Fransa aylardır Sarı Yeleklilerin ülkedeki gidişe dur demek için yürüttüğü eylemlerle sarsılıyor. Artık ülkede yaşanan yoksullaşma, işsizlik, asgari yaşam koşullarındaki giderek kötüye gidişattan kimse bahsetmiyor. Her Cumartesi, eylemlerde yaşanan çatışmanın polis tarafının uygulamalarının dışında sadece eylemcilerin yaratmış olduğu şiddet görünür ve konuşulur durumda. 18 hafta boyunca, süren eylemler sırasında haftalık olarak bir meslek grubu, emekliler sokağa indi. Herkesin ortak talebi, insanca yaşanabilir ücret olurken, ortak söylem “artık bu koşullarda yaşamamız mümkün değil” şeklindeydi.
Bu kez Sarı Yeleklilerin adı okullarda duyuldu. Hükümetin kamu hizmetinde yer alan öğretmen sayısını 2022’ye kadar 120 bine kadar azaltma hedefine karşı yapılan grevlere ülke genelinde iki gün boyunca yüzde 45 oranında öğretmen katılım sağladı. Ülke genelinde sarı yeleklerini giyen öğretmenler meydanlarda iş güvenliklerinin sağlanması yönünde sloganlarını yükseltirken, Fransa Milli Eğitim Bakanlığı, grevlere katılım oranını kamuoyuna ‘düşük’ diye yansıtmaya çalıştı. Oysa Ulusal Üniteler Öğretmenler Birliği Sendikası tarafından yapılan açıklamaya göre, ülke genelinde 176 okul grev nedeniyle iki gün boyunca kapalı kaldı ve diğer okullarda neredeyse yarıdan yarıya dersler görülemedi. Sendikalar ve eğitimciler, eğitim kalitesinde son yıllarda personel açığı nedeniyle gerilemenin yaşandığını ifade ederken, hükümetin öğretmen sayısını kamu harcamalarını gerekçe göstererek azalmasının kabul edilemez olduğunu ifade ediyor.
Eğitim alanında öğretmenleri vuracak kemer sıkma politikasının hedefinde aynı zamanda sağlık personeli ve çeşitli kamu kuruluşlarında memur statüsünde çalışan emekçilerde bulunuyor. 2019’un sonuna kadar reform kapsamında toplamda 10 emekçinin işine son verilmesi bekleniyor.
Kamu hizmeti projesinin öğretmen sayısının 2022’ye kadar 120 bine azaltmayı hedefleyen yasa tasarısına göre, 3 yaşından itibaren eğitimin zorunlu olmasını ve ana okulların ve orta okulların, liselerin yetkisi altında olmasını öneriyor. Bu durumda, bu alanda çalışan yönetici kadrosu tümüyle işinden olacak. Aynı şekilde, matematik, Fransızca ve sanat alanlarında 5 mesleğin silinmesinin yanı sıra öğretim saatlerinde düşüşe gidileceği ve öğrencilerin ikamet ettiği adrese en yakın okul dışında kayıt yaptırmaması da öngörülüyor.
Yasa tasarısı, sadece eğitimcileri de hedef almıyor. Aynı zamanda yoksul semtlerin çocuklarının üniversite sürecine kadar eğitim hayatını belirliyor. Geçtiğimiz yıl üniversite giriş sınavlarındaki düzenlemelerle, yoksul emekçi çocuklarını bütünüyle yüksek okullardan uzak tutmayı hedefleyen sürecin startını veren hükümet bu kez süreci daha derinleştirerek 3 yaşından itibaren eğitimde ayrımcılığı örgütlemeye çalışıyor.
Fransa’da özellikle eğitim alanında banliyö olarak tabir edilen yoksul semtlerde öğretmen alımı neredeyse son yıllarda yapılmıyor. Öğretmenler sözleşmeli ve sezonluk işe alınıyor. Eğitim sezonunun bitmesiyle görev süresi doluyor. Eğitim kalitesinin giderek yoksul semtlerde düştüğü Fransa’da, yeni yasayla birlikte 3 yaşından itibaren çocukların yaşamı belirlenirken, yıllarca eğitim görüp öğretmen olan eğitim emekçilerinin ise işine son verilecek! Dışarıdan Sarı Yeleklilerin kimi zaman ekranlara yansıyan şiddet görüntülerine gazel okuyanlar, bütün bu uygulamalara karşı biriken bu öfkeyi de görmeli!