Çukurova Üniversitesi öğrencileri, kadınların sinema sektöründe maruz kaldığı ayrımcılığa karşı kadın öğrencilerle bir araya gelerek Toplumcu Sinemacılar Topluluğu kurdu. Genç sinemacılar, ‘Sinemada kadın varlığı şart’ diyor.
FİLİZ ZEYREK / JINNEWS/ADANA
Çukurova Üniversitesi Radyo Televizyon Sinema bölümü öğrencileri, dayanışma amacıyla kurdukları Toplumcu Sinemacılar Topluluğu ile birçok başarılı kısa film ve belgesele imza attı. Genç sinemacılar, topluluğun çalışmaları hakkında bilgi verdi.
Topluluğun üyelerinden biri olan 3’üncü sınıf öğrencisi Devran Şimşek, ‘Seyirci’ filmini dayanışma ile çektiğini söyledi. Birçok yere destek başvurusu yaptığını fakat hiçbir yerden destek alamadığını belirten Şimşek, “Ekip arkadaşlarımla birlikte çok iyi uyum sağladık. Onlar sayesinde çoğu zorluğu atlatabildik. Örneğin çekim öncesinde ekipman desteği alabilmek için çok uğraşmıştık. Fakat hiçbir yerden destek alamamıştık. İçerisinde bulduğum Toplumcu Sinemacılar Topluluğu sayesinde bu zorluğu anlatabildik” dedi.
‘Kendimde güç gördüm’
Seyirci filmi, televizyon bağımlısı karakter bir sebepten ötürü televizyondan kopup gerçek dünyaya olan yolculuğunu anlatıyor. Devran Şimşek, filmlerinde insanların toplumsal olaylara karşı bir olabilmesini ve toplumsal olaylara seyirci kalınmamasını amaçladığını dile getiriyor.
Sinema sektörünün erkek egemen bir sektör olduğunu ifade eden Şimşek, “Son yıllara baktığımızda biz kadınların bu sektöre doğru, emin ve güçlü adımlarla ilerlediğini ve başarılar elde ettiğini görüyorum. ‘Seyirci’ filmini yaparken de bu gücü kendimde hissettim ve hâlâ hissetmeye devam ediyorum” diye konuştu.
Filmlerde kadın kimliği baskın
Kadın kimliğinin yaptığı projelere etkisinin bir hayli yüksek olduğunu ve filminin festival sürecinin devam ettiğini söyleyen genç sinemacı, “Filmi izlediğim, okuduğum ve duyduğum haberlerden etkilenerek yaptım. Çünkü haberlere baktığımda beni en çok etkileyen ve düşündüren olaylar bir kadın olarak kadın haberleri oluyordu. Bunun için bir şeyler yapmayı düşündüm. Bunu da bir filmle yapmayı ve böylece izleyiciyi bilinçlendirmeyi amaçladım. Filmimi yaparken pes etmemeyi ve her sorunun mutlaka bir çözümü olduğunu fark ettim. Ne olursa olsun kadın yönetmenlerin çabalaması gerekiyor. Buradan tüm kadın yönetmen arkadaşlarıma pes etmememiz gerektiğini ve ne olursa olsun durmadan ilerlememiz gerektiğini söylemek istiyorum” ifadelerini kullandı.
‘Yapamazsın’ dediler
Üçüncü sınıf öğrencisi Ebru Fanzin ise “Maruf” adlı filmini çekti. Filmin fikir aşamasından yapımına kadar “kadın olarak yapamazsın” yargılarıyla karşılaştığını aktaran Fanzin, “Fikrin bana ait olduğundan şüphe edip, ben böyle bir şeyi düşünemezmişim gibi tepki gösterenler de oldu. Bu esnada toplumcu sinemacıların kurucuları yanımda oldu. Kadın olduğum için gurur duydular ve hep motive ettiler. Bu, benim her zaman olumlu bakmamı sağladı. Çekim şartları istediğimiz gibi olmasa da yapabildiğimizin en iyisini yapmaya çalıştık” dedi.
Topluma seslenmek önemli
Filmlerde topluma seslenmenin önemli olduğunu ifade eden Ebru, “Bunu bir kadın olarak yapmak gerçekten çok değerli. Toplumun sorunlarını görmek ve umutlu bakabilmek, her zaman en güzelidir. Eğer aklınızda bir fikir varsa, asla olumsuz şeyleri umursamayın ve doğru insanlarla çalışın” diye ekledi.