- Berlin’de seçimi kazanan Sol Parti, iktidara yürürken antisemitizm ve organize suç suçlamalarıyla kuşatıldı. Sol Parti, “İsrail hükümetine yönelik eleştirinin araçsallaştırılmasına açıkça karşı çıkıyoruz. Bu iki konuyu birbirinden net bir şekilde ayırmaya devam etmek gerekiyor” dedi.
REWŞAN DENİZ
Berlin’de 20 Eylül seçimlerini oyların yüzde 25,7’sini alarak açık farkla kazanan Sol Parti (Die Linke), SPD ve Yeşillerle hükümet kurmaya hazırlanırken sağcıların ve muhafazakârların saldırılarının hedefinde. Büyük konut şirketlerinin kamulaştırılması talebi, antisemitizm suçlamaları ve organize suç bağlantıları üzerinden partiye karşı karalama kampanyaları yapılıyor.
Seçim gecesi, “Aşiret lideri” olarak tanımlanan Issa Remmo’nun Sol Parti’nin seçim kutlamasında görüntülenmesi medyada geniş yer buldu. Sol Parti, geçmişte CDU’nun davetlileri arasında da yer alan Remmo’yu dışarı attı ve organize suçla hiçbir ilgisi olmadığını açıkladı. Ancak birkaç saat sonra, Pazartesi günü Issa’nın oğlu Firas Remmo, Neukölln’den Sol Parti milletvekili Ferat Koçak’la mesajlaşmalarını yayınladı. Koçak, kiminle yazıştığını bilmediğini söyledi ancak daha sonra Remmo ailesiyle olan bağlantılarını kabul etti. Sol Parti Federal Meclis Grubu, Koçak’ın görevlerini şimdilik askıya aldığını ve kamuoyundan uzaklaşacağını duyurdu.
Issa Remmo ailesi kamuoyunda, “Berlin’deki Bode Müzesi’nden 100 kilo ağırlığındaki bir altın sikkenin çalınmasına iştirak etmek, Dresden’deki Yeşil Kemer’e hırsızlık yapmak ve Berlin’deki elektrik kesintisi sırasında bir ATM’yi kırmaya teşebbüs etmek” suçlamalarıyla biliniyor.
Ferat Koçak’la dayanışma
Koçak hem Eralp’in hem de federal başkan Luigi Pantisano’nun üyesi olduğu, ülke çapında faaliyet gösteren Linkskanax Çalışma Grubu’ndan destek aldı. Grup Salı günü yaptığı açıklamada şunları dile getirdi: “Ferat bir hata yaptı ve bunun sorumluluğunu üstleniyor. Ancak göçmen bir yoldaşa, diğerlerine uygulananlardan farklı standartların uygulanmasına izin vermeyeceğiz. Ferat bizden biri ve onun arkasındayız.”
Sol hükümet tehlikede mi?
Sol Parti’yi olası koalisyon ortakları da hedef alıyor. Federal Meclis’teki Yeşiller Grubu Başkanı Katharina Dröge, Sol Parti’nin Koçak’ı partiden ihraç etmesini talep ederken, partinin Parlamento Genel Sekreteri Irene Mihalic de taz gazetesine şunları söyledi: “En azından Heidi Reichinnek ve Sören Pellmann’ın onu grup içinden atması gerekir.”
SPD liderleri Lars Klingbeil ve Bärbel Bas ile Genel Sekreter Tim Klüssendorf, bir Instagram paylaşımında “Antisemitik sloganların ne toplumumuzda ne de siyasetimizde yeri yoktur. Sol Parti, bu konuda hesap verecek. Saflarında antisemitizme ve çete suçlularına kesinlikle bir milimetre bile yer vermemelidir” diye yazdılar.
İsrail de katıldı
SPD ve Yeşiller, Sol Parti ile koalisyon için antisemitizme karşı açık ve bağlayıcı bir tutumu koşul olarak öne sürüyor. Karalama kampanyasına İsrail’in Almanya Büyükelçisi Ron Prosor ve Almanya Yahudileri Merkez Konseyi Başkanı Josef Schuster de katılıp Sol Parti’nin yöneteceği bir Berlin hükümetine karşı olduklarını açıkladılar. SPD ve Yeşiller’in Sol Parti’nin yöneteceği hükümete katılmamaları çağrısında bulundu. Berlin Sol Parti Eş Başkanı Kerstin Wolter suçlamaları reddederek İsrail’in var olma hakkı ile Yahudi yaşamının korunmasının partinin açık kararı olduğunu söyledi.
Öte yandan Sol Parti Genel Sekreteri Bjoern Tielebein, sağa kayma dönemlerinde demokratik partilerin bölünmesine izin vermemeleri gerektiğini vurguladı: “Biz antifaşist bir partiyiz; bunun uğruna toplama kamplarında arkadaşlarımızı kaybettik.”
Sol Parti, antisemitizme karşı sürekli kararlar alıyor ve bu kararları hayata geçirmeye çalışıyor. Tielebein, Berlin Eyalet Meclisi seçimlerinde tek kadın baş aday olan Elif Eralp’in, Yahudi yaşamını korumaya yönelik beş maddelik bir plan sunduğunu vurguladı. Şu anda Berlin düzeyinde, parti üyelerinin ihraç edilmesine ilişkin baskılar da artıyor.
Amaç CDU’yu iktidarda tutmak
Siyasi ve medya kuruluşlarının Sol Parti’ye yönelttiği saldırıların şiddeti dikkat çekici. Bir gecede, partinin “kısmen” mi yoksa tamamen “antisemitik” bir örgüt olup olmadığı sorusu “meşru ve acil bir mesele” olarak ilan edildi. Operasyonun temel amacı, seçim galibinin iktidarı devralmasını antisemitik bir sınır aşımı olarak ilan ederek CDU’yu Berlin Belediye Binası’nda tutmak. Bu noktada, seslerini duyurmayı bilen farklı etki gruplarının çıkarları bir araya geliyor. Eğer bu manevra başarılı olmazsa, örneğin SPD ve Yeşiller’in tabanı bu koalisyona zorla ikna edilemezse, o zaman en azından Sol Parti’nin belediye binasında sıkı bir denetim altında tutulması sağlanmalıdır.
Eralp: İsrail eleştirisiyle antisemitizm ayrılmalı
Sol Parti başbakan adayı Elif Eralp, İsrail hükümetinin politikalarına yönelik eleştirinin antisemitizmden ayrılması gerektiğini söylerken tartışmanın “araçsallaştırılmasına” karşı çıktı. Federal Basın Merkezi’nde (Bundespressekonferenz) Sol Parti Eş Genel Başkanı Ines Schwerdtner ve Mecklenburg-Pomeranya adayı Simone Oldenburg ile düzenlediği basın toplantısında suçlamalara karşı çıktı: “İsrail hükümetine yönelik eleştirinin araçsallaştırılmasına açıkça karşı çıkıyoruz. Ayrıca her türlü antisemitizme karşı çıkıyoruz. Bu iki konuyu birbirinden net bir şekilde ayırmaya devam etmek gerekiyor.”
Eralp, CDU’nun bu ayrımı yapmadığını ve bunun “büyük bir hata” olduğunu söyledi. Seçim sonrasında tutumunu ayrıca “Antisemitizmin benimle hiçbir şansı yok” sözleriyle dile getirmişti. SPD’nin başbakan adayı Steffen Krach, Sol Parti’nin antisemitizm konusundaki tutumunun yalnızca parti yönetiminde değil, yeni parlamento grubunun bütününde de karşılık bulmasını istedi. Yeşillerin başbakan adayı Werner Graf da Sol Parti’nin kendi içindeki antisemitizm iddialarıyla “kararlı biçimde yüzleşmesi” gerektiğini söyledi.
Arkada yatan neden
Antisemitizm tartışmasıyla gölgelenen olası Sol Parti-SPD-Yeşiller hükümeti kapsamında temel program anlaşmazlıkları arasında büyük konut şirketlerinin kamulaştırılması da var. Eralp, seçim kampanyasının başına kiraları ve konut sorununu yerleştirmişti. Seçim zaferinin ardından, 2021 referandumunda Berlinlilerin oylarıyla kabul edilen büyük özel konut şirketlerinin kamulaştırılması hedefinden geri adım atmayacağını açıkladı. SPD kamulaştırmaya karşı, Yeşiller ise buna daha açık. SPD’li Krach seçimden sonra konunun koalisyon görüşmelerinde müzakere edilebileceğini söyledi.
Olası SPD-Yeşiller-Sol hükümetinin karşısında iki ayrı çatışma ekseni var: Antisemitizm ve İsrail-Filistin politikası konusundaki güvensizlik ile konut mülkiyeti, kiralar ve sosyal politika konusundaki program ayrılığı.
Sol Parti ilk hamlesini yaptı
CDU seçimde 9,5 puan kaybederek yüzde 18,8’e geriledi ve Sol Parti’nin yaklaşık yedi puan gerisinde kaldı. SPD, yüzde 12,1 ile Berlin’de tarihinin en düşük sonucunu elde etti. Buna rağmen federal hükümet koalisyonunun iki ortağının Berlin’de Yeşiller’in katılmasıyla çoğunluğu sağlayacak bir hükümet kurmasının önünde aritmetik bir engel yok. Ancak bu, Sol Parti ile görüşmelerin sonuçsuz kalması durumunda devreye girebilecek gerçek bir alternatif.
Sol Parti ilk hamlesini yaparak, SPD ve Yeşillerle görüşmek istediğini açıkladı. Eralp hem Berlin hükümetinin başına geçme iddiasını hem de büyük konut şirketlerinin kamulaştırılması hedefini sürdürüyor. Seçim gecesi ortaya çıkan “Sol ağırlıklı üçlü koalisyon” tablosu görelileşti. Yerini daha sert ve daha açık uçlu bir koalisyon mücadelesi aldı.