"Barış" umudu sona mı erdi? Bunu tartışırken şunu belirtmeliyim ki bu yazı, bu hafta yazdığım "artık barış yok" yazısının devamı olarak okunmalı.

"Barış" ve savaş sürecinin, mesela, Kolombiya hükümeti ile FARC gerillalarının müzakere süreci ile karşılaştırıldığında, oldukça farklı yürüdüğü kesin ya da bugün baktığımızda, daha da açık anlaşıldığı üzere, yürümediği kesin. Ortada kimsenin reddetmediği bir masanın olduğu, ana başlıkların belirlendiği, gerilla komutanlarının, devlet başkanının, dört aracı ülkenin imzaladığı bir müzakere anlaşmasının bulunduğu; müzakere gibi müzakerenin yürüdüğü bir Kolombiya süreci söz konusu.

Ayrıca iki tarafın delegelerinin buluştuğu Küba'da, her görüşmede zabıt tutulup taraflarca ve aracı ülkelerce imzalanan bir müzakere bu. Bu ikisinin karşılaştırdığımızda, bu topraklarda bir müzakere var denilebilir mi, bilemiyorum! Bu süreci bir kez daha yazmamın nedeni, Kolombiya'da müzakere sırasında birçok kez yaşanan devletin saldırılarına ve gerillanın eylemlerine rağmen müzakerenin devam etmesi. Yani moda kelimeyle, masanın devrilmemesi. Bunun nedeninin yine bu müzakere biçimi ve henüz başında uzlaşılan maddelerinden birinin, bu tür karşılıklı saldırılar olsa da, zaten iki taraflı ateşkes de ilan edilmediğinden "masanın devrilmeyeceği kararı olmasıdır.

Burada ise "süreç" denilen şey sadece karşılıklı ateşkesten ibaret olduğundan, ateşkes ortadan kalkınca, geriye hiçbir şey kalmamış oldu. Ancak benim "artık barış olmaz" düşüncemin nedeni, sadece uçaklarla ya da uçaksız bombardımanlar, operasyonlar, eylemler değil, Erdoğan rejiminin ancak topyekün bir savaş ilanı ile kendi kitlesini stabilize etme, daha az ama daha radikalleşmiş bir kitle ile bir "Fujimori" darbesiyle "Başkan" olma stratejisidir. Erdoğan rejimi artık "barış" yapabilmenin şartlarından biri olan "yeni" olma niteliğini kaybetmiştir. Bu, sadece Kürt hareketine saldırmaktan ibaret de değildir. Cemevleri simgesiyle doğrudan Alevilere, mesela Eğitim-Sen'e, en yaygın ve demokratik örgütlenmeye kadar saldırarak savaşı ne kadar geniş bir cepheye açtığını göstermiştir.

Yani bugün şu daha "açık ve net" görüldü ki Suruç Katliamı Irak Şam İslam Devleti tarafından değil, Türk İslam Devleti tarafından düzenlendi ve bu yüzden, bu savaşla bir kez daha açıkça ortaya çıktı ki barış, ancak barışı örgütlemekle mümkün olacak...