Türkiye 7 Haziran 2015 tarihinde sandık başına gitmiş, 13 yıllık AKP Hükümetinin iktidarına son vermişti. Sonucu önceden ön gören Erdoğan çareyi Kürtlere karşı savaş ilan ederek buldu. “Dolmabahçe mutabakatı yok, Kürt sorunu yok, masa yok” diyerek savaşın fitilini ateşledi. 7 Haziran öncesi başvurduğu provokasyonlarla sonuç alamayan Erdoğan, seçim sonuçlarını tanımayarak ilk darbesini de yapmış oldu. Suruç katliamını, 24 Temmuz Medya Savunma Alanları’na yapılan saldırılar izledi. Halk iradesini tanımayan Erdoğan’a karşı Kürt halkı öz yönetimlerini ilan etti. Bunları bahane eden Erdoğan yönetimi “Çöktürme Eylem Planı”nı devreye koydu. Plan Eylül 2014 tarihinde devreye girmiş ve 12 ilçede Kürtlerin soykırımını ön görüyordu. Plana göre 15 bin kişi öldürülecek, en az 300 bin kişi göçe zorlanacak, 10 bin kişi tutuklanacak ve yerleşim yerleri yaşanmaz hale getirilecekti. 

Erdoğan “Çöktürme Planı”nı gerçekleştirmek için her türlü yola başvurdu ve hala da pes etmiş değil. Her gün yüzlerce insan gözaltına alınıyor ve tutuklanıyor. Türkiye ve Kürdistan cezaevleri yetmiyor artık bu tutuklamalara. Erdoğan ve hükümetinin gözü öyle bir dönmüş ki, cezaevlerinde Kürtlere yer açmak için mafyacıları, gaspçıları tahliye ediyor. 

Yine, “Çöktürme Planı”nın bir parçası olan şehirleri insansızlaştırmak için her türlü yola başvuruyor. Bunlardan biri de Şırnak… 

Torba yasayla gündeme gelen Hakkari ve Şırnak’ın il olmaktan çıkarılması, belediyelere kayyım ve özel bütçeli idarelerin özelleştirilmesine yönelik düzenlemeler TBMM tatile girmeden önce yoğun mesai yapan Genel Kurul’da büyük tartışmalara neden olmuştu. Muhalefetin tepkisi üzerine uzlaşı kapsamında torba yasadan çıkarılırken hükümetin söz konusu düzenlemeleri KHK kapsamında tekrar gündeme getirme hazırlığı yapıyor. 

AKP iktidarının, TBMM tatile girmeden geri adım atarak bütün partilerin ortak önergesiyle torba yasadan çıkarılan Hakkari ve Şırnak’ın il statüsünden çıkarılması, belediyelere kayyım atanması ve özel bütçeli idarelerin özeleştirilmesine yönelik düzenlemeleri OHAL kapsamında kanun hükmünde kararname (KHK) aracığıyla getirme hazırlığı parlamento kararının yok sayılması anlamına geliyor. OHAL döneminde çıkan KHK’lerin Anayasa Mahkemesi’ne taşınamıyor olması da muhalefetin yargı yolunu da kapatıyor. 

Anayasa Mahkemesi’nin görev yetkilerini düzenleyen anayasanın 14,8 maddesinde “Olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve esas bakımından anayasa ayrılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesi’nde dava açılamaz” hükmü bulunuyor. Buna göre muhalefetin TBMM’de geri çekilen düzenlemelerin torba yasayla geçmesi durumunda yargıya götürme hakkı bulunurken, aynı düzenlemelerin KHK aracılığıyla geçmesi durumunda AYM’ye başvuru hakkı tartışmalı hale geliyor. Bu kapsamda AKP iktidarının TBMM yerine KHK aracılığıyla bu düzenlemeleri hayata geçirmesi durumunda Meclis idaresinin yanı sıra yargı yolunu da tanımadığı anlamına geliyor. 

Yani AKP Hükümeti meclis açıkken alınan karara karşı, meclis tatildeyken kanun hükmünde kararname ile Meclis’e karşı darbe yapmanın peşinde, ayrıca yasaya dönük bir hiledir. 

Şırnak’a şu an giriş, çıkış yasak. Sadece korucu aileleri girebiliyor. Şırnak’tan çıkarılan insanlardan yaklaşık 3000 aile Şırnak’a yaklaşık 10 km uzaklıkta Kumçatı beldesinde çadırlarda yaşıyor ve valiliğin çadırları yıkma tehditleriyle karşı karşıyalar. Çadırda yaşayan halk, “bizi zorla memleketimizden göndermek istiyorlar. Biz 90’lardaki Kürtler değiliz, yerimizi, yurdumuzu, evimizi asla terk etmeyeceğiz” diyorlar. 

Şırnak’ta binaların yüzde yetmişine yıkım kararı verilmiş. Zarar gören evlerin yanı sıra görmeyen evler de yıkım kararı kapsamında. Ayrıca Şırnak “riskli alan” olarak belirlenmiş. Riskli alan, deprem, sel gibi doğal afetler için alınan bir karardır. 

Belli ki Şırnak’ı insansızlaştırmak için her türlü yola başvuracaklar…