DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek hakkında “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla açılan davada üst sınırdan 8 yıl 9 ay hapis cezası verildi. Yüksek hakkında yakalama kararı çıkarıldı. DBP MYK’sı karara tepki göstererek, “Cezalandırılmak istenen halkın demokratik siyaset hakkıdır” dedi. Yükse de aynı dosya kapsamında ve aynı mahkeme tarafından daha önce tahliye kararı verildiğini hatırlatarak, “Acaba ne değişti de mahkeme örgüt üyesi olma suçlamasıyla hem de üst sınırdan hızla ceza verip aynı zamanda tutuklama kararı çıkarıldı?” diye sordu. 

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanı Kamuran Yüksek hakkında “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davada karar çıktı. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya Yüksek katılmazken, avukatları hazır bulundu. Mahkeme, avukatların bütün taleplerini de reddetti. Avukat savunmaları ardından kararı açıklayan mahkeme, Yüksek’e “Örgüt üyesi olduğu” iddiasıyla 8 yıl 9 ay hapis verdi. Cezayı üst sınırdan veren mahkeme, Yüksek’in “hükmen tutuklanmasına” ve hakkında yakalama kararı çıkarılmasına karar verdi. 

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında 10 Mayıs 2016’da gözaltına alınıp, 13 Mayıs’ta tutuklanan Yüksek, 7 Ekim 2016’da görülen ilk duruşmada tahliye edilmişti.

Siyaset hakkı cezalandırılıyor

DBP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) yazılı açıklama yaparak, karara tepki gösterdi.

DBP MYK’nin “Kamuran Yüksek şahsında cezalandırılmak istenen halkın demokratik siyaset hakkıdır” başlıklı açıklaması şöyle: “Eş Genel Başkanımız Kamuran Yüksek’e sadece konuşmalarından dolayı verilen 8 yıl 9 ay hapis cezası Türkiye’de hukukun nasıl çiğnendiğinin kanıtı niteliğindedir. Herkes bilmeli ki biz siyaset yapmayalım diye siyasi iktidarın engellemeleriyle karşı karşıyayız. Biz bu engelleri mücadele ile aşarak var olduk. Mücadelemize de kesintisiz şekilde devam etmekten asla geri durmayacağız.

Eş Genel Başkanımız Kamuran Yüksek şahsında aslında cezalandırılmak istenen halkın demokratik siyaset hakkıdır, temsil edilmesinin engellenmesidir. Demokratik siyaseti engelleyenlerin uyguladıkları politikalar başta Kürt sorunu olmak üzere Türkiye’nin demokratikleştirilmesinin engellenmesinden öte bir anlam taşımamaktadır. Siyasi eleştirilerimizin ağır cezalarla sonuçlanması, siyasetin doğrudan engellenmesidir.

Partimize yönelik gerçekleşen tüm saldırılar karşısında halkımızdan aldığımız güçle her alanda mücadelemizi yükselteceğiz.”

Yüksek sordu: Ne değişti?

8 yıl 9 ay hapis ve tutuklanmasına yönelik yakalama kararına ilişkin DBP Eşbaşkanı Kamuran Yüksek de yazılı açıklama yaptı. Yüksek’in açıklaması şöyle: “Hakkımda Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından bugün örgüt üyesi olmak suçlamasıyla 8 yıl 9 ay hapis cezası ve tutuklama yönünde yakalama kararı verildi. 

Aynı dosya kapsamında ve aynı mahkeme tarafından 5 ay süreyle tutuklu yargılanırken 7 Ekim 2016’da örgüt üyesi olma suçunun oluşmadığı, suç vasfının değişebileceği değerlendirmesiyle tahliye kararı verilmişti. 

Aradan geçen kısa süre içerisinde acaba ne değişti de mahkeme örgüt üyesi olma suçlamasıyla hem de üst sınırdan hızla ceza verip aynı zamanda tutuklama kararı çıkarıldı? 

Dava dosyasına yeni bir delil sunulmamasına, aksine savunma hakkımız çerçevesinde soruşturmanın genişletilmesi, tanıkların dinlenmesi, delillerin araştırılmasını talep ettiğimiz halde bunların hiçbirini kabul etmeyip hızla karar verilmesini hukuk çerçevesinde değerlendirmek mümkün müdür? 

Net olarak görülmektedir ki birçok yargılamada olduğu gibi, daha önce tahliye kararı veren mahkeme üzerinde baskı da oluşturularak hakkımda siyasi bir karar alınmıştır. 

Bu karar Türkiye’de yargı ve siyasetin içinde bulunduğu durumu bir kez göstermektedir. Bizlerin şahsında Kürt siyaseti ve muhalefet üzerinde nasıl bir baskı olduğunu özetlemektedir. Partimin programı ve Türkiye’de yaşanan gelişmeler çerçevesinde sadece yaptığım açıklamalar üzerinden böyle bir kararın çıkması, siyaset yapmak, düşünce ve fikir özgürlüğünün olmadığını bir kez daha en açık şekilde göstermiştir.

Ben ve aynı koşullara maruz tüm arkadaşlarımız, Kürt sorunu çözülüp halkımız haklarına kavuşuncaya ve Türkiye’de herkesin özgürce yaşayabileceği demokratik koşullar oluşuncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. 

Umudumuzu asla kaybetmeyeceğiz, her şeye ve tüm olanlara rağmen vazgeçmeyeceğiz. Bizlere ve halkımıza zulüm ve baskıyı reva gören zihniyet kaybedecek ve mutlaka kazanacağız.” 


Siyasi soykırıma devam

AKP yönetimindeki Türk devletinin siyasi soykırım operasyonları aralıksız devam ediyor.

Urfa ve ilçelerinde 18 Mart’ta başlayıp süren polis baskınlarında 2014 Amara yürüyüşüne katıldıkları ve sosyal medya paylaşımları ile “Örgüt propagandası yapmak” ve “Cumhurbaşkanı ile devlet büyüklerine hakaret etmek” iddialarıyla gözaltına alınan 60 kişi, emniyet sorgularından sonra Urfa Adliyesi’ne çıkarıldı. Çok sayıda yurttaşın adliye önünde takip ettiği yargılamada, 22 yurttaş tutuklanıp Urfa T Tipi Cezaevi’ne gönderildi.

Antep’te 18 Mart’ta gözaltına alınan 18’i üniversite öğrencisi 22 kişi adliyeye sevk edildi. HDP İl Eşbaşkanı Güler Erta’nın da aralarında olduğu 22 kişi savcıya “Örgüt propagandası” ve Örgüt üyeliği” iddiasıyla ifade verdi. Tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edilen 22 kişiden öğrenciler Nîsa Yilmaz, Hatîp Baran, Ahmet Zengîn, Mehmet Oktay Çakir, Îbrahîm Acar, Denîz Înanil, Berfîn Soylemez ile Mustafa Tunç ve Semra Çelîk adlı yurttaşlar aynı iddialarla tutuklandı. Tutuklananlar Antep H Tipi Cezaevi’ne gönderildi.

Siirt’te 9 Mart’ta yapılan eş zamanlı ev baskınlarında gözaltına alınan HDP Siirt İl Yöneticisi Mehmet Polat ve HDP Merkez İlçe Yöneticisi Hayrettin Özdemir, emniyet ifadeleri ardından adliyeye çıkarıldı. Savcılık ve mahkemede ifadeleri alınan Polat ve Özdemir, “örgüt üyeliği” ve “örgüte yardım ve yataklık” iddiasıyla tutuklandı. Tutuklanan Polat ve Özdemir Siirt E Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderildi. 


  AMED