saldırgan politikasının ve zulmünün cezasını çekmiştir. Eden bulur. Halkımızın en özet deyimiyle, adalet böyle bir şeydir. Kürt’e insanlığı, adaleti çok gören, işte böyle cevabını alır.
Bütün Kürtlere hakaret etti. En başta Kürtlere ve aynı zamanda insanlığa hakaret etti. Kürtler, insanların kanları oluk oluk akarken, kadını, çocuğu, genci, yaşlısı insanlık dışı IŞİD saldırısıyla karşı karşıya kalırken ‘Kobanê düştü düşecek’ diyen bir siyasi iktidara cezasını vermiştir.
Kürtler, adaleti sağlamıştır. IŞİD’i besleyen, palazlandıran, düşmanlık odağı haline getiren, halkın gün yüzü görmesine engel olan siyaseti cezalandırmıştır. Bunun AKP’nin imhacı ve inkarcı, 2000 yılı öncesine dönen yaklaşımlarının çok belirleyici olduğunu söyleyebilirim.
Yarattığımız birlik vesilesiyle biz kimseyi birbirinden ayırmadık. Demokratik bir seçim kampanyası yürüttük. Bölge halkının barışa çok ihtiyacı var. Barışı toplumsallaştıralım, Kürt halkını kalkındıralım, insanca yaşasın dedik. Barış, ekonomik kalkınmanın büyütülmesi, yoksulluğun ve işsizliğin durdurulması kararlılığımızı ifade ettik. İsteğimizin samimiyetini gördü halkımız. Oyunu verdi. Bu bir taraftan AKP’yi cezalandırmaktır, diğer taraftan da partimizin bölge halkları nezdinde güven odağı haline gelmesidir.
Biz sadece Kütlerden oy almadık, bir arada yaşayan halklardan oy aldık. Başka uluslardan milletvekili adayları çıkardık. Milletvekili çıkarmadığımız yerlerde de çok ciddi çalışma yürüttük. “HDP bir bölgenin partisidir. Onun dışına çıkamaz, onun dışında enerji oluşturamaz” ezberi köklü biçimde değişti ve altüst oldu. Türkiye’nin her yerinde toplumsal karşılığımızın olduğunu göstermiş olduk. Egemen siyasetin kapattığı gerçeğin üstündeki örtüyü kaldırdık, görünür hale getirdik.
Örneğin Karadeniz’de yaptığımız çalışma, bizim açımızdan çok değerli. Karadeniz özellikle bize kapatılan bir alandı, bilinçli ve sistematik olarak bizden kaçırılan bir alandır. Özel Harp örgütlerinden tutalım, ırkçı çeteci yapılanmalara varıncaya kadar, devlet siyasetinin yedeğindeki bütün karanlık güçlerin saldırılarına ve organizasyonlarına varıncaya kadar, valiliklerin, kaymakamların merkezi hükümetin tavrına varıncaya kadar bütün kollardan bu alanları yasaklamaya kapatmaya çalıştılar. Ama o alanda bizim hem tarihsel varlığımız söz konusu hem de güncel anlamda varız. Biz o varlığı daha canlı ve güncel haline getirdik.
Karadeniz’de iyi bir kampanya çalışması çıkardığımızı söyleyebilirim. Karadeniz’de oy oranımızda ciddi bir yükseliş kaydedemedik. Ama yaptığımız yaygın çalışmanın çok ciddi bir etkisi olduğunu söyleyebilirim. Her şeyden önce psikolojik baraj aşıldı. Bu dönemde bir tane baraj aşmadık. Yüzde 10 barajıyla birlikte, Karadeniz barajını da aştık, kalktı, yıkıldı.
Biz orada yaptığımız çalışmada çok farklı kesimlerden özellikle AKP tabanından, Türk ve başka uluslardan çok yoğun destek ve ilgiyle karşı karşıya kaldık. Samsun çarpıcı örnektir. Samsun’da oy vermeye karar veren halk özel olarak tehdit edildi. Eğilimleri, iradeleri bastırıldı. Aldığımız destek önemlidir.
Bir sınırı aştık, Türkiye’yi birleştirdik. Bölücülük yapıyordu siyasi iktidar. Karadeniz’i bölmeye, Biz’lerin kucaklayıcılığından koparmaya çalışıyordu. Biz bu bölücü tavrı ortadan kaldırdık, bütün bölgeleri ve Türkiye’yi birleştiren siyasi başarı elde ettik.
Aynı şey Orta Anadolu bakımından da geçerli. Orta Anadolu’da çok ciddi bir hamle yaptık. Ankara’da bir milletvekili çıkarmak bizim için çok önemli. Önümüzdeki dönemlerde HDP’den doğru Orta Anadolu’da esaslı bir gelişme yaşanacak. Bunun verileri mevcut. Aldığımız destekten diğer kentlerden de ciddi bir yönelim var. Genel başarımız dışında bölgesel başarılarımız var. Bu da seçimden sonraki süreci tayin edici bir süreçti.
Seçim öncesinde sık sık söylediğiniz oldu mu? Türkiye nefes aldı mı?
Bizim iddiamız buydu. Türkiye ‘oh’ dedi. Her yerden gelen olumlu tepkilerden görüyoruz. Toplum, tekçi, baskıcı, otoriter iktidar nedeniyle nefes alamıyordu. Biz toplumun nefes borularını açtık. Daha özgürce nefes alabilecek, daha özgürce düşünebilecek, tercih yapabilecek bir noktaya geldi bütün Türkiye.
Kimse korkmuyor. Kimse bezgin, yılgın, üzgün ve karamsar değil. Türkiye olarak sevinçli insanlar, bir rahatlama yaşıyorlar. Bu önemli bir engelin aşıldığına işarettir. AKP’nin şu tezi çökmüştür, ‘Benden sonrası tufandır’ diyordu ya, ‘tek başıma iktidar olmazsam, hükümeti büyük çoğunlukla kurmazsam, tek başına anayasa yapmazsam, başkanlık sistemine geçirmezsem fırtına kopar, zelzele olur, yer yerinden oynar’ diyordu ya öyle olmadığını toplum gördü.
Aksine AKP hükümeti aldığı ağır yenilginin faturasını bize çıkarma gayreti içinde. Devlet zoruyla kaos yaratmanın peşindeler. Toplum, bırakalım kaosa sürüklenmeyi rahatlamış ve özgürleşmiş durumda. Ama yenilgiyi hazmedemeyen siyasi iktidar bir kaos yaratma peşine düştü. Diyarbakır saldırısından sonra Amed’de yaşanan infazlar da bunun yansımasıdır.
ÖNDER ÖNER/SERDAR IŞIK/ETHA/İSTANBUL