İsviçre Gündemi
Kürdistan'daki son durum ve Türk devletinin Kürtlere yönelik savaş ve yok etme politikaları Avrupa’daki Kürtlerin siyaset tarzı ve söylemlerini de değiştirdi. Zürich Kürt Toplum Merkezi'nin yapılan kongresinde yeni sürece ilişkin yapılan tartışmalar da Avrupa’daki Kürtlerin yeni bir tarz, yeni bir siyaset dili ve eylem süreci yaşayacaklarını gösterdi.
Türk devletinin Kürdistan'da özyönetimlere yönelik saldırıları, her yaştan Kürt insanına yönelik katliamlar, toplu imha politikaları, geniş tutuklamalar, operasyonların Avrupa kitlesi tarafından geç bilince çıkarıldığının belirtildiği konuşma ve tartışmalarda, sürecin bundan sonra çok farklı boyutlarda gelişeceği vurgulandı. Türk bankalarında hesabı olanların paralarını çekmeleri, Türkiye'nin batısında yatırımı olanların varlıklarını kurtarması ve yeni yatırımlara girmemesi, Türkiye'ye tatile gidilmemesi ve gidenlerin engellenmesi, Türkiye'de sokaklara kadar yansıyacak olan Kürt düşmanlığına karşı önlemler alınması, diplomasi, eylem, kitlesel örgütlenmenin nicel ve nitel olarak büyütülmesi gibi bir dizi karar Avrupa siyasetinin de yeni bir döneme girdiğini gösterdi.
Özetle Kürtler Türkiye'den daha belirgin bir kopuş yaşıyor. Türkiye ile bir çözüme olan inançları neredeyse yok olmuş durumda. Artık kendi kaderlerini ele almayı, kazanımlarını arttırmayı ve geleceklerini kendi elleriyle şekillendirmeyi istiyorlar. 90 yılların savaş ortamını bile aşan bu kopuş, Avrupa’da da siyasetin diline ve pratiğine başka bir yön verecek gibi gözüküyor.
CHP ve ırkçılar kol kola
İsviçre'de isimleri Müslüman ve Türk ile başlayan bazı dernekler bir araya gelerek ‘teröre karşı ortak akıl platformu’ oluşturdular. Büyük çoğunluğu AKP ve MHP güdümünde olan derneklerin içinde CHP İsviçre Birliği de yer aldı. Burada CHP'nin yer almasında şaşılacak birşey yok. Şaşılacak olan kısmen de olsa İsviçre'de Kürt Alevi kökenli kimi kesimlerin hala bu CHP tabanını oluşturmasında ve buna öncülük edenlerin bu kesim içinden çıkmasından. Her geçen gün kendi toplumlarından kopan ve bunu Alevilikle cilalayan bu kesimler, Alevilerin giderek kendi özüyle buluşmasından sonra iyiden iyice karşıtlaşmaya başlamaları dikkat çekiyor.
Kürdistan'daki katliamlara seyirci kalan bununla da kalmayıp, Suruç, Ankara, Diyarbakır gibi DAİŞ katliamlarına karşı sesleri çıkmayan bu kesimler, şimdi AKP'nin Avrupa’daki yandaşlarıyla rahat bir biçimde buluşabiliyor, aynı resim karelerinde poz verebiliyorlar. Kürdistan'da onca katliam yaşanırken, taş üstüne taş bırakılmazken, tanklarla cansız bedenler üzerinden geçilirken, çocuk ve kadınlar tank ve top ateşleriyle delik deşik edilirken Kürt, sol, Alevi kesimlerin tepkilerine ortak olmayanlar, hiç bir platforma gelmeyenler, şimdi bu katlimların sorumlusu ve tetikçileriyle gururla kol kola girebiliyor.
Söz konusu Kürtler ise katledilen ‘vatan savunması’ diyebilen bu CHP'liler, bakalım önümüzdeki günlerde ‘teröre karşı adımlar atacağız’ diyen bu platformun içinde hangi görevleri üstlenecek.