Dönemler arası değişimlerin kadınlar üzerindeki etkilerini İzmir Kadın Yazarlar Derneği Başkanı Sevim Korkmaz değerlendirdi. Osmanlının son dönemlerinde gelişen bir edebiyatın var olduğuna dikkat çeken Korkmaz, bu dönemde kadınların kendilerini yazımla ifade ettiğinin görüldüğü ve bu duruma da en iyi örneğin Halide Edip Adıvar'ın olduğunu kaydetti. Korkmaz, "O dönem yazarlarına baktığımız zaman kadına biçilen rollerin öne çıktığını görüyoruz. Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Reşad Nuri Gültekin romanlarındaki kadınlar, aşağı yukarı bir birleriyle benzerlik gösteriyor. Bütün bu kadınlar artık ailede söz sahibi olmak isteyen, ama giyimleriyle kuşamlarıyla kutsal aile dediğimiz, ya da Cumhuriyet dönemlerindeki ailelerinin sorumluluklarını taşıyan kadınlar olarak karşımıza çıkıyorlar. Yani kadınların bireysel olarak özgürleşmelerinden bu romanlarda bahsedemeyiz" dedi.


Kadına sınıfsal yaklaşım

Kadın karakterler ve kadın yazarlar diye bir ayrım yapılacaksa, bu durumun siyasi atmosfere göre ele alınması gerektiğini ifade eden Korkmaz şöyle konuştu: "Adalet Ağaoğlu, Sevgi Soysal, Feride Celal, Leyla Erbil gibi kadın yazarların edebiyata kazandırdığı çok fazla kadın karakterler ve kadın rolleri vardır. Buralarda da değişik ayrımlara gidilebilir. Kadın yazarlarımız ister Tanzimat, ister Cumhuriyet dönemi olsun hepsi iyi eğitim almış kadınlardır. Yani işçi sınıfında yetişen yazarlara rastlamıyoruz. Sadece bu kırılma noktası sadece Sennur Sezer'de oluyor. Onun dışında sayacağımız birçok kadın yazarın hepsi, iyi eğitim alan kadınlar. O döneme göre babaları bürokrat, çoğu ticarette iyi kazanan insanlar. Böyle olunca bu kadın yazarların kadına bakışlarında kendi özelliklerini taşıyor."

70'lerden sonra kırılma yaşandı

Türkiye'de gelişme göstermeye başlayan siyasi olaylarla birlikte yani 1970'lerden sonra, edebiyatta bir kırılmanın yaşandığına dikkat çeken Korkmaz, "Bu dönemden sonra yeni bir anlatım ortaya atılıyor. Sevgi Soysal bunlardan bir tanesidir. Artık Sevgi Soysal'ın romanlarıyla birlikte devrimci mücadeleye özne olan kadınları görüyoruz. Önceki dönemlerde siyasi kadın karakterleri yoktu. Soysal, bir yandan cezaevinde siyasi kadınları işlerken diğer yandan Tanterosa'da yurt dışında yaşamış Türkiye'ye gelmiş farklı bir kadın karakter ortaya çıkarıyor. Diğer kadınlar arasında bir dönüm noktasıdır. Devlet ile kadını incelemiştir" dedi. Soysal'ın Cumhuriyet döneminde sıkışan kadını bulmaya çalıştığına dikkat çeken Korkmaz, "Sevgi Soysal ve Oya Baydar siyasi romanlar yazarken, Adalet Ağaoğlu, Tezer Özlü, Leyla Erbil gibi kadınlar daha farklı bir dil oluşturuyorlar. Adalet Ağaoğlu, içe bakış yöntemini ilk defa kullanan yazarlarımızdan bir tanesidir" dedi. 

DİHA/İZMİR