Bu yıl 10. gerçekleşen Hamburg Kürt Film Festivali ardından açıklamalarda bulunan yönetmen, oyuncu ve sanatçılar, Kürt filmlerinin festivaller aracılığıyla izleyiciye ulaşabildiğini, bu tür festivallerin bu nedenle arttırılması gerektiğini dile getirirken, “Sinema Kürtleri birbirine yakınlaştırıyor” açıklamasında bulundular.

M. ZAHİT EKİNCİ / HAMBURG

Bu yıl 10. düzenlenen Hamburg Kürt Film festivali geçtiğimiz gün sona erdi. Birçok filmin gösterildiği festivalde yönetmen ve oyuncularla da söyleşiler yapıldı, paneller düzenlendi. Binlerce seyirciye ulaşan film festivalinde birçok filmin de ilk gösterimleri yapıldı. 30 Ekim-6 Kasım tarihi arasında gerçekleşen ve Mazdek Ararat’a adanan Avrupa’nın en uzun erimli festivalini, yönetmenler ve sanatçılar değerlendirdi. Festival Tertip Komitesinden Adalet Şare, “Uzun bir süredir emek verdiğimiz ve hazırlığını yaptığımız festivaldi. Bu yılki festival tam da Türk devletinin Rojava’yı işgal girişimine denk geldi.  Serêkaniyê’de yapılacak olan uluslararası film festivali bu nedenle iptal edildi. Bu yıl 10. düzenlediğimiz Hamburg Film Festivali oldukça ilgi gördü. Film gösterimlerine dört parça Kürdistan’dan insanlar katıldı. Rojava direnişi duygu ve düşüncelerimizi nasıl birleştirdiyse, sanatsal alanda da bunun yansımaları oldu. Bundan sonraki hedefimiz bu festivale kimlik kazandırmak” diyerek bu yılki festivale ilişkin açıklamalarda bulundu. Yönetmen, oyuncu ve sanatçıların festivale ilişkin düşünceleri ise şu şekilde:

Müzisyen Eléonore Fourniau: Kürtçe müzik yapan ve her zaman kendimi Kürtlere yakın hisseden bir sanatçıyım. Festivalin açılışı için yapılacak olan müzik dinletisine davet edilince seve seve kabul ettim. Kürt kültürünü yaşatan sanatçılarla zaman geçirmek benim için çok sevindirici oldu. Her şeyden önce güzel bir organizasyondu. Kürt değilim ama bu kadim kültürün yaşatılması için emek veriyorum. Bu tür festivallere davet edildiğim zaman emeğimin karşılığını aldığımı düşünüyorum. Tabi ki bu kültürün yaşatılması için en büyük iş yine Kürt annelere düşüyor. Festivalin açılışında “Lütfen çocuklarınızla Kürtçe konuşun” dedim. Umarım kısa bir zaman sonra böylesi festivaller Kürdistan topraklarında olur. Bu tür festivallerin Kürdistan sanatına birçok şey kazandırdığını düşünüyorum.

Yönetmen ve senarist Önder Çakar:

Hem halkın hem de Almanların yoğun bir ilgisi var. Kürt kültürünün ve sanatının yaşatılmasında bu festivallerin büyük önemi var. Kürt sanatı üzerindeki kırım ve asimilasyon politikalarına rağmen Kürt sanatçılar bir şeyler üretip halka sunuyorlar. Büyük festivallerde belki gösterilmiyor filmler. Bu onların kalitesiz olduğu anlamına gelmiyor. Abluka altında olan Kürt kültürünün geliştirilip yaygınlaştırılması için bu tür festivallerin her yerde yapılması gerekiyor.

Oyuncu Nazmi Kırık: Her yerde bu tür festivallerin ne kadar iyi olduğunu söylüyorum. Kürt yönetmenlerin filmleri sinemalarda ya da dizilerde gösterilmediği için ancak böylesi festivallerle halka ulaşıyor. Festivaller halka heyecan verdiği kadar oyuncu ve yönetmenlere de heyecan veriyor. Onları motive ediyor. Hamburg’daki çalışma buna güzel bir örnektir. Düzenli ve kolektif bir çalışmanın nelere kadir olacağını gösteriyor. Bence her şehirde yapılmalı. Ben de bir sanatçı olarak üzerime nasıl bir görev düşüyorsa seve seve yapmaya hazırım.

Yönetmen Sahim Omar Xalifa: Birçok Kürdistanlının yaşadığı Hamburg’da böylesi bir festivalin yapılmasını çok önemsiyorum. Bu tür festivallerle Avrupa insanları ile iletişim kuruyoruz. Sinema ve medya yoluyla Rojava devrimi tanındı her yerde. Düne kadar Kürtler teröristtir diyen birçok insan bu kültürel çalışmalarla terörist olmadığımızı görüyor ve kafalarındaki algı değişiyor. Düne kadar terörist diyenler bugün mazlum olduğumuzu görüyorlar. Sanat yoluyla birçok dostumuz oldu. Bunu sinemaya borçluyuz. Sinema ve bu tür festivaller aynı zamanda Kürtleri de birbirine yakınlaştırıyor. Kürt sineması denildimi Avrupa insanı sadece Yılmaz Güney’i tanıyor. Ama bugün birçok yönetmen sanat yoluyla Kürtlerin mücadelesini dünyaya tanıtıyor. Tabi bu da böylesi festivaller yoluyla oluyor. Yerinde kulanıldığı zaman sinemanın ne kadar etkili bir silah olduğunu görebiliriz aslında. Onun içindir ki dünyadaki tüm diktatörler sinemadan ve kültürden korktukları kadar hiç bir şeyden korkmamışlardır.