AKP'nin anlı şanlı 2023 hedeflerini özetleyelim: Dünyanın onuncu büyük ekonomisi olmak; 500 milyar Dolarlık yıllık ihracat; kişi başına 20.000 Dolarlık gelir düzeyi; dünyanın en büyük havalimanı, "Kanal İstanbul" gibi mega projeler, kısacası çağ atlamış bir Türkiye masalı...
Peki 9 yıl sonrası için vaat edilen bu cennetin gerçekleşebileceğine dair herhangi bir ipucuna sahip miyiz? Yoksa tam tersine Erdoğan ve hükümetinin icraatları 2023'te bu ülkeye cehennemin kapılarını mı açacak?
Geleneksel devlet sınıflarının Kürtlere açtığı kirli savaşın devletin bütün hayat damarlarını tıkadığı bir süreçte Batı emperyalizminin hem kapitalist sistemle uyumlu bir İslam projesinin gereği olarak ve hem de stratejik güvenlik ihtiyacının tezahürü anlamında desteklediği ve iktidara yürüyüş yolunda hemen bütün engelleri kapsamlı operasyonlarla temizleyerek önünü açtığı Erdoğan ve AKP'sinin iktidarı 2010'lu yıllara kadar Amerika ve Avrupa'nın destek rüzgarlarını da arkasına alarak global kapitalizmin konjonktürel mali politikalarının da yardımıyla alt ve orta sınıfları hedefleyen bir umut yarattı. Özel savaşın binbir suça bulaştırarak çürüttüğü muhalefetin zavallı çaresizliğinden de güç alarak "yeni Türkiye"umudunu seçim zaferlerine dönüştürebildi.
Ancak kaderin garip bir cilvesi olarak her zafer onu, yani Erdoğan ve partisini karanlık bir sona doğru iteklemeye başladı. Sınırsız bir iktidar sarhoşluğu amansız bir hastalık gibi bedeni sardıkça körleşmeye, sağırlaşmaya, küçümsemeye, aşağılamaya yöneldi. Demokratik, özgürlükçü bir barış ortamında zenginleşme vaadleri yerine iktidardaki yerini despotlukla sağlamlaştırma amaçlı bir çizgi tutturuldu. Ülkede etnik ve dinsel ne kadar çelişki varsa bunları daha da derinleştirip ayrıştırarak kendisine sünni bir fanatik taban yarattı ve devlet imkanlarını tamamen bu tabana yönlendirerek bu zemin üzerinden bir diktatörlük inşasına girişti. Devlet işleyişindeki en özerk kurumları bile hoyratça dağıttı ve kendisine bağladı. Gazetelere emirle manşet attırmaktan muhalif olarak gördüğü kapitalist işletmelerin üzerine maliyeciler ordusu sürmeye kadar akla hayale gelebilecek bütün baskı metotları kullanılarak neredeyse bütün bir toplum teslim alındı. Bu karanlığa bir isyan olarak başlayan Gezi Direnişi de muazzam bir şiddetle ve devletin bütün algı saptırma imkanları kullanılarak ezilmeye çalışıldı.
Ülke dışında ise karikatür düzeyinde bir "yeni Osmanlıcılık" doktrini temelinde bir tür emperyal yayılmacılık siyaseti izlenmeye ve bu temelde yeni bir Türk milliyetçi dalgası yaratılmaya çalışıldı. Mısır'da Müslüman Kardeşler iktidarından Sudan'da katliamcı El Beşir'e ve nihayet El Nusra çetelerinden DAİŞ fanatizmine kadar ne kadar karanlık ittifak varsa hepsi denendi. Enver Paşa'nın "Pan Turanizm" hayali şimdi biraz Arap soslu "Pan Sünniizm" şeklinde tezahür etmekte.
Peki sonuç nedir? Uluslararası yalnızlık, daralan bir ekonomi, savaş ve katliamlara kapı açan, halklar arası boğazlaşmaları tetikleyen ve fanatizmi iktidarının tek güvencesi sayan bir soysuzluk! İşte size Erdoğan rejiminin kısa hikayesi. Biliniz ki trajik sonlarına doğru delice koşuyorlar. Evet, kan dökecekler ama kendi kanlarında boğulup gidecekler! 2023ü göremeden...