- Türkiye'den ne istiyorsunuz, toprak mı?
Öcalan gülerek cevaplamıştı:
- Hayır, hiç bir şey istemiyoruz. Artık şunu anlayın. Biz coğrafi sınırlara karşı değil, Kürt inkarına dayalı olan sosyal ve siyasal sınırlara karşı savaşıyoruz.
TC devletine egemen olan ırkçı-tekçi-inkarcı ve imhacı zihniyet bunu hala anlamış gibi görünmüyor. Ama onlar anlasa da anlamasa da artık sınırlar değişti.
Kürt inkarına dayalı statüko iflas etti. Sadece Kuzeyde değil, bütün parçalardaki inkarcı-imhacı statüko yıkıldı. Artık hiç bir sömürgeci müdahale inkarcılığı ayakta tutamaz.
"İran'daki, Kuzey Irak'taki, Kuzey Suriye'deki bir etnik grup" ya da "Karda kart kurt sesi çıkaran dağlı Türkler" devri tarihe karıştı. Sokaklara meydanlara sığmayan milyonlarca insan "Özgür Kürdistan" devrinin başladığını ilan ediyor. Hiç bir yasa, hiç bir askeri güç bu gerçeği değiştiremez. Özgürleşen halklara boyun eğdiremez, diz çöktüremez.
Kobanê direnişinin gösterdiği tarihi gerçek budur. Kobanê halkının kahramanca direnişi, bütün dünyaya bunu göstermiştir. Kürdistan halkının, bütün ezilenlerle birlikte özgürce yaşama iradesini ortaya koymuştur. Kürdistan halkının, en ağır saldırılara karşı direnebileceğini ve özgürlüğünü koruyabileceğini göstermiştir. Bütün dünyada yaygın olarak sahiplenilmesi de bu nedenledir.
Şimdi, gündem bu gerçeğin görülmesi ve kabullenilmesidir. AKP ve devletin sabote etmekte direndiği "Çözüm süreci"nin ilerletilmesi bu nedenle önemlidir. "Çözüm süreci" AKP'lilerin yansıttığı gibi, tek yanlı olarak Kürtlere iyilik yapma, onlara haklar bahşetme, lütuflarda bulunma süreci değildir. "Çözüm süreci" Kürdistan halkının ve tüm ezilenlerin özgür-eşit-barış içinde yaşamasının temelini atmaktır.
Oysa AKP ve devlet bu yolu tıkayarak, oyalayarak, çürüterek çok tehlikeli bir yola girmektedir. Hala terörle mücadele, bölücülük vb. özel savaş ağzıyla konuşmaktadır. En büyük ve sistemli provokasyon, ilk defa gündeme gelen "Çözüm süreci"ne karşı statükoculuğa sarılmaktır. Baskı yasaları, sokağa çıkma yasakları, askeri operasyonlar çare olsaydı 100 senedir olurdu. Bütün bu çıkmaz sokaklarda oyalanmak yerine, ne kadar zor da olsa "Çözüm süreci" yoluna girmek kaçınılmazdır.
Yoksa kanlı çatışmalar, boğazlaşmalar halkların hepsine kaybettirecektir. Ama sonuçta statüko gene de yıkılacaktır.
Bugün dünyanın dört köşesinde yapılacak olan Kobanê direnişiyle dayanışma gösterileri bu gerçeğin güçlü bir ifadesi, hala anlamayanlara önemli ve belki de son bir uyarı olacaktır.