• Ahlak, siyasete ruh verir. Siyaset, ahlaka irade kazandırır. Önder Apo, “Toplumun ahlakı ve siyaseti olmazsa toplum yok olur. Ahlak, değerlerini korur; siyaset, iradesini yaratır” diyor.

RIZGAR ZAG

İnsan, toplumsal bir varlıktır. Tek başına yaşamını sürdüremez; korunmak, beslenmek, üretmek ve anlam bulmak için bir arada olmayı zorunlu kılar. İşte bu birlikte yaşamın kuralları, dengeleri ve değerleri; tarihin en eski dönemlerinden itibaren “ahlak” olarak şekillenmiştir. Ahlak, toplumun vicdanıdır; neyin doğru, neyin yanlış olduğunu belirler. Siyaset ise bu vicdanın iradeye dönüşmüş halidir.

Önder Apo’nun çözümlemelerinde siyaset ve ahlak, ayrı iki kavram değil, aynı bütünün farklı yüzleridir. Bir toplumda siyaset ahlaktan kopmuşsa orada yönetim teknikleri, iktidar oyunları ve çıkar kavgaları vardır ama gerçek anlamda siyaset yoktur. Keza ahlak siyasetten uzaklaştığında, sadece bireysel öğütlere, soyut nasihatlere dönüşür ve toplumsal bir karşılığı kalmaz. Dolayısıyla siyaset ve ahlak, birbirinden koparılamayacak iki temel toplumsal güçtür.

Siyaset nedir?

Siyaset, çoğu kez dar anlamda “iktidar mücadelesi” veya “devlet yönetimi sanatı” olarak tanımlanır. Modern zamanların hâkim bakışı da budur. Parlamentolar, hükümetler, seçimler ve devlet kurumları, siyasetin tek alanı gibi gösterilir. Oysa bu indirgemeci tanım, siyasetin hakikatini gizler.

Siyaset, özünde toplumun kendini yönetme, ortak yaşamı düzenleme ve geleceğini belirleme sanatıdır. Bir halkın nasıl yaşayacağına, nasıl üretip paylaşacağına, nasıl korunacağına ve hangi değerler etrafında birleşeceğine dair kolektif karar süreçlerinin tamamı siyasettir. Bu nedenle Önder Apo, siyaseti “toplumun varlığını sürdürme sanatı” olarak tanımlar.

Tarihin başlangıcında siyaset, kabile meclislerinde, köy toplantılarında, yaşlıların ve kadınların söz hakkı üzerinden yaşama geçirilirdi. Siyaset, halkın doğrudan iradesiydi. Devletin ortaya çıkışıyla birlikte siyaset daraldı, iktidarın eline geçti ve topluma yabancılaştırıldı. Bugün kapitalist modernite, siyaseti bütünüyle profesyonel elitlerin işi haline getirmiş, toplumu seyirci durumuna düşürmüştür.

Oysa gerçek anlamıyla siyaset, halkın günlük yaşamını, kültürünü ve değerlerini doğrudan ilgilendiren bir alandır. Çocuğun okulda aldığı eğitimden kadının evdeki özgürlüğüne, üretimin nasıl yapılacağından doğanın nasıl korunacağına kadar her şey siyasetin konusudur.

Siyasetin önemi

Siyaset, toplumun varlık koşullarını belirler. Eğer siyaset toplumsal değerlerden kopar, iktidarın ve sermayenin eline geçerse toplum çözülür, yozlaşır, kimliğini kaybeder. Bugün dünyanın içinde bulunduğu krizlerin en önemli nedeni budur: Siyaset, ahlaktan kopmuş, topluma yabancılaşmıştır.

Siyasetin önemi üç temel noktada ortaya çıkar:

* Kimlik ve aidiyet: Bir halkın kendi kimliğini koruyabilmesi, dilini ve kültürünü yaşatabilmesi, siyasetle mümkündür. Siyaseti olmayan bir toplum, başkalarının yönetimine mahkûm olur.

* Özgürlük ve demokrasi: İnsanların özgür ve eşit yaşayabilmeleri için kendi iradeleriyle karar alabilecekleri siyasal mekanizmalara sahip olmaları gerekir. Aksi halde baskı ve otorite kaçınılmazdır.

* Adalet ve ortak yaşam: Siyaset, zengin-fakir, kadın-erkek, genç-yaşlı arasındaki dengeyi kurar; paylaşımı düzenler. Ahlaktan kopmamış siyaset, adaletin en temel güvencesidir.

Önder Apo’nun sözleriyle, “Siyasetsiz toplum olmaz. Siyaset, toplumun kendini var etme biçimidir. Siyaseti elinden alınan toplum, köleleşmiş toplumdur.”

Ahlakın anlamı

Ahlak, çoğu zaman bireysel davranış kuralları veya dini öğütlerle özdeşleştirilir. Oysa ahlak bundan çok daha köklü bir kavramdır. Tarihin en eski dönemlerinden itibaren ahlak, toplumun varlık şartı olmuştur. İnsan topluluklarının hayatta kalabilmesi için paylaşma, yardımlaşma, yalan söylememe, haksızlık yapmama gibi kurallar gelişmiş; bunlar sözlü gelenek ve inançlarla kuşaktan kuşağa aktarılmıştır.

Ahlak, bireyden çok toplumun ortak yaşamını düzenler. Bir kişi yalnız başına ahlaklı olamaz; ahlak, kolektif bir bilinçtir. Kadının özgür olmadığı bir toplumda erkek “ahlaklı” olduğunu iddia edemez. Çocukların aç bırakıldığı bir yerde bireysel iyilik yetmez; ahlak, adil bir paylaşımı zorunlu kılar.

Önder Apo’ya göre ahlak, toplumun vicdanıdır. Eğer vicdan körelmişse toplum çözülür. Bugün kapitalist modernitenin dayattığı tüketim kültürü, bireyciliği yücelterek ahlakı içi boş bir “kişisel tercih” haline getirmiştir. Oysa ahlak, toplumun ortak değerleri ve yaşam ilkeleridir.

Ahlak ve siyaset ilişkisi

Ahlak ve siyaset, birbirini tamamlayan iki güçtür. Ahlak, siyasetin özüdür; siyaset ise ahlakın eyleme dönüşmüş halidir. Ahlaktan kopmuş siyaset, çıkar ve iktidar oyunlarına indirgenir; siyasetten uzaklaşmış ahlak ise soyut nasihatler toplamı olur.

Ahlak, siyasete ruh verir. Siyaset, ahlaka irade kazandırır. Önder Apo bu ilişkiyi şöyle özetler: “Toplumun ahlakı ve siyaseti olmazsa toplum yok olur. Ahlak, değerlerini korur; siyaset, iradesini yaratır.”

Günümüzde kopuşun sonuçları

Bugün dünyada siyaset, ahlaktan bütünüyle kopmuştur. İktidar partileri, şirketlerin çıkarları, devletlerin güç savaşları siyaset adı altında yürütülmektedir. Bu kopuşun sonuçları:

* Hakikatin erozyonu: Siyaset, yalan ve manipülasyonla anılır hale geldi.

* Şiddetin normalleşmesi: Savaş, sömürü ve doğa tahribatı olağanlaştı.

* Toplumsal çözülme: İnsanlar bireyselleştirildi, toplum aidiyetini kaybetti.

Bu nedenle günümüzün en temel görevi, siyaseti ahlakla buluşturmak, yani ahlaki-politik toplumu yeniden inşa etmektir.

Devam edecek...