Sincan Kadın Kapalı Cezaevi'nden 14 Kasım tarihinde tahliye olan Cahide Harputlu ile 11 Kasım da tahliye olan Zozan Paçal, cezaevinde tutuklu ve hükümlülerin yaşadıkları zorlanmaları anlattı. Cahide Harputlu, cezaevinde tecrit içinde tecridi yaşadıklarını belirterek, tahliye günü yaşadığı sıkıntıları dile getirdi. Harputlu, son dönemlerde tahliyesine az kalan tutukluların provoke edildiğini ifade ederek, amacın gider ayak ceza alınmasını sağlamak olduğunu belirtti.

Arkadaşları için kaygılı

Oda içindeki yaşamlarına kadar müdahale edilmeye çalışıldığını söyleyen Harputlu, tahliye olduğu gün talasami hastası olan bir arkadaşlarının kendi odasında kalmasını istediklerini, ama gardiyanların buna engel olmaya çalıştığını belirterek, geride bıraktığı arkadaşlarının durumundan kaygı duyduğunu dile getirdi. Harputlu, tahliye olacağı gün çıkış işlemlerinin yapıldığı sırada, mazbatadan uzun süredir görmediği bir arkadaşına el sallamak istediği için üç gardiyan tarafından çekiştirildiğini ve hakarete uğradığını ifade etti. Harputlu, "Tülin ve Ebru isimli gardiyanlar son dönemlerde bizi çok zorluyorlar. Beni çekiştiren bu gardiyanlar hakkında suç duyurusunda da bulunacağım. 'Köpekler gibi kapılara saldırıyorsunuz. Arkadaşların da köpekler gibi saldırıyor' hakaretini ederek 'Seni yere yatırır döveriz' tehdidinde bulundular" dedi. Gider ayak bir dava daha açılması için tahliyecilerin zorlandığına işaret eden Harputlu, oda sorunlarının devam ettiğini, geride kalan arkadaşlarının durumundan kaygı duyduğunu belirtti.

Yoğun tecrit altındalar

11 Kasım'da tahliye olan Zozan Paçal, cezaevinde yaşanan genel sorunlara dair bilgi verdi. Paçal, bilinçli olarak gündemlerinin saptırıldığını belirterek, "Küçüğün küçüğü sorunlarla uğraşmak zorunda kalıyoruz. Ağırlaştırılmış bir tecrit yaşıyoruz. Örneğin oda sorunumuz hiç bitmiyor. Kendi aramızda oda değişimi yapmamıza dahi izin verilmiyor. Koğuş içindeki yaşamımıza da müdahale etmeye çalışıyorlar. Her yönüyle bir otorite sağlanmaya çalışılıyor. Gardiyanların sözlü tacizleri her zaman devam eden bir durum. Bunlar tümüyle keyfi uygulamalar. Gerekli hukuki girişimlerde de bulunmaya devam edeceğiz. Bu duruma alışmadık, alışmayacağız" dedi.
Paçal özellikle ağırlaştırılmış müebbet cezası olan arkadaşları Zeynep Avcı ile Muhabbet Kurt'un 7 kişilik hücrede ya tek başına kalmak ya da adlilerin yanında kalmak zorunda olduğunu söyleyerek, tecridin çok yoğun bir şekilde sürdüğünü söyledi.

Hasta olmak mı hastaneye gitmek mi ağır?
Cezaevlerinde sağlık alanında önemli sorunlar yaşandığını belirten Paçal, özellikle hayati olan hastalıklarda dahil olmak üzere tahlil sonuçlarının aylar sonra açıklandığını söyledi. Paçal, doktorun tutumunun da siyasi görüşüne göre değiştiğini, o anlamda da keyfi bir yaklaşım olduğunu belirtti. Bir buçuk yıldır tutuklu bulunan bir arkadaşlarının kan testi yapılması için hastaneye götürüldüğünü, o kan testiyle birlikte gebelik testinin de yapıldığını ve doktor tarafından bu yönlü rencide edici söylemler kullanıldığını belirten Paçal, bunların özellikle yapıldığını söyledi. Naime Öncü adlı arkadaşlarının diş protezi yapmak için doktora gittiğini ve dişlerinin yarısının törpülendiğini, arkadaşlarının hiçbir şekilde yemek yiyemediğini ve acı çektiğini belirten Paçal, 3 aydır protezin hala yapılmadığına dikkat çekti. Yine Talasami hastalığı olan bir arkadaşlarının zaten kan sıkıntısı yaşadığını ifade eden Paçal, arkadaşlarından sürekli ve ısrarla kan alındığını belirtti.  Hastane sevklerinin zamanında yapılmadığını belirten Paçal, tahlil ve ultrason sonuçlarının sık sık kaybedildiğini, yeniden sevk istemenin zor olduğunu ifade ederek, çoğu arkadaşlarının hastalıkları ciddi olsa da hastaneye gitmediğini belirtti.

Keyfi cezalandırmalar
Faaliyet listelerinin sürekli aynı kişilerin görüşmesi şeklinde ayarlandığını belirten Paçal, "10 kişiyle görüşmemiz yasayla belirlendiği halde, bu çok keyfi bir şekilde engellenerek, 5-6 kişiye indirgeniyor" dedi. Çok keyfi bir şekilde disiplin cezalarının verildiğini ifade eden Paçal, Nilüfer Şahin isimli arkadaşlarının 11 gün hücre cezasına çarptırıldığını ve hakkında 'memura mukavemet' iddiasıyla dava açıldığını söyledi. Ailelerin görüşe gidiş gelişlerinde sürekli sorunlar yaşandığını belirten Paçal, görüşme süresinin keyfi bir şekilde 15-20 dakika kısaltıldığını ya da görüşe geç çıkarıldıklarını belirtti.


NAGİHAN AKARSEL - DİHA/ANKARA