Uluslararası Af Örgütü Türkiye araştırmacısı Andrew Gardner, “Çatışmadan kaçan ve umutsuz bir şekilde güvenli bir sığınak arayan insanları vurmak kabul edilemez. Bu alenen uluslararası hukukun ihlal edilmesi demektir ve cezasız kalmamalıdır” dedi.
Uluslararası Af Örgütü, “Hayatta Kalma Mücadelesi: Türkiye’deki Suriye’den Gelen Mülteciler” adlı raporunu Aynalı Geçit Etkinlik Mekanı’nda düzenlediği basın toplantısı ile açıkladı. Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi kampanya ve aktivizim koordinatörü Begüm Başdaş’ın açılış konuşmasını yaptığı toplantıda, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Mülteci Hakları koordinatörü Volkan Görendağ ve Uluslararası Af Örgütü Türkiye araştırmacısı Andrew Gardner hazırlanan rapor hakkında bilgi verdi. Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Mülteci Hakları Koordinatörü Volkan Görendağ, Türkiye’deki mülteciler hakkında bilgi verdi.

1 milyona yakın kayıtsız

Türkiye’nin Nisan 2013’te kabul ettiği ve Nisan 2014’te yürürlüğe koyduğu, “Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu” dolayısıyla Avrupa dışında ve Avrupalı olmayanları mülteci statüsünde kabul etmediğini söyledi. Ancak, Türkiye’nin Suriyeli mülteciler için 22 Ekim 2014 tarihi itibariyle yönetmelik çıkardığını ve Suriyeli mültecilere geçici koruma statüsü verildiğini ifade etti. Suriyeli mültecilere verilen “geçici koruma statüsü”nün olumsuz yanlarından bahseden Görendağ, bu yönetmeliğin sadece kayıtlı Suriyeli mülteciler için geçerli olduğunu, ancak Türkiye’de AFAD’ın verilerine göre 1 milyona yakın kayıtsız Suriyeli mülteci olduğunu dile getirdi.
Uluslararası Af Örgütü Türkiye araştırmacısı Andrew Gardner, Uluslararası Af Örgütü tarafından hazırlanan “Hayatta Kalma Mücadelesi: Türkiye’deki Suriye’den Gelen Mülteciler” adlı raporu açıkladı. Gardner, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül ve Ekim 2014 tarihlerinde Türkiye’de gerçekleştirilen araştırma sırasında elde edilen bilgilere dayanan raporun İstanbul, Ankara, Antep, Hatay, Kilis, Mardin ve Urfa’da araştırmaya yapılarak hazırlandığını kaydetti. Araştırma heyetinin Suriye’den gelen 300 kadar mülteciyle bireysel, AFAD, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı temsilcileri, Urfa Valisi ve STK’larla görüşmeler yaptığını kaydetti.

1.3 milyon kişi terk edilmiş
Raporun, son üç buçuk yılda Türkiye’ye sığınan 1.6 milyon insanın karşı karşıya kaldığı insan hakları risklerini belgelendiğine dikkat çeken Gardner, şöyle devam etti: “Türkiye açıkça Suriye’den gelen yüz binlerce mültecinin en basit ihtiyaçlarını bile karşılama konusunda çırpınıyor. Bunun sonucunda da sınırı geçmeyi başarmış olanların çoğu yoksulluk içinde baş başa kalıyor. AFAD’ın verilerine göre, Türkiye’de bulunan ve Suriye’den gelen 1,6 milyon mültecinin sadece 220 bini iyi olanaklara sahip 22 kampta yaşıyor. 1,3 milyondan fazla mülteci kendilerini korumak için bir başına bırakılmış durumda. Türk resmi aynaklarına göre, resmi kampların dışındaki Suriye’den gelen mültecilerin sadece yüzde 15’i insani yardım kuruluşlarından ya da ajanslarından yardım alıyor.”
Mültecilerin en çok park ya da otobüs duraklarında yaşadıklarını söyleyen Gardner, yüzde 25’lik kısmının yıkık binalarda büyük bir kısmının da hiçbir ailenin yaşayamayacağı yerlerde barındıklarını kaydetti.

Öldürme, dövme, hakaret

Gardner, Af Örgütü’nün raporuna göre en az 17 kişinin “sınır güvenlik güçleri” tarafından Aralık 2013 ila Ağustos 2014 tarihleri arasında resmi olmayan geçiş noktalarında gerçek mermilerin kullanılarak öldürüldüğünü kaydetti. Gardner, mültecilerin çoğunun dövüldüğünü ya da kötü muameleye maruz kaldığını belirterek, askerler tarafından bu yıl Mayıs ayında Türkiye sınırına yaklaşırken kafasından vurulan 14 yaşındaki Ali Özdemir örneğini verdi. Gardner, Özdemir’in babasıyla yaptıkları görüşmede, Özdemir sınırdan geçerken havaya herhangi bir uyarı ateşi açılmadığını aktardığını söyleyerek, şu an iki gözünün de görmediğini ve Almanya’da tedavi edildiğini dile getirdi.

Bunlar kabul edilemez
Türkiye’ye çağrı yapan Gardner, “Çatışmadan kaçan ve umutsuz bir şekilde güvenli bir sığınak arayan insanları vurmak kabul edilemez. Bu alenen uluslararası hukukun ihlal edilmesi demektir ve cezasız kalmamalıdır. Devletlerin en temel yükümlülüğü zulümden ya da savaştan kaçan mültecilere kapıları açmaktır. Türkiye yetkilileri en üst düzeyde güvenliği sağlamak ve Suriye’deki çatışmadan kaçan mültecilere erişim sağlamak için kapsamlı tedbirler almalı. Sınırdan güvenli geçişler sağlanmalıdır” şeklinde konuştu.

Oğluma yapılan zulümdür

Toplantının ardından, Türk askerlerince sınırdan geçmek isterken başından vurulan Ali Özdemir’in babası Gani Özdemir, basın mensuplarına açıklama yaptı. Baba Özdemir, oğluna yapılanı “zulüm” diye niteleyerek, avukatlarının Ali Özdemir’i vuran asker hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, ancak herhangi bir gelişme olmadığını söyledi. Özdemir, başka ölümlerin olmaması için Türkiye’ye sınırdan güvenli geçişlerin sağlanması çağrısında bulundu.

DİHA/İSTANBUL