Sivas’ta 2 Temmuz 1993 tarihinde Pir Sultan Abdal etkinliklerine katılmak üzere kente gelen 33 aydının kaldıkları Madımak Otel’inde 2 otel görevlisi ile birlikte yakılarak, katledilmesinin 26’ıncı yıl dönümünde anma etkinliği gerçekleştirildi. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) öncülüğünde yapılan anma etkinliği için on binlerce kişi sabah saatlerinde Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı’na ait Cemevi ve PSAKD Sivas Şubesi önünde olmak üzere iki ayrı noktada toplandı. Anmaya katılanlar arasından Hacı Bektaşi Veli Derneği, Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Divriği Köy Derneği ve Sivas Demokrasi Platformu, Hakların Demokratik Partisi (HDP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekilleri, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Halkevleri, Devrimci Kızılbaşlar Hareketi, Partizan, siyasi partiler, sivil toplum örgütleri de yer aldı.
‘Katil devlet hesap verecek’ sloganları
Yürüyüş sırasında “Yol erenleriyiz, Aleviyiz, eşit yurttaşlık için demokratik cumhuriyet istiyoruz”, “Zorunlu din derdine hayır”, “Size söz 35 can Sivas’ta dirilecek”, “Madımak utanç müzesi olacak unutma unutturma” dövizleri taşındı.“Sivas’ı unutmadık”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Pir Sultanlar ölmez, direniş büyüyor”, “Sivas’ın hesabı sorulacak” sloganlarının atıldığı yürüyüşte yine katliamda yaşamını yitiren sanatçı Hasret Gültekin’in bağlamasını temsilen bağlamalar taşındı. Madımak Oteli’nin çevredeki dükkanlar ise, anma öncesinde polis tarafından güvenlik çemberine alındı. Kurulan bu iki arama noktasından geçişler sırasında “Katil devlet hesap verecek” ve “Sivas’ın ışığı sönmeyecek” sloganları atıldı.
Madımak Müze olsun
Kitle Valilik Meydanı’nı doldururken, sadece PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan ile HDK Eş Sözcüsü Gülistan Koçyiğit ve hayatını kaybedelerin ailelerinin aralarında olduğu bir grubun Bilim ve Kültür Merkezi’ne dönüştürülen Madımak Otel’in önüne karanfil bırakmasına izin verildi. Sloganlarla otelin önüne karanfil bırakan aileler, meydandaki on binler de ıslık ve zılgıtlarla destek verdi. Burada konuşan PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, “Biz her zaman Madımak’ın Utanç Müzesi olmasını talep ettik. İki katilin isminin oradan çıkarılmasını için çok uğraştık. Maalesef bu talebimiz gerçekleşmedi. Madımak Utanç Müzesi oluncaya kadar on binlerle buraya geleceğiz. 26 yıldır artık devletin Sivas’la yüzleşmesi gerekiyor. 26 yıldır attığımız gibi bu karanfilleri yine atacağız. Bu vahşi bir katliamdır. Dünyanın hiç yerinde böyle bir katliam yoktur. 26 yıldır geldiğimiz sonuç, Türkiye giderek karanlık bir hale geliyor”
Acısı hala taze
HDK Eş Sözcüsü ve HDP Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ise, katliamın üzerinden 26 yıl geçmesine rağmen acıların hala taze olduğunu ifade etti. Koçyiğit, “Bu katliamı yapanlar, tezgahlayanlar, o gün burada olduğu halde göz yuman güvenlik güçleri, hükümeti, Valisi hiç biri bu katliamın hesabını vermedi. Yargı bu katliamı akladı, Siyaset milletvekili yaptı. En üst düzeyde ödüllendirdi” dedi. Sözlerine “Bizler bu ülkenin Alevileri olarak şunu biliyoruz: Sivas aslında Dersim’in, Koçgiri’nin devamıydı” diyerek devam eden Koçyiğit, katliamların hesabı sorulmadığı ve katliamlarla yüzleşilmediği için her gün yeni katliamlara tanıklık ettiklerini kaydetti.
Yarınlarımızı hedef aldılar
Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Güzelgür de katliamdan bugüne kadar demokrasi mücadelesini sürdüren aileleri selamlayarak konuşmasına başladı. Pir Sultan Abdal’ın, ‘Dönen dönsün ben dönmem yolumdan’ sözünü hatırlatan Güzelgür, “2 Temmuz 93 günü, Pir Sultan etkinliklerine gelmek için organize olarak gelen gözü dönmüşler 33 canımızı diri diri yakarak katletti. Dünyanın gözü önünde bu insanlık suçu işlendi. 2 Temmuz 93’de insanlık yakıldı, semahımız, türkülerimiz, sanatçılarımız, bu ülkenin aydınlık yüzleri özetle yarınlarımız hedef alındı. Umutlarımız da katledilmek istendi. Bu insanlık ayıbı üzerinden tam 26 yıl geçti. Yine yüreğimiz buruk. Yine yüreğimiz hasret. Acımız ilk gün ki gibi taze. Unutturmayacağımız. İnsanlık ayıbının sorumluları cezalandırılmalı” ifadelerini kullandı.
SİVAS
KCK: 35 canı anıyoruz
KCK Halklar ve İnançlar Komitesi 26. Yıldönümünde Sivas Katliamında yaşamını yitirenleri andı. Yaşımını yitiren 35 canı anan KCK, Selçuklulardan Osmanlı'ya oradan Türkiye Cumhuriyetine uzanan Alevi düşmanlığının Çiller'in katliama ilişkin yaptığı açıklamada, "çok şükür yurttaşlarımıza bir şey olmadı" sözleriyle bir kez daha dile getirildiğini ifade etti. Sivas'ın Çorum, Maraş ve Gazi katliamlarının devamı olduğunu ve katillerinin de bulunmadığını belirten KCK, Alevilerin ve Kürtlerin faşizmin birinci derece mağduru olduğunu dile getirerek, Alevileri ve Aleviliğe gönül vermiş aydın, sanatçı ve entelektüelleri katlederek Türkiye demokrasi mücadelesinin önünü almak istediklerini belirtti. KCK devamında şunları kaydetti:
Katliam Türk-İslam sentezi ürünü
"2 Temmuzu yapan zihniyet iktidarda olan AKP-MHP zihniyetidir. Bu zihniyetin iktidar olmasına ön açarak yardım ve olanak sunan CHP’deki milliyetçilerdir. Sivas katillerini savunan avukatlardan birçoğu daha sonra AKP’den vekil oldular. Böylece Sivas katliamının bir devlet projesi olduğu bir kez daha ispatlanmış oldu. Alevilerin bir kez daha böyle katliamlara uğramaması için en başta kendilerine dönük katliamların bir devlet projesi olduğunu bilmeyi gerekli kılmaktadır. Alevi katliamlarının daha çok da 1970’lerden sonraya tekabül etmesi nedensiz değildir. Bu tarih diliminden sonra Türkiye devleti adım adım bugün iktidardaki AKP-MHP'nin ortak temsil ettiği, Türk İslam sentezli dinci faşist bir dönüşüme uğratılmıştır. Alevileri katleden devlet zihniyeti, Erdoğan Bahçeli ile birlikte devletin her yerine sızmış, temel organları ele geçirmek için yoğun çaba içine girmiştir. Dolayısıyla Aleviler en çok bugün katliam tehlikesi altında bulunmaktadır. Alevileri bu tehlikeden kurtaracak tek şey Türkiye'deki demokrasi mücadelesini yükseltmektir. Demokratik mücadeleyi tüm bileşenleriyle ortak ve güçlü vermeden, AKP-MHP faşist iktidarını tümden yenilgiye uğratmadan Aleviler üzerindeki inkar ve imha saldırıları, katliam tehlikesi de son bulmayacaktır. Bu sebeple 2 Temmuz vesilesiyle demokrasi şehitlerini bir kez daha anarken anılarına verilecek tek ve doğru cevabın Türkiye demokrasi mücadelesini başta Kürt halkı ile olmak üzere tüm bileşenlerle ortak vermekten geçtiğini hatırlatmak istiyoruz.
Örgütlü mücadeleye çağırıyoruz
Bugünkü anmaya çok sayıda Alevi ve demokrasi bileşeninden temsilcilerin kitlesel katılması demokratik gelecek için önemli bir kazanım olmuştur. Biz de hareket olarak 2 Temmuz anması vesilesiyle 2 Temmuz ve benzeri tüm katliamlarda şehit düşenleri anıyor, katliamcıları bir kez daha lanetliyor, herkesi özerk Kürdistan demokratik Türkiye mücadelesini daha örgütlü vermeye çağırıyoruz."