
SELMA AKKAYA / PARİS
Paris Sınır Tanımayan Avukatlar Örgütü, Êzîdî katliamının bir soykırım olarak tanınması ve katliamcıların, uluslararası hukuk önünde yargılanması için bir proje başlattı.
“Savunma herkes için haktır” şiarıyla çalışma yürüten avukatlar, Perşembe akşamı Paris Barosu’nda bir konferans organize etti. Konferans, Paris Barosu Başkan Yardımcısı Dominique Attias’ın başkanlığında yapıldı. Attias aynı zamanda, bir hukukçu olarak önümüzdeki yıl projede aktif çalışma yürütecek isimlerden. Proje kapsamında, 3 Ağustos 2014’te DAİŞ tarafından saldırıya uğrayan Êzîdîlerin tanıklıkları kayıt altına alınıyor. Şu ana kadar Yunanistan, Almanya ve İtalya’da bulunan Êzîdîlere ulaşan avukatlar, Güney Kürdistan’daki kampları ziyaret etmek istediklerini ancak Kürdistan yönetiminden şimdiye kadar izin alamadıklarını ifade ediyor.
Uluslararası mahkemelere başvurulacak
Söz konusu proje için finansmana ihtiyaç duyduklarını ve bugüne kadar sadece Paris Barosu’nun maddi desteğini aldıklarını ifade eden Sınır Tanımayan Avukatlar, çalışma sırasında görüşme yaptıkları Êzîdîlerin, anlatımlarını hem görsel hem de yazılı olarak belgelediklerini, çalışmanın sonucunda da uluslararası mahkemelere sunacaklarını ifade ediyor.
Avrupa’daki Êzîdîlerle görüştüler
Şu ana kadar yapılan çalışmaya aktif katılım sağlayan Paris Sınır Tanımayan Avukatlar Örgütü adına Martine Jacquin Dominique, Boyer Besson, sinama yönetmeni Jérôme Palteau, Fransa Êzîdî Federasyonu Başkanı Vitali Nabiev, konferansta hazırlanan raporun sunumu yaptı. Avukatların Yunanistan, Almanya ve İtalya’da kamplardaki Êzîdîler ile görüştükten sonra hazırladıkları raporda öne çıkanlar şöyle:
Yunanistan’da 4 ayrı kamp
Yunanistan’da dört ayrı kampta Êzîdîler bulunuyor. Yeterli yaşam koşullarına ve gıdaya sahip değiller. Çocuklar eğitime başlamış bulunmuyor. Hiçbiri okuma yazma bilmiyor. Görüşülen kadınların anlatımına göre bir kısmı saldırı esnasında tecavüze uğramış. Eşleri, babaları ve erkek kardeşleri gözlerinin önünde öldürülmüş. Bazı annelerin çocukları, DAİŞ tarafından alıkonulmuş. Halen tahminlere göre toplamda 6 bin kadın ve çocuk DAİŞ’in elinde bulunuyor. Çocuklar canlı bomba olarak kullanılıyor. Görüşülen tanıkların çoğu saldırı esnasında aynı köylerde ve bölgede yaşayan Müslüman komşuları tarafından hedef gösterildiklerini ifade ediyor. Peşmergenin, saldırıdan birkaç gün önce bölgeyi terk ettiklerini, içlerinde bazı iyi olanların silahlarını onlara bıraktığını ifade ediyor. Sağ kalan Êzîdîler bunu PKK’nin oluşturduğu insani koridora borçlu olduğunu ifade ediyor. Çalışma sırasında Alman ve Yunan yetkililerden kamplarda proje kapsamında çalışma yapmak için izin istedik, şu ana kadar yol alamadık. Yaptığımız çoğu görüşme o bölgelere gidip kamplar dışında insanlara ulaşarak gerçekleştirildi. Almanya’da yaşayan Êzîdî toplumu ciddi bir dayanışma içinde.
Karşılaştığımız bütün Êzîdîlerden aldığımız bir yanıt vardı; “Yaşayan ölüyüz”. Bu insanların, kadınların, çocukların belleğinde bu tarihin hiçbir zaman silinmeyeceğini biliyoruz. Ama bu acıyı biraz hafifletecek insani koşullara ihtiyaçları var. Ve bütün görüşmelerde Êzîdîler kan değil adalet istediklerini ifade etti.”