Zindan duvarları zaten her zaman soğuktur. İnsan doğasına aykırıdır. Kış aylarında ise dayanılmaz hale geliyor. Kaloriferler yakılmadığı gibi battaniyeler de kişi başı iki taneden fazla verilmiyor. Kazak, pijama gibi sıcak kışlık giysiler de ikişer taneden fazla verilmediği için hasta arkadaşlarımız aşırı soğuktan dolayı bazen iki kazağını üst üste giymek zorunda kalıyorlar.
Her parça giysi için bir tutanak hazırlanıyor ve imza karşılığı veriliyor. Bir kişiye on kazak da gelse iki tane verilir ve onlardan bir tanesi iade edilmeyene kadar yeni bir kazak verilmez. Aynı kural tüm giysiler içinde geçerli.
Bu durum en çok yaşlı ve hasta arkadaşlarımızı etkiliyor. Şu an 80 yaş üzeri kişiler bile var. Aynı soğuk koşullarda kalıyorlar. En azında o derece yaşlı ve hastaların bulunduğu odalara bir elektrikli sobaya izin verilmeli. Cezaevlerinin dar ve katı yönetmenlikleri hepimize ‘eşitçe’ uyarlanıp yaşlı ve hastalar için en ufak bir esneme gösterilmiyor.
Defalarca ameliyat olmuş ve bedenin birçok yerinde platin ve kesik yeri olan Mahmut Bilgiç arkadaşımız da bizimle birlikte aynı koşullarda yaşıyor. Bir böbreği ve bazı bağırsakları alınan Avni Uçar da öyle. Kolları kesilen, yine bedeninde yirmi üç yıldan fazladır kurşun ve sayısız şarapnel parçaları olan arkadaşlarımız da bizimle birlikte aynı koşullarda yaşamak zorunda kalıyorlar. Hiçbir cezaevi idaresi, onlara (özgünlüklerinden dolayı) giyim ısınma, yeme, içme gibi yaşamsal konularda en ufak bir esneklik göstermiyor.
23 yıldan fazladır kalbinin tam üstünde “M16 kurşunla yaşayan” ölüm riski olduğu için cezaevi koşullarında ameliyat olup o kurşunu çıkartamıyor. Sedat Avşar arkadaşa da aynı sayıdaki giysilerden bir tane dahi fazla verilmiyor. 70 yaş üzeri olan ve sayısız hastalıkla boğuşan H. Mehmet Kurhan da, yine aynı yaşlarda olan Ramazan Yiğit, Abdullah Oflas gibi onlarca yaşlı, hasta diğer arkadaşlarımız aynı kurallarla tabi tutulmakta. Adını yazdığım arkadaşlarla ben 5-6 yıl aynı koğuşta kaldığım için, ne kadar zorlandıklarını çok iyi biliyorum. Vitaminsizlik, kan eksikliği, fiziki zayıflık, romatizma, geçirilen sayısız ameliyatlardan dolayı bu arkadaşlar yaz mevsiminde bile genelde kışlık elbiseleri giyerlerdi.
Kış geldiğinde ise artık onları daha fazla sıcak tutacak elbiseleri kaldırmıyordu. Onun için H. Mehmet Kurhan arkadaşı kış mevsiminde hemen hemen hiç havalandırmaya çıkmıyor, çıkamıyor yani. Fazla soğuk olmayan bir havada bile havalandırmaya çıktığında düşüyor ve günlerce yatakta kalkamıyor. Ramazan Özyiğit, Abdullah Oflas arkadaşlar da (ikisi de yetmiş yaş üzeridir ve maalesef ceza almışlar, ismi yazılan diğer arkadaşların (cezaları müebbettir) zor, zor çay semaverinde ısıtılan suyla abdest alıp namazlarını kılabiliyorlar. Namaz dışında zaten sürekli yataklarındadır. Şu anda bunlar gibi onlarca hasta ve yaşlı arkadaşlarımız müebbetle cezalandırılmış halde cezaevinde tutulmaktadır.
Ne yazık ki onların serbest bırakılmaları için sonuç alıcı herhangi bir girişim de yok. İnsan hakları örgütleri hasta ve yaşlı arkadaşlarımızın serbest bırakılması için daha fazla çaba içinde olmalarını bekliyoruz.
* Bandırma 1 nolu T Tipi Cezaevi