Dünkü yazımızda, KCK’nin HDP ve demokrat çevreler tarafından yapılan "çağrıya" verdiği yanıtı ele almıştık.

Dün de aynı konuda Cemil Bayık, Med Nûçe’den Erdal Er’e şunları söyledi:

"Eğer Türk devleti, Erdoğan ve AKP gözaltına alıp tutukladıklarını bırakırlarsa, siyasi soykırım operasyonlarını durdururlarsa, yine hava saldırıları dahil bütün operasyonlarını durdururlarsa, müzakereyle Kürt sorununu çözüleceğini kabul eder ve ilan ederlerse, tahkim edilmiş bir ateşkesi kabul ederlerse, Önder Apo’nun koşullarını düzeltirlerse, özgür şartlarda müzakerenin olmasını ve Önder Apo’nun da başmüzakereci olarak müzakereleri sürdürmesini kabul ederlerse, tahkim edilmiş ateşkesin izlenmesi için, izleme komitesini kabul ederlerse, yine müzakerelere derhal başlarlarsa, müzakerelerin sağlıklı yürüyebilmesi için üçüncü bir tarafı kabul ederlerse, biz bu koşullar yerine getirilirse hemen ateşkesi ilan etmeye hazırız."

Buna karşılık, Cumhurbaşkanı Erdoğan, "silahların susması yetmez, silahların gömülmesi gerekir" dedi. Ona göre savaş, "son terörist Türkiye’yi terkedene" kadar sürecekmiş…

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık ise, söz konusu röportajda, bu konuda iki anlama gelmeyecek netlikte konuştu. Şöyle dedi:

"Biz geçmişte gerillayı da çektik. Bu herhangi bir çözüme hizmet etmedi. Ortaya çıktı ki bunu PKK’yi tasfiye etmek için geliştirmişler. Artık gerillanın ülkeyi terk etmesi gibi bir şey söz konusu olamaz. Bu sorunu çözmek istemeyenlerin geliştirdiği çabalardır. Artık bunlar geride kalmıştır. Kimse ne gerillanın Kuzey'den çekilmesini bize dayatabilir, ne öyle silah bırakmasını dayatabilir. Bunlar kesinlikle gerçekleşmeyecek hususlardır."

Böylece geleceğin "müzakere masasında" "gerillanın çekilmesi ve PKK’nin silahsızlanması" gibi bir gündem maddesi olmayacak. Buna göre, "gerillanın çekilmesi" Kuzey Kürdistan’da Kürt sorununun çözümünde bir "final" olacak. "Silahsızlanma" meselesi ise, bütünüyle Irak ve Suriye’deki koşullara bağlı bir mesele olarak daha uzun bir süre tartışma gündemine bile gelmeyecek.

Bunun yaratacağı sonuç açıktır: Bu açıklamalardan sonra, hükümetin "ateşkes" için "gerillanın geri çekilmesini" talep etmesi, PKK tarafında olumlu bir yanıt bulmayacak. Buna karşılık PKK, "gerillanın çekilmediği koşullarda da ellerin tetikten çekilebileceğini"  belirtecek. Nitekim yukarıda yaptığımız alıntıda Cemil Bayık ve dünkü yazımızda özetlediğimiz KCK açıklaması, AKP hükümeti şimdiki saldırıları (bombardıman, İmralı tecridi, tutuklamalar ve Silopi, Zergelê kıyımları) ve sonuçlarını ortadan kaldırırsa, "tahkim edilmiş" bir ateşkese ve "müzakereye" hazır olduklarını net bir şekilde ifade etmiş bulunuyorlar.

İyi de gerilla Türkiye’nin sınırları içindeyken "ateşkes" ve "müzakere" olabilir mi?

Olabilir. Çünkü olmuştur. Türkiye iki buçuk yıl boyunca, gerilla sınırların içindeyken "ateşkes ve çözüm sürecini" yaşamıştır. Eğer AKP yeniden tek başına iktidar olmak ve İncirliği ABD’ye açarken, DAİŞ’i yine de desteklemek amacıyla savaşı başlatmasaydı, gerilla "sınırların içinde" olduğu halde "ateşkes ve müzakere süreci" devam edecekti. Demek ki, "ateşkes ve çözüm süreci"nin önündeki engel gerillanın "sınırların içinde olması" değil, Türkiye’nin başında bir AKP belasının bulunmasıdır.

Türk devletinin stratejik amacı, gerillayı Türkiye sınırlarının dışına çekilmeye mecbur etmekti. Otuz yıl boyunca başarılamayan budur.

Ve otuz yılda başarılamayanı Erdoğan KCK’nin kendi eliyle yapmasını gerçekten ve samimiyetle bekliyor mu? Ve eğer gerilla şimdi sınır dışına çekilse, o zaman Erdoğan ve devlet açısından KCK ile herhangi bir "müzakere" için ortada ne gibi sebeb kalacak? Sınırların içinde olmayan bir gerillayla "ateşkes" saçmalık değil mi? Türkiye’de olmayan gerillayla "masada müzakere"nin ne anlamı olacak? Anlaşılan o ki, Erdoğan "bedavadan" bir "zafer" istiyor.

Sınırlarımızdaki gerilla hareketi ile "tahkim edilmiş bir ateşkes" yapacak mıyız? Yapmayacak mıyız? Artık mesele bu…Bayık "ateşkes" dedi. Davutoğlu ne diyor?