• Rejimin baskılarına rağmen “Jin Jiyan Azadi” eylemlerini dünyaya duyuran gazeteci Hiva Zarie: “İran protestoları tarihinde ilk kez kadınlar öncü, erkekler ise takipçi rolünü üstlendi.Rejim ise şiddetini daha çok kadınlara yöneltti.”

 

İran’da farklı dönemlerde eylemlere tanıklık eden gazeteci Hiva Zarie, kadınların uzun süredir devam eden düzene karşı kitlesel başkaldırısının rejimin temelini sarstığını ifade etti.

İran’ın başkenti Tahran’da “başörtüsünü kurallara uygun şekilde takmadığı” gerekçesiyle İrşad devriyeleri (ahlak polisleri) tarafından 13 Eylül 2022 tarihinde gözaltına alınan Jina Emînî'nin, gözaltı merkezinde katledilmesi rejime karşı öfke patlaması ve kitlesel eylemlere neden oldu. Eylemcilerin attığı “Jin Jiya Azadî” sloganı nedeniyle eylemler, “Jin Jiya Azadî”  hareketi” olarak adlandırıldı. 

Rejimin baskılarına rağmen eylemlerin taleplerini, rejimin şiddetini dünyaya duyuran gazetecilerden Hiva Zarie, tanıklığını MA’dan Berivan Kutlu’ya anlattı. 

İran’da ilk öncülük

İran’da farklı dönemlerde eylemlere tanıklık ettiğini belirten Hiva Zarie, “Bizzat Yeşil Hareket'i, 2017-2018 (1396) Aralık protestolarını ve 2019 (1398) Kasım protestolarını yakından gözlemledim ve üçünün de içinde yer aldım. Önceki protestolarda kadınların rolü tamamen marjinal ve ikincildi, aktivizmin ana eksenini erkekler oluşturuyordu. Birçok şehirde tek bir kadın protestocu bile görülmüyordu. Ancak Jina Emînî’nin öldürülmesinin ardından gelen harekette, protestocuların sosyal yapısında temel bir dönüşüme tanık olduk. Bu kez kadınlar protesto alanının ana sahipleri ve koruyucuları olarak gördüler. İran protestoları tarihinde ilk kez kadınlar öncü, erkekler ise takipçi rolünü üstlendi; ancak bu yeni dinamik, rejimin şiddetini giderek daha çok kadınlara yöneltti” değerlendirmesinde bulundu.

Rejimin temelini sarstı

Eylemlerde kadınların hedef olduğuna dikkat çeken Hiva Zarie, “Bu tür hedefli şiddetin, iktidarın kadınların tarihsel başkaldırısına duyduğu yapısal öfkeden kaynaklandığı düşünülebilir. Mevcut siyasi sistem kendisini kadınların bedenleri üzerinde mutlak söz sahibi olarak görüyor ve kısıtlamalar yoluyla bu hâkimiyeti yeniden üretiyor. Kadınların uzun süredir devam eden düzene karşı kitlesel başkaldırısı, bu iddianın temelini sarstı. Hükümet, kaybettiği gücünü yeniden hatırlatmak amacıyla saldırılarını kadın bedeninin estetik ve cinsel sembollerine yöneltti” diye konuştu. 

Gazeteciler de hedef oldu

Kadın gazetecilerin de rejimin hedefinde olduğunun altını çizen Hiva Zarie, “Hem gözaltına alındım hem de fiziksel şiddete maruz kaldım. Bu durum bana özgü değil; gazeteci meslektaşlarımın çoğu da benzer durumlarla karşılaştı. Bir gazeteci olarak her zaman çok katmanlı baskılara maruz kalıyorsunuz. Kürt olmak ve kadın olmak ise bu baskıları iki katına çıkarıyor” diye ifade etti. 

Dünyaya yayılan ‘kız kardeşlik’

 “Jin, jiyan, azadî” eylemlerinin ülkenin dört bir yanına yayılması nedeniyle ülkede “kız kardeşlik” söyleminin arttığını söyleyen Hiva Zarie, “Eylemlerin ardından kız kardeşlik söylemi belirgin ölçüde güçlendi ve feminizmle ilgili olumsuz klişeler büyük ölçüde zayıfladı. Ancak Ocak ayı protestolarının ulusal kimlik ve coğrafi farklılıklara dayalı ayrışmaları daha da görünür hâle getirdiği görülüyor. Ülkenin merkez bölgelerinde yaşayan kadınlar önceliklerini büyük ölçüde İslam Cumhuriyeti'nden kurtulmaya odakladı. Bu, Belucistan ve Kürdistan gibi yoksul bölgelerdeki kadınların cinsiyete özgü taleplerinin önüne geçti; bu da bazı söylemsel bir ayrışmaya yol açtı. Buna rağmen Jina Devrimi sonrasındaki kız kardeşlik duygusunun yoğunluğu ve derinliği, önceki dönemlerin tamamından çok daha fazla” dedi.

Yeni alanlar elde edildi

Ocak ayı eylemlerinde yine kadınların önlerde yer aldığını vurgulayan Hiva Zarie, “Ne yazık ki, bu protestolar bağlamında, Pehlevi döneminin, erkek egemen diktatörlük ideallerinin yeniden üretildiğine tanık olduk. Bu hareketin bazı önde gelen isimleri yalnızca Jina Devrimi'ni geri plana itmekle kalmadı, aynı zamanda medya sembollerinden “Jin Jiyan Azadî” sloganını çıkararak kadınların elde ettiği kazanımları değersizleştirdiklerini de gösterdiler. Jina Devrimi, özellikle Kürtler arasında, 1979 Devrimi'nden sonraki en kalıcı toplumsal olay olarak kayda geçti. Kadınlar bu dört yıl içinde toplumsal hayatta yeni alanlar elde etti. Toplum da zamanla kadınların taleplerini tanımaya yöneldi” ifadelerini kullandı. HABER MERKEZİ