HDP, açlık grevinde bulunan partili milletvekili Leyla Güven ve AİHM’in tutukluluk haline son verilmesi kararı verdiği Selahattin Demirtaş için birçok merkezde açıklama yaptı. Yapılan açıklamalarda başta Güven ile Demirtaş olmak üzere rehin tutulan tüm siyasilerin serbest bırakılması istendi.
HDP İl örgütleri, tecride karşı başlattığı açlık grevi eyleminin 18. gününde olan Hakkari Milletvekili Leyla Güven ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) “tutukluluk haline son verilmesi” kararı verdiği Selahattin Demirtaş için birçok merkezde açıklama yaptı. Ankara, Van, Adana, Mersin, Hatay, Muş, Hakkari, İzmir, Bitlis başta olmak üzere birçok kentte yapılan açıklamalara, milletvekillerinin yanı sıra sivil toplum kuruluşu ve emek örgütü temsilcileri de katılarak destek verdi.
Korkmayın, ertelemeyin
Ankara’da partinin İl Örgütü binası önünde yapılan açıklamaya katılan Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, “Bizler Demirtaş ve diğer tüm tutuklu bulunan arkadaşlarımızın siyasi rehine olduğunu çok iyi biliyoruz. Eğer Türkiye AİHM’nin kurucu üyesi ise Demirtaş başta olmak üzere diğer tüm siyasi rehine arkadaşlarımızı serbest bırakmalıdır. Bundan korkmanın ve bunu ertelemenin bir anlamı yoktur” diye konuştu.
AİHM’in kararı emsaldir
AİHM’in kararının cezaevlerinde bulunan tüm tutuklu milletvekilleri için emsal karar niteliğinde olduğunu söyleyen HDP Ankara İl Eşbaşkanı Hüseyin Gevher Gevher de “Yargının biran evvel başta Leyla Güven ve Selahattin Demirtaş olmak üzere, milyonların iradesi olan ve cezaevlerinde rehin alınan bütün tutsak vekillerimizi ve seçilmişlerimizi serbest bırakması gerektirmektedir. Tutsak vekillerimiz serbest bırakılmadığı sürece bizler alanda olmaya devam edeceğiz” dedi.
Siyasi rehine oldukları tescillendi
Sonrasında Ankara ve diğer merkezlerde HDP Genel Merkezi tarafından parti örgütlerine gönderilen şu metin okundu:
“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önceki dönem Eş Genel Başkanımız, yoldaşımız Selahattin Demirtaş’ın derhal serbest bırakılması yönünde bir karar vermiştir. AİHM’in verdiği kararda Sayın Demirtaş’ın tutuklanmasının siyasi saikler ile yapıldığını açıkça ortaya çıkarmıştır. HDP’li milletvekilleri ve belediye eş başkanlarının siyasi bir rehine olduğu uluslararası bir mahkemenin verdiği karar ile de tescillenmiştir.
Demokratik sistem tehdit altında
AİHM kararında, ulusal yargı organlarının muhalefetin liderlerinden biri olan Sayın Demirtaş’a, diğer HDP’li vekillere, seçilmiş belediye eşbaşkanlarına ve genel olarak muhalif seslere yönelik tutumlarında özellikle sert davranıldığına değinmiştir. AİHM’e göre, Sayın Demirtaş’ın hedef olması hakkında yürütülen davaların salt bireysel koşullarından değil, bunun yanında onun siyasi muhalefetin liderlerinden biri olması nedeniyledir.
Bu nedenle, AİHM’e göre tehdit altında olan yalnızca Sayın Demirtaş’ın bireysel hak ve özgürlükleri değil tüm demokratik sistemin kendisidir. Bu nedenle AİHM’in Sayın Demirtaş hakkında verdiği karar, cezaevlerindeki bütün tutsak milletvekilleri için emsal niteliğindedir.
Toplum vicdanı gereğini bekliyor
AİHM kararını açıkladıktan hemen sonra AKP Genel Başkanı Erdoğan tarafından yapılan ‘karar bizi bağlamaz’ açıklaması, Türkiye’nin hem Avrupa Konseyi hem de AİHM nezdindeki yerini siyaseten sarsacak niteliktedir. AİHM kararının derhal uygulanması, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası gereğidir ve toplum vicdanı da kararın yerine getirilmesini beklemektedir. Kimsenin yargıya müdahale etme gücü olmamalıdır.
Hukuksuzluktan vazgeçilmelidir
Siyaset yapma koşullarının ortadan kaldırılması, siyasetçilerin farklı görüş ve düşüncelerinden ötürü cezaevlerinde tutulması aynı zamanda toplumun sesinin susturulması anlamına gelmektedir. Demokratik siyaset temsilcilerine rehine hukukunun uygulanması toplumu germekte, siyasi ve toplumsal krizi de her geçen daha fazla derinleştirmektedir. Bu hukuk dışı uygulamalardan derhal vazgeçilmelidir.
Yargının bir an evvel Anayasa’nın ve AİHM kararının gereğini yerine getirerek, başta Sayın Demirtaş olmak üzere milyonların iradesi olan ve hukuksuzca cezaevlerinde rehin alınan bütün tutsak milletvekillerimizi ve seçilmişleri serbest bırakması gerekmektedir.”Av.
---------------------------------------------------------------------------------------
Yalçındağ: AİHM kararı sunuldu
AYDIN ATAY
MA/AMİD
AİHM’in Selahattin Demirtaş hakkında verdiği kararın yeminli tercümanlarca yapılan çevirisini Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunduklarını belirten Av. Reyhan Yalçındağ, “Karar bağlayıcı, Demirtaş derhal tahliye edilmelidir. Süreci uzatmak hukuksuzluktur” dedi.
Şimdiye kadar tutuklamaların ihlal olduğunu söylediklerini ve AİHM kararının kendilerini doğruladığını belirten Yalçındağ, mahkemenin; kişi güvenliği, özgürlük hakkı, seçilme hakkının yanında sözleşmenin “siyasi gerekçeler” fiilini düzenleyen 18’inci maddesini de ihlal edildiğini detaylarıyla ortaya koyduğunu söyledi.
Sonuç itibariyle Demirtaş’ın kendi kişiliğinden de öte, onun temsil ettiği demokratik değerlere yönelik bir ihlaller silsilesi olduğunun ortaya konulduğunu kaydeden Yalçındağ, ”AİHM kararı sözleşmeye bağlı bütün devletleri bağlar. Tüm devletler ve hükümetler buna uymak zorundadır. Hiçbir şekilde zaman kaybetmeksizin tek bir dakika dahi içeride tutulmamasını emreden bir karardır” dedi.
Hemen yürürlüğe girmeliydi
Kararın basın yoluyla kamuoyuna açıklanmasından itibaren yürürlüğe girmesi gerektiğini ifade eden Yalçındağ, şöyle devam etti: ”Demirtaş’ın tutuklu yargılandığı Ankara’daki Ağır Ceza Mahkemesi’ne bir tahliye başvurumuz var. Tahliye başvurumuza şu ana kadar herhangi bir cevap verilmiş değil. Biz aynı zamanda kısa karar olarak tanımladığımız AİHM’in basın duyurusunu, yeminli tercüman aracılığıyla cevirdik. Kararı mahkemeye sunduk. Yine bir sorun yaşamamak adına mahkemenin kendi listesindeki bilirkişilere başvurarak da gerekçeli kararın bir örneğinin istenmesini talep ettik. AİHM’in yetkisini kabul etmiş bir devlet olarak Türkiye, bu karara uymakla yükümlü, bunun için bu tercüme süreçlerinin beklenmesine hiç gerek yok.”
Süreci uzatmak hukuksuzluktur
İlk derece mahkemesi olan Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nin süreci uzatan bir tutum içerisine girmesinin başka bir hukuksuzluğu ortaya çıkaracağını aktaran Yalçındağ şunları söyledi: ”Demirtaş’ın içeride tutulacağı her dakika kişi güvenlik ve özgürlüğüne yönelik müdahalenin devamı, dolayısıyla da hürriyeti tehdit anlamına gelecek. Bir an önce bırakılması ve özgürlüğüne kavuşması gerekiyor. Başka türlü şahıslara göre yargı, yargılama, hukukun uygulanıp uygulanmaması, Anayasa’nın dikkate alınıp alınmaması gibi bir durumla tekrar karşı karşıya kalacağız. Bütün Kürt seçilmişlere ve siyasetçilere dönük bu hukuk kıyımın ne kadar derin ve kapsamlı olduğunu ortaya koyacak.”
Karar herkes için bağlayıcıdır
Türkiye’nin 1950 yılından beri Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) imzacısı olduğunu hatırlatan Yalçındağ, ”Yine AİHM’in zorunlu yargı yetkisini 1990 yılından beri kabul etmiş bir ülke. 70 yıl önce imzalanan bir sözleşme var. Ne oluyor da 2018’e geldiğimizde hükümet tarafından AİHM’in kararı reddedilebiliyor. Cumhurbaşkanı tarafından karara uyulmayacağı yönünde açıklamalar yapılabiliyor. Hukuk kişilerin kim olduğuna göre uygulanmaz. Tüm mahkeme kararları herkes için bağlayıcıdır. Tüzel ve gerçek kişiler tarafından da bağlayıcıdır. Bu sebeple hükümettin bütün organları olsun, Cumhurbaşkanı olsun, bunun yerine tam tersine mahkeme kararlarının herkes için geçerli olduğunu altını çizmesi gerekirdi” şeklinde konuştu.
AİHS üst normdur
”Bu sürecin içinden ‘karara uymuyoruz’ diye çıkamazsınız” diyen Yalçındağ, ”AİHM tarafından verilen kararların icrası, yürütmesi ile ilgili Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi var. Denetimsiz bir mekanizma değil, neredeyse Türkiye’nin Konsey’den ihracına kadar gidebilecek bir durumdur” dedi.
Anayasa’nın 90’ıncı maddesinde AİHM kararların herhangi bir yasayla çelişse bile AİHS’nin üst norm olarak kabul edildiğini kaydeden Yalçındağ, şunun vurguladı: “AİHM kararları bağlayıcıdır, yerine getirilir. Türkiye’nin belli başlı illerin baroları da karar açıklanır açıklanmaz eş zamanlı olarak açıklamalarını yaptılar.”
HSK’ye de başvuru
Demirtaş için verilen kararın net olduğunu aktaran Yalçındağ, süreçten sonuç alacaklarını belirterek, ”Başka bir sonuç düşünmek istemiyoruz. Ama siyaseten yapılan müdahalelerle sürecin yürüdüğünü biliyoruz. Bu iki günün fazla olduğu açık, ikinci bir ikinci gün dahi yaşamak istemiyoruz. Böylesi bir durumda diğer idari mekanizmalara başvuracağız. Aynı zamanda Anayasa 90’ıncı maddesi gereği HSK (Hakimler Savcılar Kurulu) nezdinde girişimlerde de bulunacağız” dedi.
‘Hamle’ ve ‘işi bitirme’nin ne olduğu anlaşılıyor
Demirtaş, hakkında verilen 4 yıl 8 aylık hapis cezasının onanması için siyasi baskı yapıldığını belirterek, ”Hükümet cephesinin yapmayı planladığı ‘hamle ve ‘işi bitirme’ operasyonunun ne olduğu artık anlaşılıyor” dedi.
Demirtaş, hakkında verilen AİHM kararına ilişkin yazılı açıklama yaptı. HDP Basın Bürosu tarafından paylaşılan, ”AKP, AİHM kararına karşı ‘işi bitirme’ arayışlarını hızlandırdı” başlıklı açıklama şöyle:
”AİHM’in dava dosyama dair verdiği, ciddi ihlal ve serbest bırakılma kararına karşı Hükümet cephesinin yapmayı planladığı ‘hamle’ ve ‘işi bitirme’ operasyonunun ne olduğu artık anlaşılıyor.
Cezanın onaylanması baskısı
Geçen ay İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince ben ve Sayın Sırrı Süreyya Önder hakkında verilen, hukukla alakası olmayan 4 yıl 8 aylık hapis cezasının İstinaf Mahkemesi’nce bir an önce ele alınıp onanması için siyasi baskılar yapılmaya başlandı bile.
Dosya hakime gönderildi bile
Normalde, ilgili İstinaf Mahkemesindeki 1700 esas numaralı benzer dosyalar bile aylardır incelenmeyi beklerken, bizim 2362 esas numaralı dosyamız incelenmek üzere raportör hakime gönderilmiş durumda. Bu olağanüstü hızlanmanın, AİHM kararından hemen bir gün önce başlaması asla tesadüf değildir. Açık bir siyasi müdahale söz konusudur.
AİHM kararını uygulamamak için
Amaç, AİHM kararını uygulamadan önce, uyduruk bir başka siyasi kararla beni hükümlü duruma düşürüp içeride tutmaya devam etmektir. Bunu yapamazlar mı? Yaparlar elbette. Ama ne bizim irademizi kırabilirler ne de bizi mücadelemizden alıkoyabilirler. Bu ve benzeri siyasi operasyonun parçası haline gelen ve gelecek olan bütün yargı mensupları, açık ve ciddi bir suçun parçası olurlar. Bir gün mutlaka da, adil bir yargı karşısında hesap verirler. Bu suç, TCK 77/d kapsamında insanlığa karşı işlenen suçlar kapsamında olacağından, zaman aşımı olmadığını da hatırlatmak isterim. Hiç kimse, siyasilere güvenerek bu tür bir suçun parçası olmamalıdır.
Değerli hamle halkın iradesidir
Belirttiğim dosyada verilecek herhangi bir onama hükmü karşısında hukuken çaresiz olmadığımız da bilinmelidir. Ama bizim her halükarda en anlamlı ve değerli ‘hamle’miz halkın iradesinin yapacaklarıdır. Sandıkta ve her türlü demokratik imkanla halkımız bunun hesabını soracaktır. Ayrıca herkes emin olsun ki, bize bu yapılanlar ve yapılacak olanlar hakkında çok daha ağır ihlal kararları çıkacak.
Biz asla boyun eğmeyecek ve moralle, coşkuyla dik durmaya devam edeceğiz. Hukuk, adalet, özgürlük ve demokrasi mücadelesini er geç, mutlaka kazanacağız...”
Çavuşoğlu'ndan uygulamama sinyali
Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, verdiği Demirtaş kararı nedeniyle “siyasallaşmakla” suçladığı AİHM’in kararını uygulamayabileceklerinin sinyalini verdi.
Çavuşoğlu, katıldığı CNN Türk yayınında gündeme dair kendisine yöneltilen sorulara yanıt verdi. Çavuşoğlu’na Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) HDP’nin önceki eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’a dair verdiği “tutukluluk haline son verilmesi” kararı da soruldu. Çavuşoğlu, yöneltilen soruya “12 yıl Avrupa Konseyi’nde zaman geçirdim. O dönemde de Avrupa Konseyi’nin reforma tutulması önceliğimizdi. Bu sürece en çok Türkiye katkı sağladı. Bu güzel bir şey. Avrupa Konseyi’nin siyasi kurumları var.
Ama AİHM siyaset yapılacak bir yer değildir. Bu kurum siyasallaştı. İnsan Hakları Mahkemesi bu verdiği kararla siyasi karar verdiğini kanıtlamıştır. Bu karar hukuki değildir, siyasidir” yanıtı verdi.
Karara itiraz etme hakları olduğunu belirten Çavuşoğlu, kararın uygulanmaması halinde Türkiye’nin AK üyeliğinin tehlikeye düşebileceği yönündeki yorumlara dair ise şunları söyledi: “Bu karar uygulanmadı, üyelik tehlikeye düşer diyorlar. Kim diyor bunu ya? Bu konuda bizim Adalet Bakanlığımız ve yargımız bunun yorumlarını yapacaktır. Ama ben bu kararları uygulamayan başka ülkeler de oldu ve üyelikleri tehdide girmedi.”
Karar itiraz hakkı var mı?
AİHM’nin kararında, bu kararın nihai olmadığı belirtiliyor. Türk hükümeti üç ay içinde başvurunun AİHM’deki 17 üyeli Büyük Daire önünde yeniden görülmesini talep edebilir. Bu talebi yargıçlardan oluşan 5 kişilik bir panel inceliyor. Taraflardan biri kararı Büyük Daire’ye götürmezse ya da talep panel tarafından reddedilirse karar kesinleşiyor.
Panel uygun gördüğü takdirde ise bu talebi Büyük Daire’ye gönderiyor. Büyük Daire’ye gitmesi halinde ise verilmiş karar gözden geçirilmiyor, yeni bir yargılama yapılıyor. Ancak AİHM kararına göre Selahattin Demirtaş’ın kararın kesinleşmesini beklemeden ”derhal” serbest bırakılması gerektiğinin altı çiziliyor.
AİHM’nin kararlarının uygulamasından sorumlu organ olan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, üye ülkelerin kararları uygulamasını denetliyor. AİHM’nin kararlarının uygulanmaması halinde yaptırımlar söz konusu olabiliyor. Bakanlar Komitesi bu durumda ilgili devletten ihlali durdurmasını istiyor. Yasadan kaynaklanan tekrar eden bir ihlal varsa da ilgili devletten yasanın değiştirilmesini talep ediyor. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi üye devletlerin üyeliğini askıya alma ve üye devletleri üyelikten atma yetkisine sahip.