Bir ülkenin gelişme düzeyi en iyi kendisini sokaklarında ele verir. Bir ülkeyi; siyasi, sosyo-ekonomik, kültürel, güvenlik ve daha birçok açıdan irdelemek istiyorsanız o ülkenin sokaklarını iyi bilmelisiniz. Çünkü sokaklar o ülkenin, toplumun aynasıdır.
Sokaklar kendi başına lokal, devlet toplumundan ve sivil toplumdan kopuk yaşam alanları değildir. Üst siyasetin olumlu olumsuz karşılığını bulduğu, yani gerçek notunun verildiği yerlerdir. Toplumsal kültür buralarda örülür. Toplumun refah düzeyini en iyi buralarda gözlemleyebilirsiniz. Bireyler arası ilişkilerden başlayarak toplumsal bütüncül ilişkilere varana dek tüm aşamalar bu sokak yaşamında kök bulur, şekillenir.
Sokaklar aynı zamanda sosyo-psikolojinin en iyi analiz alanlarıdır da. En doğru birey, grup, toplum psikolojileri buralarda elde edilir. Toplumun yönetim erkine dair görüşünü en iyi sokaklar size sunar. Topluma, toplumun tepkilerine dair veri tabanı oluşturmanın en doğal yaşam alanlarıdır. Onun için sokaklarından kopuk siyasetin, ekonomik politikanın ve hatta tüm toplumbilim analizlerinin doğruluğu şüphelidir. Bu kurumların geleceğe dönük doğru yöntemler belirlemesi ancak sokaklarının doğru analiziyle gerçekleşebilir. Sokak gerçeğinden kopuk her sistem son tahlilde ancak kendi sonunu getirebilir.
Doğuş, kuruluş aşamasındaki sistemler kendi sokaklarına daha çok kulak kabartmalıdır. Pozitif karşılık bulup daha sağlıklı bir gelişim sağlamak istiyorlarsa kendi sokaklarını analizde objektif ve bilimsel olmak zorundadırlar.
Farz-ı misal Federe Kürdistan üst siyaseti ve sokakları. Oluşum aşamasındaki sistemle sokak dediğimiz geniş toplum kesimi arasında derin uçurumlar var. Sokaklar sistemden oldukça rahatsız. Temel algı sistemin demokratik olmadığı yönündedir. Sermayenin belli elitlerde tekelleştiğine inanmaktadırlar. Sokaklarda bu yönlü büyük rahatsızlık mevcut. İşin gerçeği elitlerle geniş toplum kesimi arasında ekonomik açıdan makas oldukça açık. Devasa ekonomik kaynakları, çeşitli alanlarda büyük yatırım olanakları olmasına rağmen bu yönlü neredeyse hiçbir girişim yok. Toplumun büyük kesimi peşmerge maaşına bağımlı kılınmış.
Ekonomik üretim ithal üzerine kurulu. Bu da geleceğe dönük hiçbir garanti vermiyor. Sokakta konuştuğunuz hiç kimse ekonomik geleceğini güvencede görmüyor. Peşmerge maaşına dayalı gelir, topluma bir gelecek vaat etmiyor.
Peşmergelikle özünde bütün bir toplum sisteme bağımlı kılınmış. Sistemi sorgulama, yanlışına tepki gösterme, onu demokratik dönüşüme zorlamaya karşın iradesi tümüyle ipotek altına alınmış oluyor.
Zira ekonomik istihdam alanlarının gelişmesi toplumun bilinçlenmesi ve örgütlenmesinde önemli bir aşama olacaktır. Toplum maaşla sisteme bağlanmaktan kurtulacak, kendisi üretecek ve ürettiğine sahip çıkmak için mücadele içinde olacak. Ancak mevcut durumda güney Kürdistan’da sokaklar sistemden rahatsız olsa da örgütlenemiyor, buna kesinlikle alan açılmıyor. Dolayısıyla tek tek çıkan cılız sesler bir araya gelerek gür çıkamıyor.
Lakin Federe Kürdistan bölgesi bir geleceği olan demokratik ve güçlü bir sistem yaratmak istiyor mu? Asıl soru bu. Gerçekten istiyorsa demokratik olmalı, ekonomik açıdan kendisi üreten bir duruma gelmelidir. Zira bugün tek tek ve cılız çıkan sesler yarın mutlaka daha gür ve daha örgütlü çıkacaktır. Ancak o zamana kadar kaybeden hem sokaklar hem de sistemin kendisi olacaktır.
Onun için kulaklarını sokağın sesine kabartmalıdır. Sokağın nabzını doğru tutmalı. Analizlerini doğru yapmalı, adımlarını doğru atmalıdır.