
Kürt Özgürlük Hareketi gerilla güçlerinin geri çekilişini durdurarak AKP Hükümetine uyarı yapmıştı. Toplumda da demokratikleşmeye yönelik adımlar atılması beklentisi artmıştı. Son paket böyle bir ortamda hazırlandı ve açıklandı.
Açıklananlar AKP’nin Kürt sorununu çözme zihniyeti ve niyetinin olmadığını ortaya koymuştur. Çünkü Kürtleri bir toplum olarak tanıma, muhatap alma ve taleplerini yerine getirme zihniyeti ve yaklaşımı yoktur.
Bu paketle ilgili yapılan tartışmalar büyük oranda yanlıştır. Açıklanan şu bu konu Kürt sorununun çözümünde ne anlama geliyor, gibi tartışmalar sorunu özünden uzaklaştıran, daha doğrusu sorunu çözmemeyle ilgili tartışmalardır. Kürt sorunu ile ilgili doğru bir zihniyetten, yaklaşımdan ve çözümden söz edilecekse ilk önce uygulanan yöntem, tarz ve yola bakmak lazım. Kürtlere ve Kürt toplumunun temsilcilerine yaklaşıma bakmak lazım. Bu konularda doğru bir anlayış yoksa, kesinlikle o sorun çözülmez. Çözüm için yapıldığı söylenen şeyler ise aldatma, oyalama olur; sorunun çözümüne yaklaşmamak olur. Bu açıdan yöntem, tarz ve yaklaşım içeriği ve özü belirler değerlendirmesi çok isabetlidir.
İlk önce Kürtler bir toplum olarak görülüp toplumsal haklara sahip bir ulus ve halk olarak görülüyor mu? Bu açıklanan paket bir daha Kürtlerin bir ulusal topluluk olarak görülmediğini göstermiştir. İsteyen özel okullara gidip eğitim görür, denilmesi bunu ifade etmektedir. En ileri olduğu söylenen bu adımlar en iyimser yorumla bile Kürtlere bireysel haklar çerçevesinde bir yaklaşım gösterildiğini ortaya koymaktadır.
Kürtleri bir toplum olarak tanıyıp siyasi temsilcilerini muhatap alıp müzakere yapmadan sorun çözülmez. Ancak bu pakette olduğu gibi Kürt’ün iradesini ve taleplerini dikkate almayan göz boyama adımları çıkar.
Kürt Halk Önderi ve siyasi temsilcileri kendi politikasını uygulamada bir araç olarak görülerek sorun çözülmez; daha da ağırlaştırılır. Bugüne kadarki görüşmeler bir oyalama zemini yapılmıştır. Zaten AKP’nin şimdiki yaklaşımı sorunu çıkmaza sokmak ve ağırlaştırmak anlamına gelmektedir.
Sen çatışmasızlığı sağlatan, gerilla güçlerini geri çeken Kürt Halk Önderini Kürtler adına muhatap almadan ve müzakere yapmadan sorunu nasıl çözeceksin? Kürtlerin ne istediğine nasıl karar vereceksin? En başta da Kürtlerin siyasi temsilcilerini dışlayarak, ben böyle temsilci tanımam, diyerek sorunu nasıl çözeceksin?
Dünyada böyle çözülmüş tek bir ulusal sorun yoktur. Bu yaklaşımın 95 yıllık yaklaşımdan hiçbir farkı da yoktur. Kürt sorununu yaratan yaklaşım devam etmektedir. Kürt’e ve Kürtlerin temsilcilerine doğru bir yaklaşım olmadan sorununun çözümü için adım atıldığını söylemek siyasi olarak ahlaksızlıktır; Türk devletinin sömürgeci ve kültürel soykırımcı politikalarına onay vermektir. AKP’nin bu yaklaşımları “yetmez, ama evet”le açıklanacak yaklaşımlar değildir. Kürt sorununu çözmede ya doğru yaklaşım vardır ya da yoktur. Doğru yaklaşım olsa o zaman bazı şeyler bugün yapılır, bazı şeyler bir yıl sonra yapılır. Bu ayrı bir konudur. Ama Kürtler bir toplum olarak tanınmıyor, temsilcileri muhatap alınmıyor ve müzakere yapılmıyorsa o zaman soruna yaklaşım tümden yanlıştır. Atıldığı söylenen tüm adımlar da çözümle ilgili değildir. Bunu anlamadan Kürt sorunu anlaşılamaz. Bu gerçeği görüp anlamadan konuşulan da yanlış konuşmalardır, toplumu aldatmalardır.
Kürt Halk Önderi üç şey öne sürdü. Birincisi, kendi durumu müzakereye uygun hale getirilecek. Birçok kesimle görüşme imkanı olacak. İkincisi, demokratik siyaset ve demokratikleşme ortamı için adımlar atılacak. Bunun için sekiz komisyon oluşmasını önermiştir. Üçüncüsü, müzakerelerde gözlemci olacak ve müzakere döneminde yaşananları takip edecek ve geçmişten bugüne sorunların çözümünü engelleyen faktörleri araştırıp açığa çıkaracak komisyonlar kurulacak.
Bu süreci başlatan Kürt tarafı, Kürt Halk Önderi, Kürtlerin temsilcisi dikkate alınmadan, “ben bunları tanımam, dikkate almam ve bildiğimi okurum” denilirse tabii ki çözüm süreci ilerlemez. Nitekim ilerlemiyor da. AKP yandaşlarının ve yardakçılarının söylediklerinin tersine paket çözüm sürecini ilerletmemiş, bu süreci tıkayan ve çözümsüz bırakan bir siyasal ortam yaratmıştır.
Kürt halkı ve Türkiye kamuoyu sorunun çözülmesi için bu süreci desteklemiştir. AKP ise çözüm için doğru yaklaşacağına, süreci sabote eden tutumlar göstermiştir. Şimdiye kadar sorunu çözmeyen ve çatışmaları şiddetlendiren anlayışını sürdürmüştür.
Kürt sorunu bir toplumun sorunudur. Bu toplum ve siyasi temsilcileri muhatap alınacak ve sorun onlarla oturulup çözülecektir. Buna gerek yok diyenler, sorunu çözümsüz bırakmak isteyenlerdir ya da iradesiz ve köle olmaya alışmış ve alıştırılmış olanlardır.