
İzmir Yenikapı Tiyatrosu, 1915 Ermeni ve Asuri-Süryani halklarına yapılan soykırımların 100’ün yıldönümünde çıktığı Avrupa turnesinde ‘Hayat Güzeldir’ oyunu ile büyük beğeni topluyor. Kendilerini politik tiyatro grubu olarak da niteleyen oyunculardan Nazlı Masatçı, Medine Çam, Mehmet Küçükgünaydın, Şahin Adıgüzel ve Ensar Albağlar ile Avrupa’daki 6.durağı olan Almanya’nın Bielefeld şehrinde sohbet etme imkanı bulduk.
Sokak tiyatrosu olarak tanınan grup, halkın sorunlarını çıktıkları sokaklarda sanatın dili ile yansıtmaya çalışıyor. Grubun oyuncularından Nazlı Masatçı “sokak tiyatrosu bir gerilla oyunudur” diyor.
Grubun Avrupa turnesini organize eden Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu (AveG-KON) Eşbaşkanı Baki Selçuk ve Yenikapı Tiyatrosu oyuncularından Nazlı Masatçı ve Medine Çam ile tiyatroyu, organizasyonu konuştuk.
Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu olarak turneyi organize etme amacınızı anlatabilir misiniz?
Baki Selçuk: Bu etkinliği yapma düşüncesi daha çok, 1915 Ermeni ve Asuri-Süryani halklarına yapılan soykırımın 100.yılında tiyatro ile bir etkinlik yapma isteği üzerine doğdu. Geriye dönüp bu soykırımları hatırlatmak, sorgulatmak ve aynı zamanda o günden bu güne yaşanan soykırımları ve katliamları da hatırlatma talebi ortaya çıktı. Biz de bu talebi yerine getirdik. Toplumsal sorunları dile getirmeyi hedefledik. Bir çok insanın kafasında işte tiyatro güldüren ya da güldürürken düşündüren bir sanat dalı olarak algılanır. Aslında tiyatro çok farklı duyguları da dile getirebiliyor. Çok önemli bir mücadele aracıdır aynı zamanda. Mesela politika ile yapmak istediğin bir çok şeyi tiyatro aracılığı ile de yapabilirsin. Hayat Güzeldir oyunu hayatın her şeye rağmen güzel olduğuna vurgu yapan bir oyundur. Hayatın, yaşamın güzelliğine sahiplenmek adına katliamlara karşı çıkmak gerektiği vurgulanıyor. İnsanlığın özgürlüğü uğruna mücadele yürüterek yaşamını veren herkes, aslında hayatın güzelliğini bildiğinden dolayı bedel ödüyor.
İzmir Yenikapı Tiyatrosu’nu kuruluşundan bugüne kadar geçirdiği aşamalar, geldiği seviyeyi anlatabilir misiniz?
Nazlı Masatçı: Tiyatromuz 10.yılını geride bıraktı. Oyuna alınmayanların, öteki olduğu için dışarıda bırakılanların yeni bir kapısı olarak kurulduğumuzu her yerde söylüyoruz. Böyle bir amacı var Yenikapı Tiyatrosu’nun. Kurulduğu günden bugüne kadar kurultaylar, çalıştaylar düzenleyerek Türkiye Tiyatrolar Birliği’nin kurucuları içinde yer aldık. Yine önemli bir çalışmaya imza atarak Tiyatro Platformu’nu kurduk. Oyunlarımızı salonların dışında pazar alanlarında, sokaklarda, eylem alanlarında, köylerde oynuyoruz. Nerede bir eylem, nerede bir direniş varsa biz de oradayız. Tariş grevinde, Tekel eyleminde, Kent A.Ş grevinde, yine Gezi Parkı direnişinde eylemcilerin yanında yer aldık. Sokaktaki insanın hayatına aniden girebilmenin yol ve yöntemlerini arıyoruz. Hedeflerimizden biride köylerde ve emekçi semtlerinde festivaller düzenlemektir. Örneğin Bademler, Dikili, Seferihisar, Mordiğan Köyü’nde, Çeşme’de, Kırıklareli’ne bağlı Limanköy’de festivallerimiz oldu. Halen de düzenliyoruz. Bu yıl 8. Türkiye Tiyatro Buluşması’nı organize ediyoruz. Biz aynı zamanda feminist ve komünist bir tiyatroyuz. Kadınlara yönelik oyunlarımız ve çalışmalarımız oldu. İzmir’de bir kadın tiyatromuz var. Son 5 yıldır Türkiye, Kürdistan, Avrupa gibi coğrafyaları gezerek oyunlarımızı oynuyoruz. Kürdistan’da sıkıntı çekmedik ama Türkiye’de hukuki anlamda sıkıntı çektiğimiz anlar oldu. İçimizde Türkçe, Kürtçe, Azerice, Arapça konuşan arkadaşlarımız var.
1915 katliamının 100.yılında ‘Hayat Güzeldir’le sahne alıyorsunuz. Katliamlara ilişkin düşüncelerinizi bizimle paylaşabilir misiniz?
Nazlı Masatçı: Özellikle kendi coğrafyamızda bir çoğunu yaşadığımız için ayrı ayrı renklerin yaşadığı coğrafyamızda aslında renksizliğin dayatılması sonucu yapılan katliamlar, soykırımlardı. Türkiye’de yapılan katliamlar açısından düşünürsek şöyle söyleyebilirim. Biz herşeyden önce bunlara karşı çıkmak için bedel ödemeyi göze alan insanlar olarak sahneye çıkıyoruz. Sadece İzmir Yenikapı Tiyatrosu olarak değil. Çünkü tiyatro aynı zamanda politik bir duruşdur. Geçmişten gelen bir süreçtir, fakat egemenlerin sanatı da ele geçirmesi, onu da bozguna uğratmaya çalışmasıyla sistemin eline de geçmiştir sanat. Ama sanat, bu sistem içinde kendine bir yer bulamamıştır. Sistemin içinde olmayan iyi gözlemciler bunu fark ediyor zaten. Sahne de de söyledim. Sokak tiyatrosu bir gerilla tiyatrosudur. Karşı çıkıştan geliyor. Doğaldır. Biz buradan sahneden şunu söylüyoruz. Biz bu katliamları, soykırımları unutmadık. Hep söyleyeceğiz. İrademizi, direncimizi dimdik tutacağız. Geçmiş çağlardan bu yana sanatın etkisi dönüştürücüdür. Politik bir duruş için sanat çok önemlidir. O nedenle sadece kadın sorunu, işçi sorunu, öğrenciler, katliam sorunları değil. Biz güzel bir dünyayı düşlüyoruz aslında. Tek derdimiz sadece bizim coğrafyamızda değil bütün dünyayı düşünüyoruz. Yani biz burada gülerken Afrika’da ki çocukların da bunu hissetmesini düşünüyoruz. İşte biz sokakta da, salonlar da da oynadığımız oyunlarda bu hissi vermeye çalışıyoruz.
Sokak tiyatrosu ile amaçladığınız nedir? İzleyiciye ne vermek istiyorsunuz?
Nazlı Masatçı: Aslında İzmir Yenikapı Tiyatrosu bir sokak tiyatrosu olarak kuruldu. Sokakta başka biçimde oynuyoruz. Biomekanik oynuyoruz. Büyük oyunculuk yapıyoruz. Sahnedeki gibi minimal yaparsak seyirciyi yakalayamamaktan korkuyoruz. Zaten hayatta bir duruşu olan arkadaşlarla, farklı mahallelerden ezilen kesimlerden gelen arkadaşlarla bir ekip kurduk. Her zaman söyleriz. 10 yıl önce başlayan Yenikapı Tiyatrosu’nun bir derdi vardı. Biz hep mahallelere giderek insanları gözlemlemeye çalışırdık. Bu işi sanat diliyle yapmak istedik. Sokak tiyatrosunun şöyle bir özelliği de vardır. Ülkemizde eleştiriler çok açık yapılır. Denir ki “İnsanlar tiyatroya gidemiyor. İnsanlar sinemaya gidemiyor.” Evet gidemiyor. Çünkü insanlar genel anlamda istenen düzeyde yaşayamıyorlar. Hem fiyatlardan hem de koşullarından dolayı gidemiyorlar. Sokak tiyatrosu bunu kırarak seyircinin ayağına giden bir özelliğe sahiptir. Hem seyircinin ayağına gidiyor hem de insanların derdini onlarla birlikte ortaklaştırıp başka düşünsel yolla anlatmaya çalışan bir tarzdır.
Sokak tiyatrosu yapmanın sorunlarından söz edebilir misiniz?
Nazlı Masatçı:Yenikapı Tiyatrosu biraz gönüllülük esasıyla yürüyor. Biz hayatımızı tiyatrodan kazanmak durumundayız. Çünkü biz bu işi profesyonel olarak yapıyoruz. Başka bir iş yapmıyoruz. Mesela sokak tiyatrosundan para kazanmıyoruz. Zaten kendimiz de talep etmiyoruz. Sokakta halkın derdini halka armağan etme gibi bir durum söz konusu. Onlarla bütünleşip çoğalmak gibi bir derdimiz var. Oyunlarımızı bir çok dernekle dayanışma içinde yaptık. Mesela çok gerici değilse bir belediyeye oyunumuzu satıyoruz. Bazen ekonomik nedenlerden dolayı yer sıkıntısı çekiyoruz. Şu an bile yerimiz yok. İşte buradan dönüşte açmayı deneyeceğiz. Oynadığımız bazı sokak oyunlarından soruşturma açıldı.
Tiyatro buluşması olarak 8 yıldır düzenlediğiniz Tiyatro Festivali’nden de söz edebilir misiniz?
Medine Çam: Bizim Türkiye’de her yaz düzenlediğimiz Tiyatro Festivali var. Bu festivale Türkiye’den ve Avrupa’da tiyatro grupları katılıyor. Tiyatro buluşması adıyla yapıyoruz. 8 yıldan beri kendi imkanlarımızla düzenleniyoruz. Kapsamını her yıl genişletmeye çalışıyoruz. Bu röportajı okuyacak olan Avrupa’da ki tiyatro gruplarını bu yıl bu festivale katılmaya davet ediyoruz. Böyle bir festival olduğunu bilsinler. Bu yıl 3-7 Ağustos tarihleri arasında Bergama’da yapılacak. Çadır kampı şeklinde yapıyoruz. Yaklaşık 500 tiyatrocunun katılımı söz konusu. Tiyatronun tartışıldığı bir alan kamp oluyor. Atölyeler oluyor. Profesyonel, amatör oyuncuların katıldığı bir kamp. Herkes birbirinin oyununu izliyor. Eleştiriyor, öneri sunuyor. Dostane ve birliktelik ruhunu geliştiren bir kamp oluyor. Amacımız bu aslında. Rekabeti de ortadan kaldırarak bir birliktelik kurmak. Katılmak isteyen tiyatrocular internet adresimiz (www.yenikapitiyatrosu.com) üzerinden bize ulaşabilirler.
MURAT MANG/BIELEFELD