Halkların Demokratik Kongresi(HDK) son oturumunda “Parti kurmaya karar verdiklerini” açıkladı. Kuşkusuz bu çok önemli bir karardır. Epeyce gecikmiş de olsa HDK’nin böyle bir karara ulaşmış olması ve siyasal alandaki sol demokratik boşluğu doldurmak istemesi önemlidir. Ülkemiz siyasetindeki sol demokratik boşluk, siyasal ve toplumsal alanda ciddi bir dengesizlik yaratmaktadır. AKP bu boşluktan yararlanarak iktidar olmuş, on yıllık iktidarı boyunca sözkonusu dengesizliği daha da büyütmüştür. Toplumun ideolojik ve siyasal tercihlerinde çok ciddi bir kayma ortaya çıkmıştır.
Şimdi de Kılıçdaroğlu’nun CHP’si aynı boşluktan yararlanmak istemektedir. Zaten Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu amaçla CHP’ye genelbaşkan yapıldığı bilinmektedir. Fakat Kılıçdaroğlu’nun çapsızlığı CHP’yi de, siyasetin sol kulvarını da tanınmaz hale getirmiştir. Bu durumda ne sol demokrasi, ne de CHP kendi çizgisinde gerçek bir gelişme sağlayabilmektedir. Siyasal gelişme sağlayabilmek için ayrışma ve netleşme şarttır.
Ülkemizde neredeyse her yıl bir seçim olmakta ve toplumun siyasal tercihleri ölçülmektedir. Hepsine de “Referandum düzeyinde” denmektedir. Koşulları tam oluşmuş değil ama, yine de yeni bir anayasa hazırlama çalışması yürütüldüğü göz ardı edilemez. Eğer koşulları olgunlaştırılır ve hazırlıklar tamamlanırsa 2013 yılında toplumun önüne yeni anayasayı onaylama seçiminin getirileceği açıktır. Bu seferki bir vurgu da değil, gerçek referandum olacaktır.
Dahası eğer bir siyasal kaza yaşanmazsa 2014 yılında da Cumhurbaşkanlığı seçimi vardır. Daha şimdiden milletvekili seçiminin de bununla birlikte olacağı tartışılmaktadır. Böyle olmasa bile milletvekili seçiminin 2015 yılında olması kesindir. 2009, 2010, 2011 yıllarında birer seçim olmuştu. Şimdi 2013, 2014, 2015 yıllarında da birer seçim olacağa benzemektedir. Maşallah ülkemiz her yıl bir seçim yapmaktadır.
Siyasal tercihlere bu kadar sık başvurulduğu bir ortamda sol demokratik alanın partisiz boş kalması kabul edilir değildir. Mevcut boşluğun devam etmesi siyasal ve toplumsal dengesizliği sürdüreceği gibi, sol demokratik seçmeni de ortada bırakacaktır. Elbette bu da siyasal ve toplumsal yaşamımız açısından iyi ve sağlıklı bir durum değildir.
HDK’nin sol demokratik çizgide bir parti kurması sözkonusu boşluğu gidereceği gibi, siyasal ve toplumsal dengesizliği de ortadan kaldıracaktır. Sol demokratik seçmenin bir siyasal güç haline gelmesini sağlayacak ve siyasal yaşamda rol oynar kılacaktır. Bunun da toplumsal çerçevede azımsanacak bir güç olmadığı kesindir. Bu durumda mevcut siyasal yapılanış ve dengede değişiklikler olacaktır. Diğer yandan, HDK’nin bir parti kurmaya karar vermiş olması iyidir, fakat “Partileşeceği” görüşü doğru değildir. Yanlış anlamadıysak, basına yönelik açıklamada bu tür bir ifade kulağımıza takılmıştır. Oysa HDK’nin “Partileşmesi” değil de, “Parti kurması” bize daha doğru gelmektedir.
HDK’nin partileşmesi demek, bir partiye dönüşmesi demektir. Partileşmeyi biz böyle anlıyoruz. Yani “Halkların Demokratik Kongresi” yerine benzer adla bir parti geçecektir. Eğer böyleyse, bizce bu doğru olmaz.
“Partileşme” kavramı sol literatürde çok sık kullanılmaktadır. Bu da ideolojik, politik ve örgütsel birlik anlamına gelmektedir. Yani her konuda aynı düşünen ve yapanların birliği! Oysa HDK böyle değildir. İçinde yer alanların ideolojik, siyasi ve örgütsel birliğini ifade etmemektedir. HDK içinde bireyler, gruplar ve partiler vardır. HDK, bir politik ve daha geniş bir örgütsel birliktir. Eğer bu “ideolojik birlik” haline getirilmek istenecekse, o zaman bu yapılan ne doğru olur, ne de mümkün!
Onun için, bizce HDK olduğu gibi kalmalı ve mevcut misyonunu devam ettirmelidir. Farklı ideolojik eğilimler birey, grup ve parti düzeyinde HDK içinde yer almalı, “İdeolojik mücadele-Siyasal birlik” ilkesi temelinde bir üst siyasal karar organı olarak HDK’yi işletmelidir. Bunun dışında HDK’nin kurduğu ve yönlendirdiği bir siyaset partisi olmalıdır. HDK’nin son genel kurul açıklamasındaki “Parti kurma kararı”ndan biz bunu anlıyoruz.
Siyaset partisi, geçmişte tartışılan çatı partisi işlevini görmelidir. Bu partide ideolojik birlik ve ideolojik mücadele aranmamalıdır. Bu parti bir siyaset partisi olmalı, HDK bileşenlerinin ortak siyasal çizgisini örgütleyip, mücadelesini yürütmelidir. Elbette ortak bir seçim partisi olma işlevini görmelidir.
İdeolojik birlik, her eğilimin, her grup veya partinin kendi içinde olur. Elbette birlik gereği burada ideolojik mücadele de yaşanır. Buna ideolojik duruş, ideolojik grup veya ideolojik parti diyelim. Her eğilim, her grup veya parti kendine ait ideolojik birlik ve mücadele yapısını korumalıdır. Yani isteyen herkesin bir ideolojik partisi olmalıdır.
Bununla birlikte farklı ideolojik eğilimlerin, grup veya partilerin içinde birleştiği bir ortak siyaset partisi olmalıdır. Siyaset partisi içinde ideolojik birlik ve mücadele olmamalıdır. Siyaset partisinde ortak siyasal ilkelerde birlik ve bunun mücadelesini dışa karşı yürütme, bu siyaseti toplumda örgütleme esas olmalıdır. Yani tek siyasal duruş ve ses olarak toplumun karşısına çıkmalıdır.
Siyaset partisi içinde yer alan farklı ideolojik grup, kişi ve partiler, aralarındaki olası ideolojik ayrılık ve mücadeleleri siyaset partisine değil, HDK’ye taşımalıdır. HDK bu tür tartışmaların yürütüldüğü, sorunların çözüldüğü, ortak siyasetin yaratılarak siyaset partisine aktarıldığı yer olmalıdır. Yani böyle bir işlev temelinde HDK de varlığını sürdürmelidir.
Böyle bir sistem sol demokratik çizginin örgütlenmesinin ve gelişmesinin önünü açacaktır. Sol ve tüm demokratik güçlerin demokratik birliğini ve topluma siyasal alternatif sunmasını sağlayacaktır. Şimdiden zaten ideolojik grup ve partileşmeler fazlasıyla mevcuttur. HDK de kurulmuş ve işler hale gelmiştir. Şimdi görev bunları siyaset partisiyle tamamlamak ve böylece topluma sol demokratik bir siyasal alternatif sunmaktır.
HDK’nin bu temelde kuracağı ortak bir siyaset partisinin önü açıktır. AKP’nin maskesi düşmüş ve artık baş aşağı gidiş süreci başlamıştır. CHP’nin ne yaparsa yapsın yakın zamanda bir iktidar alternatifi olması mümkün görünmemektedir. MHP’ninse zaten geniş kitlelerce benimsenmesi mümkün değildir. O halde siyasal boşluk sadece sol demokratik alanda değil, genelde vardır. Bu boşluğu HDK’nin örgütleyeceği sol demokratik çizgideki bir siyasal parti hızlı bir biçimde doldurabilir. Bu da ülke ve toplumumuzu kötü gidişten kurtararak, gerçek bir demokratik dönüşüm sürecine sokabilir.
Belliki özellikle sol demokratik çizgide yeni siyasal çıkışlar yapmak mümkündür. Bunun önü açık, koşulları uygun ve imkânları çoktur. O halde geç kalmadan bu tarihi adım mutlaka ve cesaretle atılabilmelidir.