Rojava dört parçanın devrimi denmesinin, tarihsel, toplumsal temelleri ile Kürt Özgürlük Hareketi ile Kürt Halk Önderinin bu alandaki mücadele birikimleri vurgulanıyor. Yine Rojava'ya verilen emek ve Rojava yiğit gençlerinin Özgürlük Hareketi içinde yer alarak, diğer üç parça için verdikleri mücadele ile yaratılan ulusal ruhtan söz ediliyordu.
Uluslararası, bölgesel ve bazı Kürt güçlerinin tüm plan, entrika, komplo ve engelleyici girişimlerine rağmen Rojava Devrimini her geçen gün biraz daha dört parçanın devrimi olduğunu pratik uygulama ve direnişi ile kanıtlıyor.
Son bir aylık gelişmeler ile özellikle de son bir hafta içinde IŞİD çete grubunun Êzîdîlerin kutsal toprakları ve Derwêşê Evdî yurdu olan Şengal’e yönelik başlattıkları saldırılar ve ardından gerçekleştirilen direniş, Rojava Devriminin dört parça devrimi olduğunu kanıtlamaya fazlasıyla yetiyor.
2 Temmuz'da IŞİD çete grubunun tüm güçleriyle Kobanê'ye saldırı başlatmasının ardından Kuzey halkının gösterdiği yüksek duyarlılık ve sahipleniş tarihi bir adımın atılmasını beraberinde getirdi. Tarihi adım Suruç-Kobanê arasındaki teller kaldırılarak Kuzeyliler sel gibi aktı Kobanê'ye. Bu adımla tarihi Lozan Antlaşmasına büyük bir darbe vuruldu. Antlaşma anlamsız hale getirildi. Çünkü bu adımla Lozan Antlaşmasıyla dört parçaya bölünen Kürdistan’ın iki parçası fiilen birleşmiş oldu. Bu birleşme egemenlerin parçalamak, yok etmek istedikleri, bunun için her türlü yöntemi kullandıkları ruhsal bütünlüğün birleşmesiydi.
Bu birleşme sağlanırken çete grubunun saldırıları hala çok yönlü bir şekilde devam ediyordu. Bundan dolayı değil bir parça, bir şehir, bir bölge tüm Kürtler ile Kürdistan’da yaşayan halkları büyük bir tehlike bekliyordu. Bu tehlikeye ancak ortak bir savunma gücü ve ulusal birlik ile bertaraf edilebilirdi. Bunun için çağrılar yapıldı. Hatta belki kimi görüşmeler de yapılmıştır. Ancak Türkiye ile tarihi bir petrol anlaşmasını yapan KDP yetkilileri bir türlü bunun sağlanması için adım atmadı. Belki yapılmış daha başka bazı anlaşmalar vardı. O konuda şimdiden bir şey söylemek için erken. Ama yapılması gereken ulusal birlik ve ortak savunma gücü konusunda bir adım atılmadı. Şengal ve Güney Kürdistan’ın tamamı bu çete grubunun istilasının tehlikesi altında olmasına rağmen bir adım atılmadı.
Zaten çok geçmeden çeteler yaklaşık bir hafta önce harekete geçip Şengal'e girip işgal ederek, katliamlarını yarım kalan yerden devam etmek istediler. Sözüm ona Şengal’i korumak için orada mevzilenen güçler tek bir mermi sıkmadan bıraktılar. Tabii içlerinden yurtsever duygulardan dolayı bırakmayanlar da vardı.
Rojava halk savunma birlikleri buna sessiz ve ilgisiz kalmadı. Saldırılar başladığı andan itibaren Şengal’e ulaşıp o kutsal mekanları korumak için harekete geçti. 3 gün 200 Km’lik yolu çatışa çatışa gitti Şengal dağına ulaştı. Çatışarak geçtiği alanlarda arkasından IŞİD çeteleri yeniden bazı alanlara saldırdı ve üç gündür süren çatışmalar aralıksız bir şekilde devam etti. Buna baştan beri sessiz kalmayan KCK ve PKK, "Şengal IŞİD çetelerine bırakılmayacak, bu geceden itibaren alana gerilla güçlerimiz girecek, oradaki halkı koruyacak ve oraya yerleşecek" açıklaması geldi. Ardından da önceki gün otobüslerle çok sayıda gerillayı Şengal'e gönderdi. Alana peşmerge kuvvetleri de gönderildi. Goran hareketi güvenlik amacıyla bulundurduğu gruplarını da gönderdi. Arkasından PJAK güç göndermeye hazır olduklarını ve her an güç gönderebileceklerini açıkladı.
Şengal’a yönelik katil grup tarafından saldırı ve katliam girişimin başladığı ilk günden itibaren harekete geçen Rojava halk savunma birlikleri, Rojava Devriminin tarihsel anlamına dönük yeni bir adım atmış oldu. Çünkü bu adımla üç parça böylelikle birleşmiş oldu. Bu adımla Lozan tamamen ortadan kaldırılırken Kürt güçlerine yönelik de ciddi mesajlar verilmiş oldu. Mesaj çok açık ve nettir. Askeri güçler arasında fiilen oluşan ortak savunma kurulmak zorunda. Ulusal Kongrenin yapılması içinde artık geçirilecek tek bir dakikanın bile kalmadığıdır. Bunu engelleyen, yanaşmayan güçlere ise Kürdistan’da yaşama şansının kalmadığıdır. Çünkü Kürtler için ortak savunma gücü oluşturma ile uluslar birlik artık bir tercih değil bir zorunluluk olduğu netleşmiş oldu. Bunun başarılması durumunda ise sıranın dördüncü parçanın birleştirilmesi anlamına gelecek…
Sıra dördüncü parçada!
Rojava dört parçanın devrimidir, bu devrimi yaşatalım denildiğinde birçok kesim inanmamıştı. Bazıları da iktidarlarına karşı bunu tehlike olarak gördüğü için sonuna kadar düşmanlığını yapmıştı. Kimileri bu konudaki umutları kırılmış olsada hala düşmanlık yapmaya devam ediyor. Bunca gelişmeden sonra hiçbir şey elde edemeyeceklerini bilmelerine rağmen hala bu yoldan dönmüş değiller. Ama bu aşamadan sonra hiçbir şeyin artık onlardan yana değişmeyeceğini iyi anlamaları gerekir. Zira somut gerçeklik bunu fazlasıyla ispat ediyor.