İsveç’te Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AKP’li yöneticiler hakkında soykırım ve insanlık suçundan Stockholm Uluslararası Savcılığı’na başvuran Çevre Partisi Yeşiller ve Sol Parti üyeleri başvurudan sonra düzenledikleri basın toplantısında, Erdoğan’ın suçlu olduğunu gösteren güçlü kanıtlar olduğuna dikkat çektiler.
Savcılığa suç duyurusunda bulunan Çevre Partisi Yeşiller Milletvekilleri Annika Lillemets, Valter Mutt, Carl Schlyer ve Jabar Amin ile Sol Parti Milletvekili Amineh Kakabaveh parlamentoda düzenledikleri bir basın toplantısıyla yaptıkları suç duyurusunun içeriğini kamuoyu ile paylaştılar. Valter Mutt, Erdoğan ve diğer Türk yetkililerinin gerçekleştirdikleri suçları gösteren güçlü kanıtlar olduğunu ve savcılığın soruşturma başlatacağına inandıklarını söyledi.
Erdoğan İsveç’te tutuklanabilir
Carl Schlyer, Erdoğan'ın kendi ülkesinde korumakla mükellef olduğu halka karşı işlediği suçların siyasi ve hukuki sorumluluğundan kurtulamayacağını göstermek için savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını belirttikti. Schlyer; “Erdoğan AB ile sığınmacılar için yaptığı anlaşmayla milyonlarca insanı rehin almak istiyor. Ama adalet mekanizması bu siyasi oyuna değil kanıtlanmış suçlarına bakarak karar verecektir” dedi.
İsveç'te yürürlükteki 2014: 406 sayılı yasanın oldukça açık olduğu ve Erdoğan'ın işlediği suçların, soykırım, insanlık ve savaş suçu kapsamına girdiğini belirten milletvekilleri, sorumluların soykırım suçundan 4 yıl ile ömür boyu, insanlık dışı uygulamalar yapma suçundan 6 yıl ve savaş suçundan 6 yıl hapis cezasına çarptırılmasını talep ediyorlar.
İsveç medyası yoğun ilgi gösterdi
Erdoğan'a yönelik suç duyurusuna İsveç medyası geniş yer verdi. İsveç'in en fazla izlenen televizyonu TV 4'da konunun ele alındığı bir programda hukuk uzmanları, Erdoğan'a yönelik çok ağır suçlar yöneltildiğini, İsveç'e gelmesi durumunda geçmişte Şili diktatörü Pinochet'e yapıldığı gibi Erdoğan ve Türk yetkililerin tutuklanabileceklerini söylediler.
BM raporları kanıtlar arasında
Milletvekilleri, savcılığa yaptıkları suç duyurusunda Temmuz 2015-Aralık 2016 tarihleri arasında Türk ordusunun Şırnak, Cizre, Silopi ve Sur'da birçok semti yerle bir ettiğini, halk arasında dehşet yaydığını ve insanları topraklarından sürdüğünü söylüyorlar.
Kanıt olarak da Birleşmiş Milletler, Uluslararası Af Örgütü, Mazlum-Der ve İnsan Hakları Derneği'nin yayımladığı raporları ve katliam ve yıkımlardan sonra Cizre, Silopi ve Nusaybin'de çekilen resimleri gösteriyorlar.
MURAT KUSEYRİ/ANF/STOCKHOLM