"Sürekli olarak kendini yönetebilmek insanın sahip olabileceği en değerli yeteneklerden birisidir."

Bertrand Russell

Alışıla gelmiş tüm argümanlar değişiyor. İyi de oluyor. Barış sözde değil zorunlu bir gereksinim olarak kendini dayatıyor. Savaşmak ne kadar zorsa, barışmak da o kadar zordur. Bunu anlatabilmek önemliydi, anlatıldı çok defalar, sınırsız bir istekle... Yeniden dile geldi. Herkes ama herkes pür dikkat kesilmiş durumda. Bu da iyi...
Bir bakıma tüm kafalar allak bulak oldu... Ya da bazı kafalar diyelim, kızdırmayalım anlayanları... Sonrası anlaşıldı mı, anlaşılmadı mı? Bilmiyorum. Dile gelen yenilik ki bana göre yenilik değil çok defalar dillenmiş ve yazılmıştı... İlginç olan sanki Kürt Halk Önderi Öcalan yeni ortaya çıkmış gibi bir atmosfer yaratıldı. Oysa O her zaman ordaydı ve düşünceleri biliniyordu... Bu yeni adım başka bir mecrada seyir halinde gidiyor. Herkes umutla sürece dahil olmuş durumda... Güzel demek isterdim ama tarihin ezberlerini sıfırlamak pek kolay görünmüyor. Fakat muhatablar samimiyet çemberinin dışında görünüyorlar.
İnanmak istiyoruz ve bir bütünlük içerisinde yaşamak istemi kendini Newroz'da ifade etti. Bu yeni bir gelişme mi? Değil elbette! Her defasında umut etmek anlamlı kılınmaya çalışılıyor... Olmuyor işte. Ama olmalı... Umudun körerdiği yerde karamsarlığın bir anlamı olmalı... Bazı şeyler olmadı mı olmuyor, neden olmuyor sorusu devreye girdi mi işte o zaman kafalar bir hayli karışıyor!
Bu tür durumlarda bir adım öne geçmek bazen ideolojik değerlerin ertelenmesine adım atmaktır. Bunun izahını iyi yapmak doğru bir seçenek gibi görünüyor. Ama zaman bir bütünlük yaratmanın karamsarlığını da içinde barındırarak kendini dayatıyor.
Kaybedilmiş yıllar var fakat kazanılmış yıllar da var. Siyaset toparlama işidir. Stratejik kararlar alma ve yenilenme işidir. Gel gör ki sık sık işin boyutunu değiştirmeye kalkarsak umut dediğimiz kavram dejenere olur. Ne oluyor sorusu bir kez daha anlamını dayatır. Halka güvenmek iyi ama bir şeyler vermek daha da iyi...
Barışmak güzeldir. Savaşmak değildir. Bunu kavramak ise daha güzeldir. Anlamlı bir süreç içinde savaşa da barışa da hazır olmak bir gücün kendine olan güvenidir. Tabii bunun halk ayağı nasıl bir atmosfer yaratır bilemiyorum. Çünkü çok değişken durumlar yaşıyoruz... Usluplar gözlemciler ortaya çıkarıyor. Her uslup yeni bir bekleyişin kapısını aralıyor. Bu doğru mu, değil mi? Son zamanlarda bunu anlamakta zorlandığımı belirtmek durumundayım.  Anladığım şeyler var tabii ki. Bir zorlama ruhu ile sorunu çözmek adına aralamak istediğimiz kapılar var. Artık yeter demenin zorunlu ifadesidir bu. Umudumu bu anlamda canlı tutmak istiyorum. Herkes gibi... Newrozda gördüklerimiz, bir bekleyişin toplu umuduydu. Çok zor olanı başarmış bir halk, çok daha zorunu da başarabilecek güce erişmiş demektir. Kürd halkı güzellik adına zorluyor. Zorladıkça daha da güzelleşiyor... Bu halkın öncüleri bunu iyi görmeli ve en doğru adımları atmalı...
Güzelleşen bir halk çirkinlikleri kabullenmez, bunu muhatablara iyi anlatmak siyasi duyarlılığın ilk görevidir.
Bazen siyaset taviz verme yolunu seçebilir. Halk bunu anlamak istemez ama, fiili kazanımlar ister. Her siyasetçi bunu bilir... Anlaşılmaz bir durum olarak ideolojik değerlerimizden uzaklaşabiliriz. Söylemlerin ne kadar önemli olduğunu bu süreçte daha iyi anlamış durumdayım. Kapılar zorlanıyor dedik...
Çapulcu diye nitelediğimiz siyasi iktidarın söylemlerinden taviz vermemesi dikkat çeken bir başka unsur olarak karşımızda duruyor. Devrime soyunmuş bir gücün şartlarını ifade etme olasılığı ise gücünü aldığı halka nasıl anlatması gerektiği sorunudur. Siyasetçilerimiz cümlelerini kurarken, güzelleme ile değil değerlerin ifadesini anlamlı kılmakla mükelleftir. Beklenen de budur.
Hiç barışa adım atmamış ve böyle bir geleneği olmayan bir muhatabla karşı karşıyaken, yapılan eleştirileri bir kaygı meselesi manasında değerlendirmek anlamlı olabilir. Çünkü niyet söylemlerde kendini gösterir ve bazen çözüm söylemlerin içinde gizli şifrelerle ifşa olur. Bunu söylerken muhatabların niteliğini göz önünde bulundurarak söylüyorum. Her biri birer düzen siyaseti cambazıdır. Korkunçturlar... Seviyesizdirler... Duyarsızdırlar... Ve de hala inkarcıdırlar. İşte tam da bu nokta da güven sorunu devreye giriyor. Muhatabı doğru olmayanın siyaseti bazen eğrilir. Sonuçta siyasetle zorluyoruz diyerekten, süreci selamlayalım.

degirmenci.y@gmail.com